Ekonomi kitaplarının özetinde... Şu ifade... Tartışmasız hep “kral cümle” olarak kabul edilir... ...Ve, yine hep... Hayli anlamlı ve ağır bir karşılığı vardır: “Geçim sıkıntısı içinde olmak, borçtan kurtulamamak ve gelir ile giderini denkleştirememek...”

O zaman...
Kalbimizin sesini dinleyip şu soruyu sormak şart oluyor:

“Neden bunca yıllardır iki yakamız bir araya gelmiyor?”

*

Milletçe bizim “iki yakamızın isyanı” hiç de yeni değil...
Hatırlayın...

1990 - 2002 arasında da...
Ekonomik bunalım vardı...

O bunalımın temeline de "siyasi iktidarsızlık" çökmüştü...
Üstelik...
O iktidarsızlık sona erecek gibi değildi...
Şaka gibi ama...
O dönemde...
Altı farklı başbakan görev yaptı ve...
11 farklı hükümet kuruldu...
Sayarak hatırlayalım:

Mesut Yılmaz... Süleyman Demirel... Erdal İnönü... Tansu Çiller... ‘tekrar) Mesut Yılmaz... Bülent Ecevit...

*

Sade vatandaş...
O günlerde de...
“Cep delik, cepken delik!” diyordu...
Soralım birbirimize:

“Sizce bugün, o günlerden farklı mı?”

Ne gezer!
Hatta...
Bugünlerin ekonomik sıkıntısı “beterin beteri” konumunda!
Hayatın zorluğu / sıkıntısı yetmezmiş gibi...
En kocaman bela ise şu:

“Çocuklar yeterli beslenemiyor!”

Oturup ağlayacaksak...
Asıl bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak gerek...
Çünkü...
Yoksulluk artık “anne karnında” başlıyor!

*

Çok değil...
Bir yıl önceki araştırmalara göz atarsanız...

Anne karnından başlayan yoksulluk...

Çocukların yaşamlarını sadece bugünleri değil, yarını da şekillendiriyor... Çünkü...

“Yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği...
Eğitimden kopuş çoktan başladı; zirvede dolaşıyor!”

*

Daha acısı var...
Her olumsuz tablo birbirini tetikliyor...
Bakın, mesela...
Yeni doğmuş bebeğin...
Sağlıklı beslenemeyen annesi...
Süt üretemiyor...
Mama alamayan aileler...
Bebeklerini şekerli suyla beslemeye çalışıyor...
Sonunda...
Altı yaşındaki çocuğun boyu “1 metre”yi bile bulmuyor!..

Nedeni belli:
Yeterli beslenemiyor!

O zaman...
Gözümüzün önüne getirelim...
N'olacak 16 /17 yaşında o delikanlının görüntüsü?
20 yaşına geldiğinde...
Bakın burada yazıyorum:

“O gençler geçmişteki fotoğraflarına bakmak bile istemeyecektir!

*

Çarşıya – pazara çıkanlar iyi bilir:
Neredeyse “tek yumurta” 10 TL.'ye koşuyor!
Eğer...
Dar gelirli vatandaş bir yumurta bile satın alamıyorsa...
Bunun derdini / sıkıntısını kim üstenecek?

*

Bitiriyoruz...
Neyle?
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kıdemli İstanbul Milletvekili (*)İlhan Kesici’nin...
Beş buçuk yıl önce...
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı tarihi konuşmanın...
Bir bölümü şöyle başlıyor ve bitiyordu:

“Ekonomilerin yönetiminde sihir yoktur, sihirbaz yoktur...
Yani ekonomi yönetiminde...
Hiç kimse sihir sahibi değildir, sihirbazlık da yapamaz...
O zaman öyle güzel bir insan bulalım ki...
Bu ekonomi yönetiminin başına geçirelim...
Bu ekonomiyi kalkındırsın...
Ya da...
(*) “Allame-i cihan” birini bulalım ki, zaten yok böyle bir şey...
Hep bizim gibi ekonomisi sıkıntılı olan ülkelerde...
Daha çok geçerli olmak üzere söylüyorum bunu da:
Ekonomi yönetimlerini bekleyen en önemli tehlikelerin başında...
Kötü günlerin geride kaldığı, kötü günlerin geride kalacağını anlatan şu “inanılması zor” cümledir:

(Artık kötü günlerimiz geride kalmıştır, bundan sonra önümüz açıktır, ufkumuz açıktır...)

Diyorsa kimileri(!)...
O ekonomi yönetiminin başarılı işler yapması...
Fevkalade zor olur...
Şunu unutmayalım...

Anne karnından başlayan yoksulluk...

Çocukların yaşamlarının yalnızca bugünü değil...
Yarını da şekillendiriyor..."

Nokta...

(*) “Allame-i cihan: Çok bilgili olmak...”

Hamiş: (*)İlhan Kesici: 1977-1993 arasında Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) çalıştı, 1991 - 1993 yıllarında DPT Müsteşarı olarak görev yaptı... 20. dönem TBMM'de Anavatan Partisi Bursa Milletvekili; 23, 25., 26. 27. ve 28. dönem TBMM'de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili olarak yer aldı...

Sonsöz: "Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur... / Hz. Mevlana...