Elimin altında heyecanla okuduğum ‘Bir Tanpınar Fetişizmi’ ile ‘Biz Teğmeniz’ kitapları varken 31 Ocak’ta Karşıyaka / Bahariye Mahallesi’nde açacağımız 66. Kütüphane ile 15. Aydınlanma Evi gündeme geliverince iki kitabı da bir kenara bırakıverdim..
Oysa dostları tarafından ‘ Kırtipil Hamdi’ olarak anılan Ahmet Hamdi Tanpınar’ı kısa sürede bu kitaptan öğrenivermek heyecanı ile yanıp tutuşuyordum. Diğeri de sevgili kardeşim Saygı Öztürk’ün ‘Biz Teğmeniz’ adlı TSK’den atılan genç askerlerin içyüzlerini anlatan ve beni öfke küpüne çeviren o araştırma ve inceleme kitabıydı.
*
İki üç aydır Bahariye’deki Prof. Kahve ve aynı binada yer alan ‘Bilardo ve Briçseven Oyuncular Derneği’nde Halil İbrahim Bilacan arkadaşımın aracılığıyla burada bir kütüphane ve aydınlanma evi kurmak için düşünüp duruyorduk. Halil İbrahim, benim 50 yıl öncesinden tanıdığım bir arkadaşım. İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nden emekliye ayrıldıktan sonra günlerini hep burada geçiriyor. Dostlarıyla burada buluşuyor ve okey oynayarak vakit öldürüyordu. Kahvenin sahibi olan Mardinli ailenin Ceylanpınar doğumlu oğlu Faruk Bey ile konuştuktan sonra gündeme geldi bizim kütüphane işi.
‘Rasime Şeyhoğlu- Özcan Durmaz Aydınlanma Evi ve Kütüphanesi ‘adıyla açacaktık 66. Kütüphanemizi ve 15. Aydınlanma Evimizi.
Özcan Durmaz kim oluyor diyecek olursanız… O, bana Bergama’nın yaklaşık 40 yıl öncesinden armağanı. Kitap- kırtasiye işi yapan Mustafa abinin biricik oğlu. Bergama Merkezdeki öğretmenlik yıllarımda tanıştığım saygıdeğer bir esnaf. Özel İdare binasının zemin katındaki Öğretmenler tüketim kooperatifinde yönetici olarak çalıştığım günlerde yorgunluğumu attığım bir adresti Mustafa abinin dükkanı. Yoğunluğun ve sıkıntının stresinden kurtulmak için yanına çay içmeye gittiğim günlerde tanıdım onu. Oğlunun da üniversitede okuduğunu o günlerde öğrenmiştim.
Temiz yüzlü, centilmen, güzel konuşan Özcan’a olan sevgim o günlerde başlamıştı. 6 yıl Bergama Belediyesi’nde çalıştığı yıllarda onu daha da iyi tanımış oldum.
Derken ticarete soyundu ve ailesine ait işi üstlenip belediyeciliği bıraktı.
*
Canım annemle 2002 yılında Bergama köylerinde başlattığımız kütüphanecilik çalışmalarımıza olan ilgisi ve bana olan sevgisi onunla bizi daha sıkı fıkı ilişkiye taşıdı. Çalışmalarımıza sadece seyirci değil, tümcenin öznesi gibi/ yüklemi gibi bakar oldu. Aliağa’nın Hacıömerli köyünde açtığımız kütüphanenin raflarını ve dolaplarını da ‘’ Abi o işi bana bırak. ‘’ diye elimden tutmuştu.
2025’in yaz sıcaklarında yeni seçilen muhtarın kütüphane binasını başka bir amaçla kullanmak istediğini öğrenince mecburen tasımızı tarağımızı toplamak zorunda kalmıştık.
Orada var olan kitaplar, dolaplar ve aydınlanma evi eşyalarını kamyona yükleyip Bahariye’ye gönderen işte o benim canım kardeşim Özcan’dı. 2025’in Aralık’ından bu yana Prof. Kahve’yi kültür mekanına çevirme çabalarımıza emekli vali yardımcısı Ardahan Totuk, emekli albay Hasan Zeki Sungur ve tarih öğretmeni Gündüz Özsoy da ortak oluyordu. Özellikle kitapların tasnifi, kitapların kategorik olarak düzenlenmesi ve görsellerin ilgili noktalara çakılması/ yapıştırılması konusunda ve sık sık kahveye gelip elimden tutmasını unutmam olası değil. Ne de olsa doğduğu Alaşehir topraklarındaki 23 okula birer kitaplık kazandırmış olan amatör ruhlu bir kütüphaneci o! Bulunduğu yeri aydınlatmayı hedef edinmiş bir Atatürk askeri!
