Arada bir benim eskiyen ajandaları kurcalamak hoşuma gidiyor. Gülmek mi gerek yoksa acı acı düşünmek mi karar veremediğim oluyor. Olay, Eskişehir’de yaşanmıştı anımsayacağınız gibi… Pavyonda dört kişi Afet adındaki kadın birbirine girmiş, silahlı çatışmada bir kişi ölmüştü. Ne var bunda derseniz için, işte asıl konu da o zaten. Dört erkeğin birbirine girdiği o kadın erkek çıkıyor.
Fazla ekmek, bulgur ve makarna demek ki böyle yapıyor insanı.
Eski AK Parti Genel Başkanı/ Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun şu sözleri de hep kara kara düşündürmüştür beni: ‘’ Niye Gazze konusunda Trump’a karşı sesi çıkmaz Erdoğan’ın? Ağzından bir kere olsun Trump çıkmadı, niye? Çünkü sizin New York’taki mahkemede davalarınız varsa… UTAH’ta kara para aklama davası varsa, servet rivayetleri varsa sesiniz kısılır.’’
Okurken bu satırları yutkundukça yutkundum doğrusu.
Bir de Trump’ın, 25 Eylül 2025 buluşmasında olsa gerek, işaret parmağıyla Erdoğan’ı göstererek ‘’ Hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir.’’ demesi…
Bize dönecek olursak…
30 Mayıs 2025’ti yanılmıyorsam… Fahrettin Koyuncu tanıştırmıştı. Şerif Kutludağ’dı adı… Fahrettin’in Denizli’den arkadaşıydı. Hiç unutmuyorum o sözlerini: ‘’ 1 Eylül 2018’de taşındık Karşıyaka’ya. Karşıyaka’da en çok sevdiğim mekan Latife Hanım Köşkü’ndeki kütüphaneydi. Gediğim günden itibaren kütüphanedeki kitaplardan İzmir okumaları yaptım. Elde ettiğim bilgileri de haftada bir gün ‘ Cuma ‘ günleri ‘’ www.izmirkent haber’’ da yayımladım. Şimdi kitapsız bir Latife Hanım Köşk Kafe bana suyu çekilmiş havuzları hatırlatıyor, üzülüyorum.’’
Gel gör ki o kütüphaneyi/ Mehmet Atilla Kitaplığı’nı kapatan belediyenin kültür müdürü ne üzgün ne süzgün. Başkan da pek üzülmüşe benzemiyor.
Koca koca harflerle kitaplık kapatılır mı hiç diye haykırasım geliyor. İşin en ilginç yanı da Karşıyaka’nın entelektüel kesiminin de bu konuda köre sağıra yatması… Toplu bir tepki olsaydı o kitaplık eminim yeniden açılırdı. Neyse ki aydınlanma/ aydınlatma çabamızı ötelediğimiz yok bizim. 31 Ocak’ta Bahriye Mahallesi’nde Cemil Tugay Başkan ile 66. Kütüphanemizle 15. Aydınlanma Evimizi açıyoruz ‘ Rasime Şeyhoğlu- Özcan Durmaz ‘ adıyla…
Özcan Durmaz mı? O benim yaklaşık 40 yıl öncesinden Bergama’da kitap kırtasiye işi yapan sevgili Mustafa abimin biricik oğlu. Benim de kardeşim sayılır…
Aliağa’da CHP İlçe Başkanlığı ve CHP İzmir İl Başkan Yardımcılığı yaptığını da söylemiş olayım bu arada. İzmir ve Kuzey Ege onu ‘ İş ve siyaset adamı’ olarak tanıyor.
Manisa’nın çok sevilen iki başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ın cenazeleri görülmemiş bir kalabalık tarafından kaldırıldığında gözümün önüne 8 Haziran 632’de 17 kişiyle kaldırılan Hz. Muhammet’in cenazesi geldi. Cenaze, Hz. Muhammet’in ölümünden üç gün sonra kaldırılmıştı. Çünkü sahabenin çoğu kimin halife olacağı mücadelesi ile meşguldü. O büyük insanın cenazesini de Hz. Ali yıkamıştı. Amcası Abbas ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kuşem ile…
İşin içine iktidar olma isteği girince demek ki böyle oluyor.
‘’Meşrutiyeti ilan ettik olmadı. Cumhuriyeti ilan ettik olmadı. Yahu biraz da Ciddiyeti mi ilan etsek’’ diyen Celal Yalınız aklıma düşüyor zaman zaman. Namı diğer Sakallı Celal…
Deniz Bakanı bir paşanın oğluymuş. Kendi çabası ile okumayı sökmüş, çok iyi de Fransızca konuşan biri olmuş. Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yapmış.
Mustafa Kemal’i büyük bir aşkla severmiş.
Gelelim 1921 yılının 28 Ocak’ını 29 Ocak’a bağlayan o meşum geceye… Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Trabzon’dan Sovyetlere geri gönderilmek için bindirildikleri teknede Kayıkçılar Kahyası Yahya Kahya tarafından katlediliyor. Tekne batırılıyor, kimsenin de cesedine ulaşılamıyor. 1921’den bu yana bu cinayeti kimin planladığı halâ çözülmüş değildir diyor ‘ekşi sözlük’
Aydınlığa kavuşturulmuş olması gerekmiyor mu?
Düşünülmesi, sorgulanması gereken konular bunlar.
Cemil Meriç’in bir sözü ise hiç düşündürmez beni: ‘’ Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.’’
Daha başka beğendiğim sözlere gelince…
‘’ Günün adamı değil, gerçeğin adamı ol.’’
‘’ Herkes dünyanın düzene girmesini ister fakat gayreti başkalarından bekler.’’
‘’Yalanın dostu, gerçeğin düşmanı çoktur.’’
‘’ Karanlık hırsızın, ışık gerçeğin dostudur.’’