Yanlış hatırlamıyorsam...
Takvimler 1973’ü gösteriyordu...
Ege Ekspres’te muhabirim...
Kurban bayramının ilk günü...
Haber müdürüm Ahmet Yazıcıoğlu...
Rahmetli foto muhabirimiz Gazanfer Karpat’la birlikte...
Kurbanlık pazarına “marş marş” diyerek yolladı bizi!
Bi’de...
“Gazanız mübarek olsun!” diyerek, şu nasihati ekledi:

“Dikkatli olun! Vatandaş aldığı hayvanı kendini kasap zanneder kesmeye kalkar, ortalık karışır; o fotoğrafları getirin bana! İstediğim gibi fotoğraflar gelmezse siz de gelmeyin!”

*

50 küsur yıl önceyi hatırlatıyorum sizlere...
Haber müdürümüz Yazıcıoğlu haklı çıktı!..
O tarihte bile “kurbanı bizzat kesmek için” elinde kasap bıçağı evden hayvan pazarına gelen İzmirliler vardı...

*
Ne var ki, koçlar akıllıydı(!)...
Birbirlerine biraz daha karıştılar...
Gazanfer Abi, bana seslendi; “Şimdi kurbanı kesmek için yatırıp gözlerini bağlarlar... Sen uzakta dur; ya da karşıdaki bakkalın içinden izle her şeyi...”

Rahmetli Gazanfer Abi, haklı çıktı...
Kurbanlık hayvancıklar...
Çiti kırıp, pazarın dört bir yanına çıldırmış koşmaya başladılar...
Kurban olacakları saat gelmişti...
Yarım saat sonra bile toz duman ortadan kalkmadı...
Sonunda...
Kendisini, “profesyonel kasap yerine koyan” adak sahipleri(!)...
Kurbanlıkları parçalamaya başlamışlardı bile...
Aradan bunca yıl geçti...
Boğazlanmaya yürüyen o kurbanlıkların...
Gözleri bağlanmadan bi’kaç saniye önce bile...
“Merhamet...” ister gibi...
Son bi’kez “amatör kasabı”nın gözlerine nasıl da baktıklarını...
Hiç unutmuyorum...

*

Bugüne gelince...
Size yarım asır öncesinden bir haberin sonunu anlattım...
Ya, bugün?
Acemi kasaplarda...
Acaba bi’değişiklik ya da olumlu bir “fark” olur mu bundan sonra?

*

Bugün ile...
50 yıl öncesi ile bugün arasında fark var mı?
Vallahi, billahi yok!
Neden?
İşte, şundan:

Bu yıl, Kurban Bayramı'nın ilk gününde...
Kurban kesimi sırasında acemi kasaplar...
Yine kendilerini yaralayarak acil servislerin yolunu tuttu...

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu açıkladı bizzat:

Sadece bayramın ilk gününde...
Türkiye genelinde...
Adakları kesmek için...
Elinde bıçakla pazara giren “13 bin 513 kişi” kendilerini yaraladılar ve...
Soluğu hastanelerde aldılar...
Şükür, hayatlarını kaybetmediler...

Elimizde, satır, bıçak...
Sanki savaşa gidiyoruz!

Acemi kasapların yarattığı yoğunlukla birlikte...
Sahiplerinin elinden kaçan hayvanlar...
Yurdun birbirinden farklı Cennet köşelerinde...
Hareketli görüntülere sahne oldu ve küçük yaştaki çocuklar...
Bıçakla boğazlanan adakları şaşkın, şaşkın izlerken...
Merak etmemek elde mi?

“O çocukların ana - babaları neler hissediyor acaba?”

*

Bitiriyoruz...
Gazetelere göz atıverin bi’zahmet:
“13 dakikada kurbanı keserim!” diyen acemi kasap bile...
Kendini kesivermiş!
Belki, kabahat bizde!
Çünkü...
Yıllardır o çoluk / çocuğun da izlediği “bıçaklı - satırlı” infaz...
Daha ne kadar devam edecek?

Nokta...

Hamiş: Acemi kasapların kendilerini yaralamaları genellikle hayvanın kesim anındaki ani çırpınması, yanlış bıçak tutuşu ve aceleci hareketler sebebiyle meydana geliyor... Yeterli teknik bilgi ve fiziksel güce sahip olunmadığında, keskin aletlerin kontrolü kolayca kaybedilir...

Sonsöz: Kur'an-ı Kerim'de kurban ibadeti, salt et veya kan sunumu olarak değil; Allah’a teslimiyetin, takvanın ve yoksullarla paylaşmanın sembolü olarak yer alır... Tarihsel kökeni Hz. İbrahim'e dayandırılan bu ibadet, sosyal dayanışmayı ve şükrü pekiştiren bir pratik olarak konumlandırılır... Kur'an, kurban ibadetinin yalnızca Hz. Muhammed ümmetine mahsus olmadığını, tarih boyunca gönderilen her ümmete meşru kılındığını bildirir...