Sadece bi’kaç saniye için... Görkemli bir “düğün sahnesi” canlandırın belleğinizde... Aşkla, mutlulukla dolu zevkle süslenmiş bir salon… Davetliler heyecanlı… Nasıl olmasınlar? Nikahın şeref konuğu… Taaa, o günlerin… Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan…

Adettendir…
Onur konuğu mutlaka sevindiren, heyecanlandıran güzel sözler…
Her iki aile için de unutulmazlar arasına girer…
Ve…
O günlerin Başbakanı, bugünlerin Cumhurbaşkanı…

Recep Tayyip Erdoğan…

İlk kez…
Takvimler “10 Ekim 2009”u gösterirken…
Onur konuğu olduğu o düğünde…
Şöyle dedi:

“İş işten geçmeden her ailede en az üç çocuk olmalı… Nüfusumuz ne kadar artarsa o kadar güçlü olacağız, bundan emin olun…”

Gelinle / damadın yanakları hafiften kızarsa da…
Davetliler hiç şaşırmamıştı…
Başbakan daha önce de kısacık benzer bir hatırlatma yapmıştı…
Ancak…
Bu kadar “açık / net ve keskin” olmamıştı…
N'itekim…
Düğünden ayrılırken…
Başbakan'ın…
Gelinle / damada adeta niyaz gibi tavsiyesi…
Hiç unutulmadı…
Hala…
Hem kulaklarda hem dillerde:

“Türkiye'nin nitelikli nesillere ihtiyacı var…”

*

Beş yıl sonra bir düğünde de şunları söyledi Sayın Cumhurbaşkanı:

“Bu ülkede yıllarca bir (doğum kontrolü ihaneti) yaptılar ve neslimizi kurutma yoluna gittiler!”

Ve noktayı da şöyle koydu Sayın Erdoğan:

“1, 2, 3, 4 çocuk; gerisi Allah kerim…”

*

O günlerde (2009) yılı…
Türkiye'nin nüfusu…
Neredeyse...

“72 milyondan azıcık fazlaydı…”

Bugün…

“85 milyon'dan bi'parmak yukarıdayız!”

AK Parti tek başına iktidara geleli…
(3 Kasım 2002 Genel Seçimi…)

2026 yılı itibarıyla yaklaşık, (kesintisiz 23 yıl, 264 gündür) Türkiye'yi yönetiyor...

Bu süre, neredeyse 9 bin güne yakın…”

*

Türkiye'nin 2020'li günlerinden bugünlere…
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, “En az dört çocuk” tavsiyesi…
Bugünleri yaşarken...
Giderek azalmaya başladı…
Neden?
Geliyoruz o önemli ayrıntıya…

*

İki yıl önce...

Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt'un bir makalesi…
Bu konuda hayli dikkat çekiciydi…
Mesela…
Cumhuriyet Tarihi'nin “en düşük nüfus artış hızı”…
An itibarıyla...

103 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti'ne neler anlatıyor?

Yurtdışına göç…
Tahmin ettiğimizden daha fazla olabilir mi ki?
Şaşırtan iki önemli ayrıntı var:

* Hızla yaşlanıyoruz…
* Ve köyümüze geri dönüyoruz!

Çünkü…

Hayat pahalılığı… Geçim sıkıntısı… N'olacak bu minik emekli maaşı?

Derken…
Bazı önemli ayrıntılar gözden kaçıyor…

Parasız… Pulsuz… Mutsuz… Baba evinde süren bir izdivaç…
Nasıl “tatlı tatlı” yürür sizce?

Daha ilginç yanı var bu çıkmazın!

Dikkat ederseniz...
Hükümet, 2026 yılı (bugünler) itibarıyla...
Kentten kırsala göçü artırmak amacıyla...
Tarım ve Orman ile İçişleri Bakanlığı aracılığıyla...
Kapsamlı hibe, düşük faizli kredi ve arazi destek paketleri sunuyor...
Genç girişimcileri ve aile işletmelerini hedefleyen bu teşviklerle...
Tersine göçün hızlandırılması amaçlanıyor...

Acaba işe yarar mı; inşallah...

*

Böyle bir “kırık – dökük” hayata göz kırpmak mümkün mü?
Şu rakama dikkat!

Koca Türkiye'de bir önceki yıla göre…
Nüfusumuz sadece “92 bin kişi” artmış!

