Ömrü yetseydi… Şu sıralarda tam da Gönül Yazar gibi... “91 yaşını” görebilmenin mutluluğunu yaşayacaktı...
Bu dünyadan ayrılıncaya kadar…
Üç nesil O'nu…
“Futbolun Taçsız Kralı” olarak hem tanıdı…
Hem de tanıdığına şükretti…
O rakiplerine…
“Bel kırarcasına çalım atıp…”
Meşin yuvarlağı ağlarla buluşturduğunda…
Tribünler ayağa kalkardı…
Her zaman nazik…
Çelebi…
Karıncayı bile incitmez bir İzmirli'ydi…
Ömrü yetmedi…
Bir trafik kazası ile veda etti milyonlarca sevgilisine…
O sırada 55 yaşındaydı…
Metin Oktay…
Aslında...
Bilinenin dışında Türk Futbolu'nun harbiden “Taçlı Kralı”ydı…
*
Futbolla…
Sadece...
Kenarından, köşesinden bile ilgisi olan Metin Oktay'ı iyi bilir…
Süper golcüydü…
Üstelik...
Hayatı ise, bi'o kadar ilginçti…
Spor hayatını bizim kuşak ezbere bilir…
O kısmı uzatmayalım…
İzmir Karşıyaka'da doğdu…
Damlacıkspor'un formasını ıslatmaya başladığında…
Henüz 16 yaşındaydı…
Sonra Yün Mensucat, ardından İzmirspor…
Bir yıl sonra…
Son evi, rüyalarını süsleyen Galatasaray…
Başka takıma gitmeden başlayan sarı-kırmızı serüven…
“Ooo, bu nasıl İzmir delikanlısı…” demeye kalmadı…
Kırılmaz rekor; “Üç yıl üst üste gol kralı…”
Bir yıl için, İtalya'nın Palermo takımının kadrosundaki golcü...
Sarı-kırmızılı ekipte…
Kimselere nasip olmayan rekorları tarih yazdı!…
Üç lig... Dört Türkiye Kupası… ve iki Cumhurbaşkanlığı
şampiyonluğu yaşadı…
Bilmiyor olabilirsiniz!
1962-63 sezonunda attığı 38 golün rekorunu…
Taaa, 25 yıl sonra Tanju Çolak ancak kırabildi… O da bir gol fazlasıyla…
*
Milli Takım'ın efsanesi…
Defans oyuncularının korkulu kramponuydu…
Metin Oktay’ı, dünya bile ayakta alkışlıyordu…
*
Yeşil sahalardaki krallığın tadını çıkarırken…
Aşk hayatı da dillerden düşmüyordu…
Kendisi gibi İzmirli bir kızı sevdi…
Kentin tanınmış tüccarlarından Ziya Sarı ve eşi Fatma Hanım'ın küçük kızı Oya...
Metin Oktay’a 14 yaşında aşık olmuştu…
Kendi ifadesiyle “gamzesine vurulmuştu” ünlü futbolcunun…
Oya-Metin çifti 1958'de Bursa Çelik Palas'ta yüzük taktılar…
O sırada Oya 17, Metin 22 yaşlarındaydı…
Kayınvalide Fatma Sarı…
Taçsız Kral ve Oya Sarı…
Sekiz ay sonra Ocak 1959'da…
Kültürpark Nikah Salonu'nda birbirlerine “Evet” dediler…
Salona iki bin davetli girmişti…
Oya Hanım'ın, Amerika'dan getirttiği...
Pırlantalarla süslü gelinliği, nefesleri kesti…
Birkaç gün sonra…
“Metin, İzmirspor'a gidiyor…” dedikodusu yayıldı…
Gazetelere bakarsanız…
İzmirspor, Metin'e peşin 225 bin lira vermeye hazırdı…
Bu olay…
Evliliğin sonunu getirdi; ayrıldılar…
Ah, kader... Sen nelere kadirsin!
*
İkinci evliliğini 12 Mayıs 1965'te…
İstanbul'da…
Yine bir İzmirli ailenin kızı Servet Kardiçalı'yla gerçekleştirdi…
Zeynep adını verdikleri bir kız çocukları oldu ama yaşamadı; doğumdan sonra kaybettiler parmak kadar bebeği…
Daha sonra…
Servet ile Metin…
Rıfat Halil Pala adında bir çocuğu evlat edindiler…
*
Az bilinen süper bir anıyla devam edelim…
Olay, spor yazarı ve yorumcusu Ahmet Çakır'ın…
“Taçlı Kral / Metin Oktay” adlı kitabından…
Şaşıracaksınız…
14 Eylül 1960 günü, yüksek tirajlı bir gazetede…
Metin Oktay'la ilgili bir haber çıkar…
Haber şöyle: “Polis ve savcının aradığı Metin, 40 bin kişi tarafından alkışlanıyor, golleri atıyor ama bir türlü yakalanamıyor... Asker kaçağı Metin bugün sahaya çıkıyor…”
İşin aslı şu…
Maç izinleri kayda geçirilmediği için…
Metin Oktay hakkında…
Askerliğini sekiz gün eksik yaptığı gerekçesiyle…
Hakkında tutuklama kararı çıkarılmış…
Devlet Baba'nın inadı inat…
Türkiye'nin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs'ın…
O büyük Usta'nın üstünden…
Topluma vermek istediği bir mesaj bu:
“Metin Oktay dahi olsa cezasını çekecek...”
