Yaşasaydı, bugün 71’inci yaşına “Merhaba” diyecekti; olmadı... Kader, işte... Üstelik, ilerleyen yaşına... Saçına, sakalına düşen aklara bile bakmazdı... Hala...

“Unutulmaz şarkılarının gölgesinde…”

Her zamanki gibi…
Romantizmin doruklarında…
Belki çok daha az görünürdü...
Ne var ki...
Unutulmaz şarkılarıyla…
İki nesil büyüttüğünü asla hatırımızdan çıkarmayalım…
Mesela…
Hangimiz...

“Birleşsin Bütün Eller”i unutulabilir?
“Bazen Neşe Bazen Keder” çalarken…
Ya da…
“Anlasana” parçası usul usul kalbinize olta attıysa o anda…
Ağlamak gelmedi mi hiç içinizden?
Hele hele…

“Sazlıklardan Havalanan”…
“Hasretim Sana”…
Ve de tabii…
“Konuşamıyorum...” çalarken…
Eliniz, sevdiğinizin elinde…
Nasıl unutulur o günler?

*

Aslen Bursalı'ydı…
Şahane bir çocukluk geçirdi…
Anneannesini çok seviyordu…
Çünkü, büyükannesi…
O'nu kucağına yatırıyor…
Kulağına şarkılar söylüyordu…
Şarkı söylemeye böyle heves etti…
O anneanne…
Torununun sanatçı olacağına daha o günlerde…
Kalp'ten inanmıştı…

*

Ortaokul'da kendini iyice müziğe verdi…
14 yaşında okul orkestrasının solisti oldu…
Ardından…
Milliyet Gazetesi'nin Liselerarası Müzik Yarışması'nda…
Marmara Bölgesi birinciliğini kaptı…
Babaevi Bursa'ya döndüğünde…
İstanbul aklından çıkmıyordu…
Babasından borç(!) para aldı veeee…
Soluğu “taşı toprağı altın” dedikleri İstanbul'a geldi…
Bir ayağı…
Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ndaydı…

“Birleşsin Bütün Eller” şöhretin kapısını aralayan ilk plak oldu…

Arkasından…
“Anlasana” parçası ile ortalığı kırdı, geçirdi…
Sözü, bestesi…
Hepsi kendisine aitti ve inanır mısınız; henüz…

Sadece 17 yaşındaydı…

*

“N'oluyor?” demeye kalmadan…
İki plak geldi ardı ardına…
“Yazık Oldu Yarınlara” ve “Boş Ver Boş Ver Arkadaş”…
Peynir ekmek gibi satılıyordu…
Gencecik üretken bir delikanlı rekora koşuyordu…
Yedi yılda 10 adet 45'liği piyasada yok sattı!

Bu bir Türkiye rekoruydu!..

Ve O güçlü ses…
Henüz…
20'li yaşların ortasına yeni gelmişti…

“1979 Eurovision Türkiye”de finale kaldı…
Gelgelelim, yarışamadan askere alındı…
Çok sevdiğim bir sözü var:

“Ben mi geç kaldım, yoksa mevsimler mi solmuş?”

Altı kez “Altın Plak” kucakladı…
Defalarca yılın şarkıcısı seçildi…
Türk Pop Müziği'ne özel bir kulvar açtı…
Çok üretkendi…

Bir gecede şarkı yazıyor…
O plak yüz binler satıyordu…

Bi'anda Türk gençliğinin sevgilisi olmuştu…

*

Bi'önemli ayrıntı daha…
Öyle etkileyici şarkılar üretti ki…

İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde…
O emsalsiz parçalar…
Tedavi amaçlı olarak aralıksız hastalara dinletildi, şifa niyetine…

İnanmayan…
Google'daki eski haberlere baksın…

*

Konserlere ara verdiği yıllarda bile…
Sevenleri O'nu hiç unutmadı…
Daha da önemlisi...
Aramızdan ayrılmış olsa da...
Hala muhteşem bir hayran kitlesi var…

*

Bi’ara...
“Sağlık durumu kötüye gidiyor!” dediklerinde bile...
Sahnelerden ayrılmadı...
Sonra mutlu bi’şi oldu...
Yıllar, yıllar önce...
Kaz Dağları'nda tanıştığı…
Hansu Atbiner'le hayatını birleştirdi…
Genç kadın…
Küçükken rüyasında gördüğü sanatçının…
O'na “Ben seni bulamam, sen beni bul” dediğini ve…
Yıllar sonra bir konserde tanıştıklarını anlatmıştı…

İlhan İrem’in anıları kendi sesinden(!)şöyle:

“Yıldızlığı, popüler kültürü sorgulamaya başladığım 80’li yıllar… Kaçmak istediğim sessizliğin çağrısı gibiydi Hansu... Bir röportajımda "Ankara konserinde bu kitabı bana veren kızla evleneceğim” dedim... Üç yıl sonra, bir başka Ankara konserinde tekrar gördüm onu... Daha önce saniyelerle gördüğüm halde hemen tanıdım... Kulise davet ettim... Sessiz, sakin, büyülüydü… “Nerelerdesin sen?” dedim. Hiç konuşmuyordu. Adını öğrendim ve telefonunu alabildim. Ertesi gün Gölbaşı’nda yürüdük. O röportajı görmüş ama o zamanlar iletişim imkanları kısıtlı olduğu için ulaşamamış... Bana rüyasını anlattı...”

İlhan İrem, "üç yaşın masumiyeti, üç bin yılın bilgeliği" olarak tanımladığı aşkı Hansu ile, 1 Ekim 1991'de İda dağlarında sadece ailelerinin katıldığı bir törenle hayatlarını birleştirmişti...

Whatsapp Image 2026 07 28 At 06.37.02

*

Ha'ni, bizim özdeyişlerimiz arasında…
Pek meşhurdur…
“Yiğidi öldür, hakkını ver!” derler ya…
Aynen öyle…
Bu öykünün efsaneleşen kahramanı…

İlhan İrem'dir ve…

Hakkını vermek gerekir…
Yarım asırlık müzik yolculuğuna…

25 albüm, 10 adet 45'lik, altı kitap ve…
11 resim sergisi sığdırarak…
Rekor kırmıştır…
Pop müziğimizin klasikleri arasındadır ve…
Hala…
Anıları ve eserleriyle...
Çevresine ışık saçmaya devam eden…
Eşsiz bir yıldızdır…

*

İlhan İrem'in son yılları...
Ne acıdır ki...
Böbrek yetmezliği, diyaliz tedavisi ve gözlerden uzak...
Sakin bir yaşam şeklinde sürdü...
Dört yıl önce “bugün”...
Takvimler “28 Temmuz 2022”yi gösterirken...
67 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti...

Şunu söylemeden veda etmemeliyiz!
16 yaşında şarkı söyleyip, beste yapmaya başlayan İlhan İrem'le...
67 yaşında “bu hayata veda” eden İlhan İrem farklı olsa da...
Temelde yer alan benzerlikler hiç değişmiyor:

“Duygusallık, naiflik ve kırılganlık” gibi…

Nokta…

Hamiş: Bir İlhan İrem vardı; müzikal eserleriyle... İşte, o büyük sanatçının yaşamından ufak ufak kesitler sunmaya çalıştım sizlere... Özlemişsinizdir mutlaka… O eşsiz anılar eşliğinde şifa niyetine…

Sonsöz: “Tarık Akan kadar yakışıklı değilim ama kızlar beni en az O’nun kadar beğeniyor… / İlhan İrem – 1974-1976 yılları arasında, Hey Dergisi’ne verdiği röportajdan...”