Turkish War of Independence’nin ilk adımı olan Cammemmoration of Atatürk, Youth and Sports Day…

Bir milletin yeniden ayağa kalkışının simgesi…

Ve o büyük mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Atatürk, bu anlamlı günü gençlere armağan etti.

Çünkü gençlik;
bir ülkenin umuduydu,
geleceğiydi,
enerjisiydi,
yarınlara açılan kapısıydı.

Ama bugün…

Türkiye’de milyonlarca genç bırakın geleceği kurmayı,
yarına nasıl çıkacağını düşünüyor.

Bir ülke düşünün…

Gençlerinin önemli bir bölümü ne okuyabiliyor,
ne çalışabiliyor,
ne de hayal kurabiliyor.

İşte Türkiye’nin acı gerçeği tam da budur.

Ekonomist İnan Mutlu’nun paylaştığı Eurostat verilerine göre Türkiye, Avrupa’da “Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler” oranında ilk sırada.

Yani gençlerin yüzde 26,3’ü ne okulda,
ne işte…

Evde…
Sokakta…
Belirsizliğin içinde.

Bu oran Avrupa Birliği ortalamasının iki katından fazla.

Hollanda’da yüzde 5…
İsveç’te yüzde 5,9…
Norveç’te yüzde 7…

Türkiye’de ise dört gençten biri sistemin dışına itilmiş durumda.

Düşünün…

Bir ülkenin gençliği üretimden kopuyorsa,
eğitimden uzaklaşıyorsa,
umut yerine kaçışı düşünüyorsa,
orada yalnız ekonomik kriz değil,
gelecek krizi vardır.

TÜİK verileri de tabloyu doğruluyor.

Genç işsizlik yüzde 15,2…

Kadın gençlerde bu oran yüzde 20’nin üzerine çıkıyor.

Üniversite bitiren işsiz…
Diplomalı umutsuzlar ordusu büyüyor.

Bir zamanlar aileler çocuklarına:
“Oku kurtul” derdi.

Şimdi gençler soruyor:

“Okuduk da ne oldu?”

Çünkü liyakat yerine torpil konuşuluyor.
Emek yerine bağlantılar işe yarıyor.
Mülakat adı altında adalet duygusu parçalanıyor.

Gençler yalnız işsiz değil…

Yoksul…
Mutsuz…
Gelecekten kopuk.

23 Araştırma’nın verileri daha da çarpıcı:

Gençlerin yüzde 57’si başka bir ülkede yaşamak istiyor.

Bu yalnızca ekonomik göç değildir.

Bu,
umut göçüdür.

Bir ülkenin en eğitimli,
en enerjik,
en üretken kuşağı bavul hazırlıyorsa,
orada alarm zilleri çalıyor demektir.

Daha acısı ne biliyor musunuz?

Gitmek isteyen gençlerin önemli bölümü,
“Daha iyi yaşam kalitesi” aradığını söylüyor.

Yani mesele sadece maaş değil.

Adalet…
Özgürlük…
Güvence…
Nefes alabilmek…

Gençler bunları arıyor.

Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bir ülkede,
gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa,
oturup hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Çünkü bir ülke gençlerini kaybederse,
yarınını kaybeder.

19 Mayıs törenlerle kutlanır…
Marşlarla coşulur…
Meydanlar dolar…

Ama gerçek bayram,
gençlerin yüzünün güldüğü gün olur.

Gençlerin iş bulduğu,
özgürce konuştuğu,
gelecek kurabildiği,
hayal kurmaktan korkmadığı gün…

İşte o zaman 19 Mayıs gerçekten anlamına kavuşur.