Kim bilir, belki de… Ölümsüz bir aşkı anlattığı için… Ağlatan “anıt bir türkü” olarak tarihe mal oldu… Hayali değil… Gerçek acıların türküsüydü adeta… ...Ve... 1900'lü yılların başında (1901-1905) yılları arasında yaşanmıştır...
Masal gibiydi; heyecanlıydı ve...
Acayip yanıktı, ister istemez sevenleri de yaktı!..
Sonra...
Yıllar önce o türküyü yaratan topraklar yandı, kül oldu ama...
Acısı hep kalplerde...
Zaten bu nedenledir ki, aradan bir asır geçti bir türlü sönmüyor…
Bir asırdan fazladır ayakta duran…
Bu yaşanmış hikayenin…
Acılarla örülmüş sazlı-sözlü geçmişine mekan olan…
Muğla'ya bağlı...
Bodrum’a can veren “Bitez Koyu”nun...
Beş yıl önce göz yaşartan alevlere teslim olan hali hiç unutulmuyor!
*
Acıtan bir felaket sizlere ömür…
Baştan aşağı kömür karası hikayesidir, okuduklarınız…
Yeniden “cennet olması” için 30 yıl gerekiyordu!
Türküler o kadar bekler mi?
*
Bir asır çoktan geride kaldı...
Muğla'nın…
“Cennet...” diye anılan ilçesi Bodrum'da…
Halil adında mert bir delikanlı yaşıyordu…
Ekmek parasına muhtaç olmamak için…
Yakın arkadaşı İbrahim Çavuş'la birlikte…
Tütünü çiftçiden alır, Yunan adalarında satar…
Oradan aldığı rakı ve kahveyi de Bodrum'a getirirmiş…
Gün gelmiş, bizim Halil…
Bitez Yalısı'nda yaşayan…
Güzelliği dillere destan “Çakır Gülsüm”e sevdalanmış…
*
Şu işe bakar mısınız?
Meğer kız da O'na yanıp, tutuşuyormuş…
Alev alev aşk, karşılıksız değil yani…
Öykünün bi'de kötü adamı var…
Astığı astık, kestiği kestik efsaneyi tamamlayan Bodrum Kaymakamı…
O'na yörede “Çerkes Kaymakam” adını takmışlar…
Attığını vuran, kara kalpli bir şehr-i emin…
Hikayeye bakar mısınız?
Halil gibi, kaymakam da Gülsüm'e aşık…
*
Gel zaman, git zaman derken…
Yiğit Halil ve can dostu İbrahim Çavuş, yine bi'gün…
Kaçak malları yükleyerek…
Bi'kez daha Yunan adalarına doğru yola çıkmışlar…
Kaymakam'ın…
Kendilerine pusu kuracağını bildikleri için…
Dönüşte Bitez Yalısı'na inecekleri haberini yaymışlar…
Aslında Aspat'a yanaşacaklarmış…
Gecenin zifiri karanlığında…
Yanlışlıkla…
Aspat yerine Bitez Yalısı'nın karanlık sularına girince...
Kaymakam'ın adamları…
Sandalı kurşun yağmuruna tutmuşlar…
Yiğit Halil'i…
Aslan gibi o delikanlıyı yaralamışlar…
Zindana attıktan sonra da boğup öldürmüşler…
Ve yine o kaymakamın emriyle…
N'olduğunu kimse anlamasın diye…
Dağ gibi Halil'i elbiseleriyle gömmüşler!
*
Bu acı olaydan sonra…
Bir rivayete göre…
Yaşadıkları nedeniyle…
Çakır Gülsüm'ün dili tutulmuş…
Daha sonra da…
Bir ağıt gibi “Çökertme Türküsü” yaratılmış…
Hatırlayacaksınız; sözleri şöyle…
“Çökertme'den çıktım da Halil'im, aman başım selamet… / Bitez de yalısına varmadan Halil'im, aman koptu kıyamet… / Burası da Aspat değil Halil'im, aman Bitez Yalısı… / Ciğerime ateş saldı, telli kurşun yarası… / Çakır da gözlü Gülsüm'ümü aman Çerkes Kaymakam aldı… / Gidelim, gidelim Halil'im, Çökertme'ye varalım… / Kolcular gelirse Halil'im, / nerelere kaçalım… / Teslim olmayalım Halil'im, aman kurşun sıkalım…”
*
Bitiriyoruz…
Acıklı türküye adını veren “Çökertme” yangını Cehennem’den farksızdı!
Muğla'nın Milas ilçesinde başlayan Cehennem Alevleri…
Çökertme Koyu'nu tamamen sardı…
Asırlık türküye adını veren o topraklar…
Bi'daha yeşerir mi?
Sevda masalı gibi başlayıp…
Acıklı sona eren o türkü yaşamaya devam eder mi?
Kömürleşen anılar…
Katran karası rüyalar…
İzin verir mi bi'daha…
Yeni Çökertmeler… Yeni Bodrumlar… Yeni Milaslar…
Bu millete rüya gibi günler, aylar, yıllar ve aşklar yaşatmaya?
Ve…
Hepsinden önemlisi…
Acaba…
Bi'daha…
Siz, biz, hepimiz…
Dudaklarımızda o türkü…
“Çökertme'den çıktım, aman başım selamet…” diye…
Ni dersiniz?
Mırıldanalım mı?
Nokta…
Sonsöz: “Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun; kusuru örtmeyi marifet edin kendine… İşte o zaman kusursuz olursun… / Hz. Mevlana…'
BU YAŞANMIŞ AĞLATAN ÖYKÜ
ASLINDA ŞÖYLE BİTİYOR!

Kosta Paho adlı bir kaptanın kayığıyla kaçmaya çalışan yaralı Halil ve Gülsüm, Aspat yerine Bitez Koyu'na getirilir... Kaptan, içkilerine ilaç katarak Halil ve Gülsüm'ü derin bir uykuya ve ardından yakalanmalarına yol açan bir tuzağa düşürür... Halil Efe, iddialara bakılırsa Bitez/Bodrum kıyılarında katledilir; bu büyük acının ardından halk O’nun “Çökertme Türküsü”nü yakar... Anılarını yaşatmak için Bitez yalılarına heykelleri dikildi; görmelisiniz...