Geçtiğimiz pazartesi günü Dokuz Eylül Üniversitemizin rektörü Prof. Dr. Sayın Bayram YILMAZ'ın kahvaltılı basın toplantısına davetliydik. Yaklaşık 2,5 saat süren basın bilgilendirme toplantısında ülkemiz adına memnuniyet duyacağımız haberler almanın keyfini yaşadık.

Hep söyleriz, bir ülkenin kalkınmasının temelinde eğitim yatar. Eğitim düzeyi yetersiz ülkelerin kalkınma ve geleceğe güvenle yürüme imkanları sınırlı kalır. İyi eğitim her alanda o ülkeye büyük imkanlar içeren zeminler hazırlar. Teknolojinin bu denli geliştiği, her gün yeni bir takım şaşırtıcı kavramların ortaya çıktığı günümüz dünyasında bu gelişmeleri sağlayan ana lokomotifin “bilim” olduğu tartışılmaz gerçektir. Bilim üretmek o ülkeyi adeta uçurur, refah düzeyi hızla yükselir, kişi başı harcanabilir gelir düzeyi mevcuttan çok daha üst seviyelere çıkmaya başlar, ülke halkı mutlu olur, ülke huzurlu olur.

Çünkü bilim üretmek mal ve hizmet üretmenin temel kaynak noktasıdır. 14.02.2026 tarihli Vısual Capitalist'in “Which Country's Youth Scores - Best at science” araştırmasında en tüksek 580 skorlaması ile PISA ölçümlemesi yapıldığında sıralama; 1nci sırada Singapur 561 puan, Japonya 547, Macao 543, Taiwan 537, Güney Kore 528, Hong Kong 520, Kanada 515, İngiltere 500, Slovenya 500, ABD 498, Almanya 492, Fransa 487, İspanya 485... diye tablo devam ediyor. Biz henüz istediğimiz sırada değiliz. Lakin önemli olan o sırlara çıkabilmek için gösterilen gayretlerdir. ABD Ulusal Bilim Vakfı, bilim ve mühendislik alanında hakemli dergilerde yayımlanan makaleler ve konferanslarda sunulan bildirileri derleyerek dünyada akademik üretimin haritasını çıkarıyor.

Bu hesaplamada uluslararası Scopus dizinine giren yayınlar dikkate alınıyor. 2019 yilinda yayınlanan listeye göre dünyada üretilen 5 makaleden biri (yüzde 21) Çin'e ait. Bu hesaplamada yazarların uyruğu değil; makale yayımlanırken çalıştığı kurumsal adres esas alındı. Çin'den tam 528 bin makale yayımlandı. ABD ise 423 bin makale ile ikinci sırada yer aldı. Yayımlanan her 100 makale veya bildiriden 17'si ABD'ye ait. Üçüncü sırada 136 bin ile (yüzde 5,3) Hindistan yer alırken Almanya 104 bin makale ile (yüzde 4,1) dördüncü sırada kendine yer buldu. Türkiye ise 2018 yılında bilim ve mühendislik alanında 33 bin 536 makale veya bildiri üretti. Türkiye'nin payı ise yüzde 1,3 oldu. Bu ayrıntıyı şunun için verdik; makale yayımlamak ciddi bilimsel araştırmalar gerektirir. Bu araştırmaların da bilim üretmenin kaynağı olacağı kaçınılmazdır. Görüldüğü gibi bilim üretebilen ülkeler kalkınabilmiş ve refaha ulaşmış ülkeler oluyorlar.

Katıldığımız bu toplantı işte tam da bu nedenle bizi mutlu etti. Zira D.E.Ü. artık sadece bilimi uygulama değil arttırrak, üzerine koyarak bilim üretme yolunu hedeflemiş yani, Rektör Yılmaz Hocanın ifadesi ile “D.E.Ü araştırma üniversitesi kimliğini daha da ileri taşıyacak.” Rektör Hoca'nin vurguladığı bu husus aslında birçok başlığı içeriyor. Bilimsel yayınların içeriklerini daha kaliteli olması ve bu suretle daha fazla sayıda “Uluslararası hakemli dergilerde” yayınlanabiliyor olması, patent üretimleri, Milli Teknoloji Atölyesi, uluslararası projeler, TÜBİTAK destekleri, teknoloji transferleri, yeni araştırma gemisi Çakabey D.E.Ü'nin hedefleri içinde. Bu aslında bir vizyon meselesidir. Böyle bir vizyona sahip olursanız dünya ile rekabet edebilirsiniz.

Bayram Hocamız kanaatimizce bu vizyonu iki yıl gibi kısa bir sürede üniversiteye adeta nakış gibi işlemiş. Bu durumu toplantıda bulunan diğer değerli hocaların heyecanında da görmemiz mümkün oldu. Toplantıda iki ana başlık esas konu idi. Birincisi bu yıl başlayacak olan “İngilizce Tıp programı”, diğeri de Mühendislik Fakültesi bünyesinde hayata geçecek olan “Havacılık ve Uzay Mühendisliği Programı”. İngilizce Tıp programı Ege Bölgesi üniversiteleri içinde bir ilk. Hekimlerimizin özellikle de akademik alanda çalışan hekimlerimizin İngilizce yabancı diline vakıf olmaları hem bilimsel gelişmeler açısından hem de uluslararası kongrelerde ülkemiz adına çok önemlidir.