Ardahan Totuk arkadaşıma gelince… İzmir içinde ya da Bayındır ve Tire’de açtığımız kütüphaneler için kitap taşırken hiç yüksünmeden bana lojistik destek veren bir başka can dostum o! ‘’Araç ihtiyacın olduğunda bana söyleyeceksin, ona göre! ‘’ diye hafif sertçe beni uyaran canım arkadaşım… Küçük Menderes Havzası’nın özü sözü bir yiğit delikanlısı. Efelik ve zeybeklik kültürünün günümüzdeki örneklerinden biri… Yanlış yapmaya gör, affetmez, çatır çatır sorar hesabını!
Bize her daim omuz veren kişileri sayarken Karşıyaka Belediyesi’ni, CHP İzmir İl Başkanlığını, Deniz Yücel’i, Görkem Duman’ı, Mavişehir Mahalle Muhtarlığını, Mustafakemalpaşa Mahalle Muhtarlığını, Goncalar Muhtarı Ali kardeşimi, Avram Ventura’yı, Mehmet Atilla’yı, Sevil Tan’ı, Burak Acar’ı ve benzerleri sevgili arkadaşlarımı nasıl unutabilirim?
Araç gerek olacak da meclis üyesi Sedredil Coşkuner el vermeyecek ha…
Tabii ki canım gazeteci dostlarımı da saymalıyım bu arada; Mehmet Şakir Örs, İsmail Çetinkaya, Saygı Öztürk, Cengiz Güven, Oğuz Tümbaş, TRT İzmir, rahmetli Tayfun Talipoğlu ve NTV, Alev Coşkun, Öcal Uluç, Yunus Karakaya, Hürol Dağdelen, rahmetli Erkin Usman, rahmetli Selamettin Bayındır, Doğan Hızlan, Ünal Ersözlü, Atilla Köprülüoğlu, Suavi Yardımoğlu, Oben Ulu, Çağlayan Bilgen, Bünyamin Dobrucalı, Salim Çetin, Attila Aşut, Işık Kansu, Macit Sefiloğlu, Tunç Erciyas ve adlarını bir anda anımsayamadığım diğerleri…
2002’nin 19 Ekim’inden bu yana Kemal Nehrozoğlu’nu, Yekta Güngör Özden’i, Fahir Işıksız ve rahmetli Dinçer Sezgin’i nasıl unuturum? Fahir Bey o günlerin vali yardımcısı olarak esip gürlüyordu köylerde. Dinçer abi de bilgeliğin örneğini veriyordu yaptığı konuşmalarla. Şaka bir yana her biri beş altı köyde konuşmuştu. Katılan diğer vali yardımcısı ve kaymakam arkadaşlarla birlikte.
O günleri özlemle anıyorum.
Dişhekimi Avni Aydemir’i, Genel Cerrah Yasin Peker’i, Doktor Kudret Güven’i, Dişhekimi Mertol Akın’ı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu, Sosyoloji Doktoru Selim Karyelioğlu (KTÜ),Doktor Ali Ağzıtemiz’i, İşadamı Yılmaz İstanbullu’yu, Doktor Ahmet Kocabıyık’ı, Şükret Sevgener’i, Tuna Arslan’ı, Eskici Ahmet Topuz’u, Suat Kaçak’ı, Suat Salgın’ı, üç değerli kardeşimi- Lütfi- Mehmet ve Ali Şiri’yi nasıl ihmal edebilirim?
Anısı güzel annemin değerbilirlik kokan o sözleri kulağımda hep küpedir: ‘’ Sarı kuzum, tamam biz ateşledik fitili. Ama her şeyi yapan biz değiliz ki… Katkısı olanların adlarını her ortamda dile getirmeyi sakın unutma yavrum!’’
Bunları bilip duracağım da her işi biz yaptık diyeceğim ha!
Cemil Tugay da bu listede olması gerekenlerden… İki buçuk yıl bana Latife Hanım Köşkü’ndeki Mehmet Atilla Kitaplığı’nda bilim-sanat-edebiyat söyleşileri düzenleme olanağı ve fırsatı veren/ moderatörlük yaptıran, Karşıyaka/Demirköprü’de koskoca bir kütüphane kurmamıza olanak sağlayan/ elimizden tutan sevgili doktor başkanımız o!
