Pamuk Gibi Bir İsim, Sert Bir Tasarruf... Bazı soyadları vardır; bir insanın karakterini anlatmak için uzun cümlelere ihtiyaç bırakmaz.
Andaç Pamuk da bu nadir örneklerden biridir. “Pamuk” kelimesi, yumuşaklığı çağrıştırır ama aynı zamanda saflığı, temizliği ve dürüstlüğü de ifade eder. Andaç Pamuk’un kamu görevindeki duruşu da tam olarak bu anlamı taşımıştır: kırıcı olmayan ama omurgasız da olmayan, uzlaşmacı ama ilkesiz hiç olmayan bir yönetim anlayışı.
Andaç Pamuk, 20 ay boyunca İz Teknoloji Genel Müdürlüğü görevini yürüttü. Bu süre kısa gibi görülebilir; ancak kamu yönetiminde doğru bir anlayışla çalışıldığında iz bırakmak için yeterlidir. Göreve geldiği ilk günden itibaren kurumu kişisel hırsların, iç çekişmelerin ve günü kurtaran kararların dışına çıkarmaya çalıştı. Herkesin söz söyleyebildiği, eleştirinin düşmanlık sayılmadığı, emeğin karşılık bulduğu bir kurumsal iklim yaratma çabası içindeydi.
En dikkat çekici yönlerinden biri şuydu:
Her olaya yapıcı yaklaştı. Sorun aramadı, çözüm üretti. Suçlu ilan etmek yerine anlamaya çalıştı. Bürokrasiye sinmiş “ben yaptım oldu” anlayışını değil, ortak aklı ve kurumsal sorumluluğu önceledi. Kapalı kapılar ardında karar alan değil, yüz yüze konuşmayı tercih eden bir yönetici profili çizdi.
Bu yaklaşım, kamu kurumlarında her zaman alkışlanmaz. Çünkü yapıcılık; bazen alışılmış konfor alanlarını bozar, yerleşik düzeni rahatsız eder. Dürüstlük ise çoğu zaman sessiz bir eleştiridir. Kimseye bağırmaz, kimseyi hedef almaz ama varlığıyla çok şeyi sorgulatır.
Ve sonra beklenen oldu.
Andaç Pamuk, sorgusuz sualsiz görevden alındı.
Ne kamuoyuna net bir gerekçe sunuldu, ne de yapılan çalışmalarla ilgili tek bir değerlendirme paylaşıldı. Bir imza, kısa bir karar, uzun bir sessizlik… Oysa kamu yönetiminde esas olan; şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürekliliktir. Görevden alma da bir idari tasarruftur ama gerekçesiz bırakıldığında, sadece kişiyi değil, kuruma olan güveni de zedeler.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
20 ay boyunca herhangi bir şaibe ile anılmamış, kamuoyuna yansıyan bir başarısızlık dosyası bulunmayan, çalışanlarıyla sorun yaşamamış bir genel müdür neden ve hangi gerekçeyle görevden alınır?
Bu soruya yanıt verilmediği sürece, bu tasarruf bir “yönetim tercihi” olmaktan çıkar, bir adalet sorunu haline gelir.
Andaç Pamuk’un görevden alınması, sadece bir kişinin kariyerinde yaşanan kırılma değildir. Bu olay, aynı zamanda kamu yönetiminde liyakatle çalışan, işini düzgün yapan, taraf olmayan ama adil olmaya çalışan yöneticilere verilen örtük bir mesajdır:
“İyi niyetiniz sizi her zaman korumaz.”
Oysa kamunun ihtiyacı tam da böyle insanlardır. Kurumları şahsi ikbal alanı olarak görmeyen, günü değil geleceği düşünen, krizden beslenmeyen yöneticiler… Pamuk gibi dürüst, pamuk gibi temiz ama gerektiğinde net ve kararlı durabilen insanlar.
Bu tür görevden almalar, kısa vadede bazı dengeleri koruyor gibi görünebilir. Ancak uzun vadede bedeli ağırdır. Çünkü kurumsal hafıza zayıflar, çalışanların motivasyonu düşer, “nasıl olsa bir gün gerekçesiz giderim” duygusu hâkim olur. Bu da kamu hizmetinin niteliğini doğrudan etkiler.
Andaç Pamuk bugün görevde olmayabilir. Ancak geride bıraktığı yönetim anlayışı, kurduğu ilişkiler ve çalıştığı insanların hafızasında bıraktığı iz, bir imzayla silinemez. Asıl mesele de budur.
Pamuk gibi olmak bazen zordur. Kirlenmemek için direnmek gerekir. Belki de sorun tam olarak buradadır.
Ve geriye şu soru kalır:
Bu ülke, bu şehir, bu kurumlar; pamuk gibi dürüst insanları kaybetmeyi gerçekten göze alabilecek kadar güçlü mü?
Bu sorunun cevabı, sadece Andaç Pamuk’un değil, hepimizin geleceğini belirleyecektir.