Kendi yolunu bulmak, başkalarının izinden gitmekten daha zordur ama asıl özgürlük o yolda yürüyebilmektir...”
Bu yazının asırlık kahramanı hanımefendi...
Üstteki “özlü sözü” hiç unutmadan yaşadı!
Genç jenerasyon için tek satırda özetleyelim o anlamlı sözü:
“Hayatta özgürlük gibisi var mı?”
*
O, bir Cumhuriyet kızıydı ve…
Her yaşta “özgürlüğünü” aslanlar gibi sergiledi...
Atatürk'ün ışığı ile yetişen neslin özel İzmirlisi’ydi…
Aslında…
İki mesleği(!) vardı…
“Diş hekimliği ve Dernekçilik!”
Uzun hayatının her adımında…
Kız çocuklarının eğitimini destekledi…
Güzelbahçe'de gençler için spor komplesi yaptırdı…
Bozyaka'ya ilkokul kazandırdı…
Bilgisayar ve fen laboratuvarı yaptırdı…
Amerikan Koleji'ne bir teras kazandırdı; O’nun adı verildi…
Küçükyalı'da adını taşıyan bir “sağlık ocağı” var…
İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi'ne oda hediye etti…
Ege Orman Vakfı'na yaptığı bağışlarla...
İzmir’e “65 bin fidan” dikildi…
“Karşılıksız Hizmet Ödülü”ne layık hanımefendilerin öncüsüydü…
45 yıl önce İsveç'ten “Margarette Golding” ödülünü evine taşıdı…
PTT, O'nun adına “posta pulu” bastırdı...
İzmir’de yaşadığı sokağa adı verilince çocuklar gibi sevindi…
Türkiye'nin ilk kadın otomobil sürücülerindendi…
Bu ülkenin birbirinden zarif hanımefendileri...
“Kayak pantolonu”nu, ilk kez O'nun üstünde tanıdı!..
*
1916'da dünyaya gözlerini açtığında…
İzmir'in nüfusu…
Osmanlı'ya göre 213 bin…
Yunanistan'ın yaptığı sayıma göre ise 450 bindi…
Bugün, neredeyse 5 milyona yaklaştı bu rüya şehir…
İnanır mısınız?
O’nun döneminde neredeyse her şey değişti…
Şaşırtıcı ama gerçek...
Ne hikmet ise...
Bi'tek O değişmiyordu!
Çünkü…
İzmir’in hanımefendisi Ayşe Mayda...
Daima ilklerin kızı, öncü ve lider bir hanımefendi olarak yaşadı…
Önceki asrın İzmir'deki ünlü nakliyecilerden…
Üzüm-incir işletmesi sahibi Hamalbaşı Salih Ağa'nın kızıydı…
Eğitimini özel okullarda tamamladı…
Amerikan Kız Koleji'nden kanatlanıp…
İstanbul Üniversitesi'ne uçtu…
Takvimler 1941'i gösterirken…
O, artık Türkiye'nin ilk kadın ortodontistiydi…
Ailesinin… İzmir'in… Memleketin onuru olmuştu…
Kemeraltı, İkinci Beyler'de ilk muayenehanesini açtı…
Çok sevimli ve bir o kadar da yetenekliydi…
Birkaç yıl içinde…
İzmir'in en tanınmış “diş hekimi” olarak anılmaya başlandı…
*
1945 ile 1983 arasında…
Sektirmeden…
Bilfiil mesleğini (diş hekimliği) icra etti…
“Tamam…” deyip…
Diş hekimliği maskesini bi'kenara koyduğunda...
Artık 67 yaşındaydı…
*
Antarktika dışında dünyada görmediği kent…
Ayak basmadığı kıta kalmadı…
Çok ilginçtir; hiç evlenmedi…
Nedenini soranlara verdiği cevap müthişti:
“Beğendiklerim evli, beni beğenenler de çok yılışık çıktı…”
*
Hekim olduğu için…
Sağlıklı hayat adına hep yürüdü…
Hiç yemek seçmedi…
Müzik ruhun gıdasıdır sözüne kalpten inanırdı…
TV'de müzik kanallarını izler…
Şarkılara, türkülere eşlik ederdi…
Keman dersi almıştı…
Çok güzel şarkı söylüyordu…
Lisedeyken dans pistinde ise adeta efsaneydi…
*
Hiç “asırlık kadın” havasına bürünmedi !