Havacılık ve Uzay Mühendisliği programı da bir Uluslararası Güvenlik ve Strateji Uzmanı olarak bizi çok etkilemiştir. Günümüzün geçerli ulusal güvenlik koşullarında havacılık alanındaki her ilerleme o ülkenin güvenliğine büyük katkılar sağlar. Bununla birlikte uzay çalışmaları da geleceğin güvenlik aksının temelini teşkil edecektir. Biz aziz Türk Milletine ve onun zeki evlatlarına hep güvenmişizdir. İmkan verildiğinde Türk mühendislerinin yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Çok uzun yıllar süren devlet görevlerimiz sırasında buna defalarca tanık olmuşuzdur.

Türk Özel Kuvvetleri için bilinen bir söz vardır “imkansızı başarırız, mucizeler zaman alır.” Biz aynı sözü hiç kuşkusuz Türk mühendisleri için de söyleyebiliriz. Üniversitlerimizde böyle imkanlar sağlandıkça bu milletin evlatlarının başaramayacakları iş yoktur. İşte Bayram Hocamız D.E.Ü. de genç insanlara bu imkanları sağlamaktadır. Peki, Rektör Hoca iki yıl gibi kısa bir zamanda bu işleri nasıl başardı? Asıl soru bu bizce... Dostluğundan büyük onur duyduğum kıymetli Bayram Hocamın rektörlük görevine yeni başladığı zamandı, ziyaret ettiğimde üniversite için yapmayı planladığı konuları anlatırken heyecanı gözlerinden okunuyordu. O gün bir liderin azmini ve karalılığını görmüştüm Bayram Hocamda.

Tüm konuşmasında ekip ruhunun, takım oyununun önemini vurguluyordu. Hatta öyle ki sözkonusu ekip öğrenciler, idari personel de dahil tüm üniveriste kadrosunu kapsıyordu. Bütün bunların ötesinde “herkese, insana dokunabilme” arzusunu gördüm. Öğrencilerinin ücretsiz çorbasından , sandöviçinden, meyveli yoğurdundan dondurmasına kadar düşünmek, yemek hizmetinin üniversite bünyesine alınmasıyla elde ettikleri tasarrufları yine öğrencileri için kullanmak insana dokunmanın örneği değil midir? Asıl başarıyı getiren de bu idi bence, insana dokunabilmek ve içindeki heyecanı tüm topluluğa yayabilmek. Takım liderleri astlarına, alt kadrolarına dokunabildikleri sürece başarıları muhakkaktır.

Bayram Hocamız bu tevazuyu da her zaman göstermekten kaçınmadı. Bu durum bana bir sözü de hatırlatmıştı. Yıllar evvel büyük deneyim sahibi bir hocamız bize şöyle demişti; “İnsanlar başaklara benzerler, doldukça eğilirler.” Tevazu sahibi olmanın insanı yücelteceği bir gerçektir. O nedenle toplantıda Rektör Hocamız ben merkezli değil, tersine beraberindeki çalışma kadrosundaki Hocalara geniş ifade imkanları tanıyarak birlikte başarıya yürümenin örneğini sergiledi. Toplantıda önemli başlıklardan biri de Milli Teknoloji Atelyesi kurulması idi.

Whatsapp Image 2026 07 22 At 15.02.34-1

Benim de katıldığım EFES – 2026 Tatbikatında D.E.Ü kurduğu standta M.S.B., Ege Ordu Komutanlığı ve D.E.Ü işbirliği ile düzenlenen Savunma Bilim Ve Teknolojileri Proje Yarışmasındaki projeleri Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'a takdim ettiler. Hepsi başarılı projelerdi. Kurulacak olan Milli Teknoloji Atelyesinin Savunma Sanayimize önemli katkılar sunacağı değerlendirilmektedir. Günün sonunda şunları söylemek isabetli olacaktır; bir orkestrada dünyanın en iyi sanatçıları biraraya gelmiş olabilirler, lakin çok iyi bir “maestro” yoksa o orkestranın bir eseri seslendirmesi çok zordur.

İşte Rektör Bayram Yılmaz Hoca da tam bu “maestro” görevini yerine getiriyor. Biz D.E.Ü.mizin giderek artan bir ivme ile çıtayı yukarılara taşıyacağına olan inancımızı belirterek, dostluğundan onur duyduğumuz Bayram Hocamıza ve ekibin değerli hocalarına “emeğinize ve yüreğinize sağlık” diyelim. Ülkemiz için yolunuz ve bahtınız açık olsun.

Whatsapp Image 2026 07 22 At 15.02.34-2