Belli bir yaşın üstündekiler iyi bilir...
Bu yazı...
Siyasetçi bir “Baba ile Oğul”un kısacık ama anlamlı öyküsüdür...

*

Başlıyoruz...
Babasının (Prof. Dr. Necmettin Erbakan) tarihe mal olan...
Unutulmaz “ışıklı”(*)veciz sözleri vardı...
Mesela...

“Bir çiçekle bahar olmaz; ama her bahar bir çiçekle başlar...”

*

O baba aynı zamanda “Milli Görüş” ideolojisinin kurucusuydu...
17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla “Millî Nizam Partisi”ni kurdu...
Yıllar sonra da...
“Refahyol Hükümeti”ni hayata geçirdi...
Takvimler 1974 yılını gösterirken...
Bülent Ecevit liderliğindeki...
Cumhuriyet Halk Partisi ile kurulan koalisyon hükümetinde...
Başbakan yardımcısı ve devlet bakanı koltuklarında siyaset yaptı...
Birkaç yıl sonra (1 Ocak 1979)...
Oğlu Fatih Erbakan dünyaya geldi...

*

Baba Erbakan, “28 Şubat” sürecinde istifaya zorlandı...
Partisi kapatıldı...
Beş yıl süreliğine “siyaset yasağı” getirildi...
Milli Görüş'ün kurucusu Necmettin Erbakan...
Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in...
“Yastık altındaki dolar ve altınları bozdurun” çağrısını eleştirmişti...
Yaşasaydı...
Bu dünyaya veda ettiği tarihi süreçte...
Bu ayın (Şubat) 27’sinde “100 yaşını” kutluyor olacaktı...
Unutulmaz siyasi sözlerinden biri de...
Müthiş etkileyiciydi...
Aynen şöyle:

“Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz...”

*

Aradan yıllar, yıllar, yıllar geçti...
Necmettin Erbakan’ın oğlu “Ali Fatih”...
Başkent Üniversitesi’nden...
Elektrik Mühendisi unvanıyla mezun oldu...
Babasının yolundan gitmeye kararlıydı...
Takvimler 23 Kasım 2018’işaret ederken...
Millî Görüş ideolojisine bağlı “Yeniden Refah Partisi”ni kurdu...
...Ve bugünlere taşımayı başardı...

*

İşte, o günlerden önemli bir anı...
Merhum Necmettin Erbakan anlatıyor yıllar önce:

“Bize soruyorlar: (Bir bilim adamı olarak kalıp, ilmî buluşlara imza atsaydınız, insanlığa bu şekilde hizmet etseydiniz daha iyi olmaz mıydı?) Baba Erbakan’ın cevabı ise aynen şöyle:

“Bir üniversitede profesör olabilirsiniz... Nobel ödülleri de alabilirsiniz; ama ülkenizin insanı aç ise, sefalet ve zorluklar içerisindeyse, dünyada 300 bin yoksul çocuk açlıktan ölüyorsa, sizin Nobel ödülleriniz ne işe yarar?"

*

İnanır mısınız; önceki gün...
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan...
Diyanet’in 2026 yılı için açıkladığı fitre bedelini yorumlarken...
Adeta...

Babasının yıllar önce bugünlere ışık tuttuğu gibi...

Yaşam maliyetlerinin...
Ramazan ayında vatandaşın yükünü ağırlaştırdığını savundu ve...
Bu günlerin “ekonomi politikaları”nı eleştirdi...
Bununla da kalmadı...
Ramazan ayının milyonlarca vatandaş için...
“Geçim Mücadelesi”ne dönüştüğünü üstüne basa basa hatırlattı...

Türkiye halkının dikkatlerini çekti...

Whatsapp Image 2026 02 19 At 07.29.12

*

Toplumun geniş kesimlerinin “yardıma ihtiyaç” duyduğunu...
Dile getiren Fatih Erbakan...
Önceki gün hükümet’e şöyle sesleniyordu:

“Türkiye’nin yarısını zekata muhtaç hale getirdiniz...”

Fatih Erbakan neden böyle konuşuyordu?
İşte cevabı:

“Diyanet 2026 fitre bedelini 240 lira olarak açıkladı... Dört kişilik bir ailenin iftarı ortalama kişi başı 240 liradan 960 lira yapar... Bu da Sahurla birlikte günlük 1.920 TL. demektir... Ramazan 30 gün olduğuna göre bir aylık iftar ve sahur bedeli 57 bin 600 liraya ulaşıyor...”

(*) Veciz: “Anlamlı ve etkili sözler...”

Nokta...

Hamiş: Ramazan; sabrı, yardımlaşmayı ve paylaşmayı hatırlatan özel bir aydır... İftar sofraları ise; gönüllerin birleştiği, duaların yükseldiği manevi buluşma anlarıdır... Bu nedenle gönderilen küçük bir mesaj bile büyük bir gönül bağı kurabilir...

Sonsöz: Zekât, kişinin isteğine bırakılmış bir yardım değil, yoksulun, zenginin zimmetindeki hakkı yerine getirmek mecburiyetinde olduğu bir görevdir... Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: “Onların (zenginlerin) mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır... (Zâriyât, 51/19.)”