Tarih bazı insanları...
Taçlandırarak bugünlere taşır...
Belki 100 binde bir!
Belki de milyonda birdir o kişilerin sayıları...
*
İşte, onlardan biri de...
Mehmet Akif Ersoy’dur...
Çok az kişiye nasip olur...
Aynı ayda dünyaya gelip...
Yıllar sonra yine aynı ay içinde dünyaya veda etmek...
Mehmet Akif onlardan biridir işte!
(Doğum: 20 Aralık 1873 / Vefat: 27 Aralık 1936)
Osmanlı döneminin yüksek tahsil yapmış...
Parmakla gösterilen veteriner hekimlerden biriydi...
Aynı zamanda
Kalemşordu (Yazar)...
Şiirleri etkileyiciydi...
*
Yıllardan 1921…
Takvimler 23 Mart'ı gösteriyor…
Bak vatanın haline…
İngilizler'in desteğini alan Yunan Ordusu yeniden taarruza geçiyor…
Ancaaak...
Bi’anda neye uğradıklarını şaşırıp, kaçmaya başlıyorlar…
Bunun adı; “İkinci İnönü Zaferi”…
Gazi Mustafa Kemal, İsmet Paşa'ya telgraf çekiyor:
“Siz orada sadece düşmanı değil, Türk Milleti'nin makus (kötü) talihini de yendiniz…”
*
Sırada İzmir var…
O da düşman çizmesinden kurtarılacak…
O dönemde Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin vekilleri…
Anadolu'yu dolaşıyor…
Bakıyorlar ki…
Halk ruhen bitkin ve yorgun…
O zaman karar veriyorlar…
Memleketi hareket geçirmek için…
Güzel vatanımız…
Kahraman ordumuz…
Ve şanlı bayrağımız için…
Bir “milli marş” yazılması gerekli…
Öyle bir marş ki…
Türkiye topyekün coşacak…
Yurdun dört bir yanı o marş ile inleyecek…
Mesela…
Hürriyet aşkımızı anlatacak…
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım…
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, (*)bendimi çiğner, aşarım…
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım…”
Mesela…
Kahramanlığımızı anlatacak…
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın…
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın…
Doğacaktır sana vaadettiği günler Hakk'ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın…
Mesela…
Aziz şehitlerimizi hatırlatacak…
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı…
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı…
*
Çabuk karar verdi o günün gencecik Türkiye Büyük Millet Meclisi…
O cephede oluk gibi kan dökerken Mehmetçik…
Ruhumuzu titretecek…
Milli Marş için yarışma düzenledi Milli Eğitim Bakanlığı…
O günün parası ile “500 lira” da ödül koydular…
O gün, o parayla…
İki katlı bahçeli bir ev almak mümkündü!
Merak edenler için söyleyelim…
O tarihte 1 Amerikan Doları, neredeyse bugünün 1 Lira'sıydı…
Hem de…
Vatan olarak “Ateşten Gömlek” giydiğimiz o günlerde…
Yarışmaya duygu yüklü şiirler gelmeye başladı…
Ne var ki...
Mehmet Akif Ersoy yarışmaya katılmamıştı…
Soranlara, “Milli Marş kesinlikle para ile yazılmaz” diyordu…
Zor razı ettiler…
“Kazanırsan bir yerlere bağışlarsın o parayı…” dediler…
Ancak o zaman kabul etti yarışmaya katılmayı…
Oysa ki...
İnanır mısınız?
O kış kendisine palto alacak parası bile yoktu, Mehmet Akif’in!
*
Yarışmaya...
724 şiir katıldı o tarihte...
Onca şiir arasından...
Mehmet Akif'in muazzam duygu yüklü…
Okuyanı heyecanlandıran, titreten İstiklal Marşı yarışmayı kazandı…
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde iki kez okundu…
İkisinde de ayakta dinlendi…
…Ve o şiir, 12 Mart 1921 tarihinde Milli Marşımız olarak kabul edildi…
*
Ve özel bir ayrıntı…
O şiir Milli Marş olarak kabul edildikten sonra Akif'e sormuşlar; “Nasıl yazdın bu muhteşem dizeleri?” diye…
Cevap çok anlamlıdır:
“O şiir bir daha yazılamaz, onu ben de yazamam…
O'nu yazmak için, o günleri görmek, o günleri yaşamak gerekir… O şiir benim değil, milletimin malıdır…
Allah bu millete bi'daha İstiklal Marşı yazdırmasın…”
*
Bitiriyoruz...
Taaa, minicikken…
İlkokuldayken…
Lisedeyken…
Kocaman adam iken…
Bastonla yürürken…
Hatta...
Tekerlekli sandalyeye mahkumken bile…
Yardımla da olsa...
Ayağa kalkıp...
Sesin çıkıyorsa eğer hançerenden…
Fark etmez!
Beynin emretmesine gerek yok!
Yürekten söyleriz İstiklal Marşımız'ı…
20'şer yıldan hesap edersek...
Neredeyse...
Beş nesil büyüdü o kurbanın olayım marşla…
Geçen “12 Mart” ta...
İstiklâl Marşı’mızın kabulünün 104. yılını geride bıraktık...
Asırlar boyu sürmesi dileğiyle...
Kutlu olsun...
Nokta...
Hamiş: Ha'di bir ayrıntı daha… Nasıl başlar, yürekleri titreten İstiklal Marşımız? Aynen şöyle: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak... / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak… / O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak... / O benimdir, o benim milletimindir ancak…”
Hiç düşündünüz mü?
O şiir, niye “Korkma...” kelimesi ile başlıyor?
Onu da anlatalım: Şiirlerini yazarken Kuran'ı Kerim'den ilham alan Mehmet Akif, İstiklal Marşı'nı satırlara dökerken; Peygamber Efendimiz'in Mekke'den Medine'ye hicreti sırasında saklandıkları Sevr Mağarası'dan yanında bulunan Hazreti Ebubekir'e, “Korkma ya Ebubekir, Allah bizimledir” dediği aklına gelir… İstiklal Marşı'nı da “Korkma…” diye yazmaya başlar…

(*) Bendimi: “Önümüze kurulmuş tüm engeller”...
Sonsöz: “Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmayı nasip etmesin… / Mehmet Akif Ersoy / İstiklal Şairimiz...