Neşeliydi…
Zeka ufku hep açık…
Gördüğü simayı unutmayan…
Konuşurken…
Onlarca yılın içine sakladığı anıları…
Birbirine dokundurmadan…
Ardı arkasına sağlıkla ekleyen…
“Güzel İzmir'in 100 küsur yıllık tanığıydı…”
İzmir, O'nu meleklere emanet ederken…
Gülen gözlerindeki parıltı hiç sönmemişti…
Sahi, nasıl da…
Sessiz, sedasız...
“105 yaşını devirivermişti?”
*
İşte, size minik ama çok anlamlı bir anı...
Tarih, 8 Eylül 1922…
Ertesi gün, İzmir'in Kurtuluşu…
O sırada altı yaşında…
Annesinin, komşularla birlikte…
Sabaha kadar Türk Bayrağı dikmelerini hiç unutamıyordu…
O günün sabahını şöyle anlatmıştı:
“Alkışlar kıyamet gibiydi, bir süre sonra Türk askerleri geldi… Süvariler atların üzerinde çok yorgundu, biz askerlere su veriyorduk…”
*
İzmir’in gururu Ayşe Mayda...
Sizinle sohbet etmeye başladıysa…
Ne yapar, ne eder…
Sözü, Atatürk'e getirirdi…
Mesela…
Gazi'yi ilk kez Uşakizade Köşkü'ne giderken…
Üstü açık aracın içinde gördüğünü unutamıyordu…
O sıralarda 7 yaşında…
Ama O ve arkadaşları Ulu Önder'e görünmek istemiyorlar…
Neden?
Çünkü çocuklara sorular soruyordu Gazi ve…
Bilmemek çok ayıptı…
Atatürk, aynı yıl içinde iki kez daha İzmir'e geliyor…
Ertesi yıl ve daha sonraki yıl da…
Hep bir korku vardı küçük kahramanımızda:
“Ya, bi'soru sorar da bilemezsem?”
*
Bi'de 18 yaşında görüyor Atatürk'ü…
Hemen evinin yakınındaki Sadık Bey Gazinosu'nda…
İngiliz bahçesinde arkadaşlarıyla otururken…
Atatürk…
Hakimiyeti Milliye İlkokulu öğretmenlerinden…
Çetin Bey'in eşiyle yaptığı dansı hayranlıkla izliyor…
Sonra üstü açık otomobille ayrılırken…

Karanfil atmak istiyor, o gencecik İzmir kızı…
İzin vermiyor polisler…
Sonra öğreniyor ki…
Bomba atılır diye bir korku varmış…
Atatürk'ü kaybettiğimizde…
İstanbul'da üniversite öğrencisiydi…
Cenazeye katıldığı o acı günü…
Hiç unutmuyordu…
Ne var ki...
Şunu yapmaktan hiç vazgeçmedi…
Neredeyse 80 küsur yıl…
Her 10 Kasım'da törenlere katıldı…
Evdeyse bile…
Saat 9'u 5 geçe…
Salonda yine ayağa kalkar, selamını verirdi…
Taaa ki…
Bu yaşlı dünya veda ettiği saate kadar!
*
Bitiriyoruz…
105 yaşında (20 Aralık 2021) kaybettiğimiz Ayşe Mayda'yı…
Hiç ama hiç unutmayalım...
...Ve, sımsıcak bir ayrıntıyı hatırlatalım…
Hiç merak ettiniz mi?
Güzel İzmir'in asırlık tanığı Ayşe Hanım'ın soyadı…
Neden “Mayda”?
Çünkü…
Soyadı Kanunu çıktığında…
Ailenin soyadını seçmek de gencecik diş hekimi Ayşe Hanım'a düşüyor…
O da önce Devlet Baba'nın hazırladığı listelere bakıyor…
Gözü “Mayda”ya takılıyor…
Anlamı, “Zarif, güzel”…
Hoşuna gidiyor…
Üstelik, “Mayda”nın İngilizce telaffuzu da kolay…
Cumhuriyet'in Zarif İzmirlisi…
Ayşe Mayda'ya…
Rahmet diliyoruz; mekanı cennet olsun...
Nokta…
Sonsöz: “Ayşe Mayda, çağdaş Türk Kadını'nın gücünü ve Atatürk'ün kızlarının nasıl olduğunu gösteren unutulmaz bir rol modeldir…” / Dr. Hakan Tartan – Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı – Gazeteci…