Oysa…
2007 yılından itibaren…
Bu güzel ülkenin nüfusu…
“Pandemi ve deprem gibi” istisna süreçler dışında…
Bir yılda ortalama “1 milyon kişi” artıyordu.
Şimdi…
Nüfus hızı, “binde bir”e geriledi…

*

Güzel Türkiye'min…
Bu konudaki son durumu ortada…

* Doğumlar giderek azalıyor… Çiftler, haklı olarak “Biz karnımızı doyuramıyoruz, bebeği nasıl büyüteceğiz?” diyor…

* Yabancı nüfus azalıyor… Türkiye'de yaşamayı tercih neredeyse “sona ermek” üzere… İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir'de yaşayanlar bizim memlekete “Eyvallah” demeye başladı…

* Gençler başka ülkelere göç ederek, memlekete veda ediyor! “Özellikle 20-24 yaş grubunda nüfus azalıyor; çünkü yurt dışına göç ediyorlar…”

* Ve, “Ha'di köyümüze geri dönelim!' meselesi…” İl ve ilçe merkezleri nüfusu 214 bin kişi azalırken belde ve köy nüfusu 307 bin kişi artmış…)

*

Bu arada…
Sadece bizi değil, dünyayı mahveden baş belası “pandemi”yi unutmayalım…
İki yılda…
100 binin üstünde can kaybımız tarihe geçti…

*

…Ve artık…
Çok yaşlı bir ülkeyiz…
Türkiye'de nüfusun yaş yapısı hızlı bir şekilde değişiyor…
65 yaş üzeri yaşlı nüfus artıyor…
Bizdeki yaşlı nüfusun oranı yüzde 10'u geçti…
Dünya bu sonucu, “Çok yaşlı nüfus” olarak tanımlıyor…

Bebek-29

*

…Ve “N'olacak bu memleketin yerinde sayan nüfusu?” diyerek…

Bitiriyoruz…
Bu iş…
Düğün, derneklerde…
Büyüklerimiz…
Israrla…
Futbol maçı tribünlerinde olduğu gibi…

“Bir… İki… Üç… Dört; gerisi Allah Kerim!”

Coşkusuyla seslense de…

Hatta ve dahi…
Doğum izni “dört aydan bir yıla çıksa” bile…
Çevremizde gördüğümüz kadarıyla…
Evlenme ve çocuk sahibi olma konusunda…

Gidişat pek de “iç açıcı” değil…

İşte, “2024” yılından bir rakam:
Dünyaevine giren çiftlerin sayısı...
Yüzde “1,82” azalarak 565 bin 435'e geriledi…
Yetmezmiş gibi...

Kısa adı “TUİK” olan “Türkiye İstatistik Kurumu”nun açıkladığı verilere göre, bir önceki yıl “569 bin 983”olan evlilik sayısı ciddi düşüş gösterdi...

Boşanmalar ise…
Bir önceki yıla göre “yüzde 5,79” düşüşle 171 bin 881 oldu…

Evet, Türkiye'de “dünyaevi”ne girenlerin sayısı da azalıyor...
2024 yılında “569 bin 983” olan evlenen çift sayısı, 2025 yılında gerileyerek “552 bin 237” oldu... Bu düşüşle birlikte bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı da “binde 6,67'den binde 6,43”e geriledi...

“Her şeye rağmen (Ah, buna da şükür!) diyebilsek bile…
Eskisi gibi “mutlu” olabilir miyiz acaba?

Nokta…

Hamiş 1: “An itibarıyla Türkiye'de kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısında (2 milyon 280 bin kişi) Gözle görülür bir azalma var...”

Hamiş 2: “238 bin Suriyeli”ye vatandaşlık verdik… Şu ayrıntıya dikkat! Bunların 157 bini reşit, 81 bin 8'i ise çocuk…”

Hamiş 3: Suriye'den gelen vatansızlar ve mülteciler, kamuya ait sağlık kuruluşlarından ücretsiz yararlanmaya devam ediyor...

Özel not: Bu ayrıntılara bakıp da bir kısım vatandaşın “neden köyüne göç etmeye başlamasına” hak vermemek elde mi?

Sonsöz: “Bazen, yolunda gitmeyen işler için neden paniğe kapıldığımızı sorgulayamıyoruz… Ya kadere bırakıyoruz ya da tüm sorumluluğu Yaradan'a havale ediyoruz… Ha'ni çok önemli değil ama; Yaradan'ı da meşgul ediyoruz…”