Taçsız Kral, 45 günlük cezasını çekmesi için…
Toptaş Cezaevine gönderiliyor…
O mahpus damındaki 45 gün…
Düşünemeyeceğiniz kadar ağır geçiyor…
Gerisini…
Metin Oktay şöyle anlatıyor:
“Beyti'deki akşam yemeğinde Baba Gündüz (Kılıç) benim için sofrayı donatmış… Rakı içiyoruz... 45 günlük sinirlerimiz yatışsın diye... Baba Gündüz, öğlen uyandırdı beni… Üç saat sonra Galatasaray, Karagümrük'le oynayacak... Baba Gündüz, Metin'in yüreğine sesleniyor: (Biliyorum, oynayacak durumda değilsin ama seyirci seni görmek istiyor Metin… Sen bize çok maç kazandırdın… Varsın, bugün de senin yüzünden kaybedelim…) Baba'ya hayır diyebilmem mümkün mü? Sahaya çıktım ve iki gol attım… Beni sevenlere kavuşmuştum... Sahadan çıkarken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum...”
*
Unutulmaz anılar var sırada…
Galatasaray'da kaptanlık yaptığı zaman diliminde…
Hakemin yazı-tura yapılacağı sırada hep “tura” derdi…
Nedeni sordular:
Tek cümle ile cevap verdi:
“Varsın Atam'ın silüeti yere değmesin…”
*
Hiç kimseden çekinmedi…
Milyonlarca hayranının kalbinde taht kurmuştu…
O günleri yaşayanlar…
Deniz Gezmiş ve arkadaşları için imza topladığını unutmazlar…
*
Futbola veda etme zamanı gelmişti…
1969 sezonunda…
Jübile yapmaya karar verdi…
Galatasaray'ın, ezeli rakibi Fenerbahçe ile oynamasını istiyordu…
Fener'in yöneticisi Eşref Aydın…
Bu isteğe şu karşılığı verdi:
“Tek bir şartım var... Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı… 10 dakikalığına da olsa Fenerbahçe formasını giyer misin?
Metin Oktay'ın cevabı şahaneydi:
“Şeref duyarım…”
O gece maçında…
10 dakikalığına Metin Oktay Fenerbahçe…
Can Bartu ise Galatasaray forması ile mücadele etti…

*
...Ve, “The End” dedirten, son anı…
Meslektaşım, Muhittin Akbel'den…
”Metin Oktay, Güneş Gazetesi'nin spor yorumcusuydu...
Denizlispor-Galatasaray maçı dönüşü ekip…
Ortaklar'da çöp şiş yemek için ekip mola verir…
Milli Piyango satıcısına gözü ilişir Metin Oktay'ın…
“Beni tanıdın mı?” diye sorar biletçiye…
“Metin abi, seni kim tanımaz ki...” yanıtı, Usta'yı gülümsetir…
Yılbaşına birkaç gün vardı, iki tam bilet aldı biletçiden…
Biletçiyi sınamak için “Maalesef param kalmamış. Kabul edersen, bir dahaki gelişimde bu restorana paranı bırakırım...” der…
Biletçi, “Ne demek Metin ağabeycim; senden kıymetli mi? Tabii ki olur...” yanıtını verir…
Dayanamaz, Metin Oktay…
Restorandan çıkan piyangocunun peşinden gider…
“Sen ne yüce gönüllü bir arkadaşsın” der, biletlerin parasını verir...
Daha sonra 10 adet seri bilet ister…
Uzattığı paranın üstünü de almaz, “Çocuklarına yılbaşı hediyem olsun...” der Taçsız Kral…
İşte böyle gönlü zengin biriydi Metin Oktay…
*
Bitiriyoruz…
Uğursuz, 13 Eylül 1991…
Sabah, 04.15 gibi…
Boğaziçi Köprüsü çıkışında kaza geçirdi ünlü futbolcu…
Otomobili takla attı; dalağı parçalanmıştı!…
İç kanama nedeniyle hayatını kaybetti…
Son nefesini verdiğinde henüz 55 yaşındaydı…
Aradan...
35 koca yıl geçti…
Hiç ama unutulmadı…
Zaten…
“Efsaneler hiç unutulur mu?”
Bakın işte böyle…
Kuşaktan kuşağa masal gibi anlatılır, yad edilir…
Nokta…
Hamiş 1: Metin Oktay, tartışılmaz golcülüğü ile elde ettiği rekor gol krallıkları ve sahadaki beyefendi kişiliği sayesinde halk tarafından "Taçsız Kral" ilan edildi... Hala öyle anılıyor...
Hamiş 2: O’nun dönemine yetişen bizler, şunu iyi biliyoruz... Halkın içinden gelen Metin Oktay, mütevazı ve örnek kişiliğiyle tüm futbolseverlerin gönlünde taht kurdu ve 35 yıldır hiç unutulmuyor....”
Sonsöz: “Tek aşkıydı Galatasaray, iyi ki doğdun Taçsız Kral! / Anonim…”