Benim doktorlara olan aşkımı çoğu kişi bilir. Sülalem öğretmen ve doktorla dolu… Cemil Tugay da… Muayenehane hekimliği yapıp milyonlar kazanmak varken düşünün o bir ilçeye başkanlık yapmakta. İdealistlik ve halka hizmet aşkı değil de nedir bu? Ona olan saygım biraz da bundan galiba.
*
Bu denli uzun bir girişten sonra şunu söylemek şart oluyor: ‘’Rasime - Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri’’ bilim- edebiyat dünyasına ana-oğul kütüphaneleri olarak giriş yaptı ama ulaştığımız noktada BEN’in değil BİZ’in izini ve imzasını taşıyor.
Ne mutlu ki biz bu aydınlanmanın ve aydınlatmanın lokomotif gücü olmuşuz. Bununla da gurur duyduğumu itiraf etmeliyim.
31 Ocak’ta başta Dr. Cemil Tugay olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediye personeli, sevgili meclis üyelerimiz, eşim, her daim bağrıma bastığım değerli muhtarlarımız, sanatçı kardeşlerim ve Karşıyakamızın kitapsever yurttaşları ve Prof Kahve’nin sevimli personeli olarak 2 bin roman- öykü- şiir- deneme - araştırma- inceleme, Uğur Mumcu’nun tüm kitapları, felsefe kitapları, bilim- edebiyat dergileri ve farklı ansiklopedi türleriyle iç içe bir güzellik yaşadık Bahariye’de, Zübeyde Hanım’ın Anıt Mezarı karşısındaki Prof. Kahve’de…Şair Nüket Hürmeriç aramızda olacak da bir şiirle bu etkinliğe renk katmayacak ha…
O da oldu! Buraya yolu düşenin illa aydınlanma evimizi görmesini de özellikle rica ediyorum.
Gönül istiyor ki kahvenin müşterileri, briçseven oyuncularla bilardocu gençlerimiz de arada bir üst kata çıkıp Orhan Kemal’e, Tolstoy’a, Dostoyevski’ye, Feyza Hepçilingirler’e, Veysel Çolak’ın şiirlerine ve Mehmet Atilla ile Avram Ventura’nın neler yazdıklarına bir göz atıp sayfalarını çevirsinler.
Dünyanın ve ülkemizin en güzel romanlarına/ öykülerine/ denemelerine imza atmış şair ve yazarlar var burada çünkü.
Kütüphane ve aydınlanma evi için işyerini kültür mekanına çevirmeyi kabul eden işyeri sahibi Faruk Turan’a da teşekkür etmek görevimiz olsun!
Evet! Bahariye’de soğuk bir kış gününde bize baharı yaşatan Sayın Cemil Tugay dostumuza, paylaşımcı kardeşimiz Özcan Durmaz’a, meclis üyelerine, muhtarlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır diyorum.
Okur yazar oranı çok yüksek olan Karşıyakamıza 1 değil, 11 değil,101 kütüphanenin böylesi bir coşku ve heyecanla açılması dileklerimle…
Açılış sonrasında Sözcü’de Saygı Öztürk’ün, Cumhuriyet’te Mehmet Şakir Örs’ün, Haberini Oku’da Yunus Karakaya’nın, Egeli Gazete’de Hürol Dağdelen’in yazılarıyla Psikolog Gözde Özelce’nin izlenimlerini anlatan yazıları okuyunca çok yakında Soma Belediyesi’nde açacağımız 67. Kütüphanenin heyecanını yaşar oldum şimdiden.
*
Sesimi duyar mı bilmem ama Sayın Özgür Özel’e seslenesim var: ‘’ Ey Genel Başkanım, ülkemizin bir an önce düze çıkması, hurafe ve yalanlardan arınması, yolsuzluklardan ve hırsızlıklardan kurtulması için yarından tezi yok gelin hep birlikte Mardin’i Urfa’yı, Bitlis, Adıyaman, Siirt gibi illeri ve ilçelerini de bir an önce kütüphanelerle donatalım!
Harekete geçmiş örgütlü gericiliği yenecek olan kitaplar ve kütüphanelerdir çünkü!
Aziz Sancar Kütüphanesi, Cahit Arf Kütüphanesi, Gülşah Durbay Kütüphanesi, Haldun Dormen Kütüphanesi, Tarık Akan Kütüphanesi, Metin Oktay Kütüphanesi ve benzerleri bir zorunluluktur ülkemiz için.
Yeter ki siz isteyin!
Biz 24 yılda 66 kütüphane açtıysak sizler bir yılda açarsınız bunu.
Halkımızın buna şiddetle gereksinmesi var çünkü.