Aralık ayının son günleriydi ve... Şu yaşlı dünya... 1995 yılını geride bırakmaya hazırlanıyordu... Hava buz gibiydi... Saatler gece yarısının çoktan geride kaldığını gösteriyordu... Hürriyet Gazetesi’nin... İzmir Haber Müdürü Erdal İzgi’nin telefonu ısrarla çalıyordu... Deneyimli gazeteciye göre... Bu saatteki aranma “hayırlı” olamazdı...
Haklı çıktı tahmininde...
“Figen Akat” adını taşıyan kargo gemimiz...
“25 Aralık” gecesi...
Ege Denizi’nde, Bodrum’a altı kilometre (3.8 mil) kala...
Gümüşlük açıklarındaki...
“Kardak Kayalıkları”nda karaya oturmuştu...
Yunan yetkilileri...
“Figen Akat”ın kaptanına telsizle “yardım edelim” dedi...
Kaptan teklifi kabul etmedi...
Çünkü...
O’na göre kayalıklar Türk kara sularındaydı...
Nitekim...
Gemi kaza yerinden kendi motorlarıyla kurtulmayı başardı...
Ne var ki...
Zifiri karanlığın ortasında...
Uluslararası bir kaos başlamıştı bile!
*
Ve, olanlar oluverdi bi’anda...
Zaten “yüksek gerilim” hiç eksilmeden sürüyordu...
Sonunda...
Yeni yılın ilk ayının (26 Ocak 1996) sonuna doğru...
Komşu’nun Kalimnos Adası belediye başkanı...
Bir grup Yunan vatandaşıyla...
Kardak kayalıklarına giderek Yunan bayrağı dikti(!)
Ürperdiniz di’mi?
Eskilerin dediği gibi...
“Komşu”, adeta inatla kaşınıyordu!
Haddini bildirmek farz olmuştu...
27 Ocak’ta...
Hürriyet İzmir’den üç yürekli gazeteci...
(Aykut Fırat... Cesur Sert... Mehmet Demirpolat...)
Hürriyet İzmir Temsilcisi merhum Nedim Demirağ’ın talimatıyla...
Sabaha karşı...
Kardak kayalıklarına helikopterle iniş yapıp...
“Dünya tanık olsun diye...”
Yunan bayrağını indirdi ve yerine Türk bayrağı dikti...
Bu operasyon “Komşu”ya...
Çok açık ve net, “Haddini bil...” anlamına geliyordu...
...Ve, Türkiye 29 Ocak’ta...
Dünyanın gözü önünde...
Yunan askerlerinin “Kardak Kayalıkları”ndan resmen çekilmesini istedi...
Ne var ki...
Yunanistan taleplerimizi reddetti...
Tam da o gece (29 Ocak 1996) başkent Ankara’da...
Dönemin başbakanı Tansu Çiller...
Dışişleri Bakanı Deniz Baykal ve...
Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya...
“Yunanistan'a nasıl karşılık verilecek?”
Başlığı ile üzerine toplanmıştı...
Başbakan Tansu Çiller ise...
Tarihe geçen!
“O bayrak inecek, o asker gidecek...”
Sözleriyle Türk askerinin savaşa hazır olduğunu belirtti...
Bununla da kalmadı...
Ertesi akşam kayalıklara asker çıkarılmasını istedi...
*
30 Ocak gecesi, Türkiye’nin Sualtı Taarruz timleri...
Yunan askeri bulunmayan Batı Kardak’a...
Gizli bir operasyon yaptı...
Komşu’nun ruhu bile duymamıştı!
Sonunda...
Amerika Birleşik Devletleri devreye girmek sorunda kaldı!
Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton arabulucu oldu ve...
Nihayet düğüm çözüldü...
Hem Türk tarafı hem de Yunan tarafı...
Askerlerini kayalıklardan çekip bayraklarını indirdi...
31 Ocak sabahı ise güneş doğarken...
(25 Aralık 1995 / 30 Ocak 1996 (1 ay, 5 gün süren)
Savaş krizi sona erdi...
*
Bitiriyoruz...
Belki unuttuk, belki hatırlamakta zorlanıyoruz...
Ne Türkiye ne de Yunanistan...
Kardak Kayalıkları üzerindeki haklarından hiç vazgeçmedi...
Bu nedenledir ki...
Bölge, tarafların herhangi bir eylemine açık...
Ve dahi potansiyel bir kriz noktası olmayı sürdürüyor!
Zaten...
O kayalıkların statüsü uluslararası düzeyde kesinleşmediği için...
Baş ağrıtan o bölge...
İki “komşu ülke”nin anlaşmazlık konusu olarak...
Rafta(!) duruyor...
Aidiyet kime ait; o da belli değil!
Nokta...
Hamiş: Kardak krizi patladığında Yunan sanatçı Mikis Teodorakis, Zülfü Livaneli'yi arayıp beraber bir barış konseri teklif eder; Livaneli kabul eder... Konser, Kardak'a en yakın Kalimnos adasında yapılacaktır... Kalimnos’un Belediye Başkanı, konuşmak için kürsüye çıkar ve “Barbariki, Turkiki” gibi sözler sarf edince, Livaneli, konseri protesto etmeyi aklından geçirirken sahneye çağrılır... Livaneli kıvrak zekasıyla herkese iyi akşamlar diledikten sonra; şu sözlerle adeta ders verir: “Biraz önce belediye başkanının konuşmasından Yunanca bilmediğim için hiçbir şey anlamadım ama tahmin ediyorum ki; (Ey Türk dostlarımız, bu barış konserine hoş geldiniz!) der ve Kalimnos’un başkanına şöyle seslenir: (Ne yazık ki bütün politikacılar sizin gibi değil, kendi kariyerleri için savaş çıkarmaya bile hazır, durmadan nefret tacirliği yapan küçük politikacılar da var...) Nitekim Livaneli alkış yağmuruna tutulur...”
Sonsöz: “İyilerle herkes dost olur; asıl kötülere kucak açacaksın ki tedavi olsunlar, iyileşsinler... Bizim ilahi amacımız kalbi kötü olanları iyi yapmaktır... / Hz. Mevlana...”