Malum, bugün 14 Şubat... Etrafı kalpler, çiçekçiler ve o meşhur "Rezervasyon yaptırdın mı?" telaşı sarmaya başladı.

Eğer bu ritüeller size biraz yorucu, hatta bir "mecburiyet" gibi geliyorsa, arkaya yaslanın ve derin bir nefes alın. Çünkü dünya artık başka bir yere evriliyor!

Yeni Nesil Sevgi: "Özgürlük" ve "Değer"
Yeni araştırmalar, Sevgililer Günü’nün o eski ve katı kurallarının artık rafa kalktığını söylüyor. Artık insanlar bugünü sadece romantik çiftlere bırakmıyor; katılımcıların yarısından fazlası, 14 Şubat’ın tüm sevgileri kutlamak için harika bir bahane olduğunu düşünüyor.

En tatlısı da ne biliyor musunuz? Artık tek başına şık bir restoranda yemek yemek, kendine bir çiçek almak ya da en yakın dostunla bir kahve içmek, "yalnızlık" değil "özgürlük" ve "kendine değer vermek" olarak görülüyor. İnsanların %58’i tek başına yemek yemenin artık çok daha karizmatik ve kabul edilebilir olduğu görüşünde. Yani o gün elinizde bir buketle eve gitmiyorsanız üzülmeyin; aksine siz "yeni nesil sevgi" akımının tam merkezindesiniz!

Sevgi Sadece İki Kişilik Değildir

Sevgi dediğimiz şey; evladınızla, dostunuzla, kedinizle ve en önemlisi kendinizle kurduğunuz o eşsiz bağdır. Unutmayın; en uzun, en fırtınalı ve en hakiki ilişkiyi kendinizle yaşıyorsunuz. Diğer tüm sevgiler, bu temel sağlamsa çiçek açıyor. Bu yüzden o meşhur soruyu bu yıl başkasına değil, aynadaki o kişiye sorun: "Nasılsın? Bugün senin için ne yapabilirim?"

Peki Bugün Ne İzlesek?
Bu içsel yolculuğun üzerine, Türk sinemasının hafızasına mıhlanan bir başyapıtı yeniden hatırlamanın tam zamanı: Selvi Boylum Al Yazmalım. Bu film sadece dramatik bir aşk hikâyesi değil; Atıf Yılmaz’ın mizansen başarısının, Ali Özgentürk’ün yürek yakan senaryosunun ve devleşen bir oyuncu kadrosunun (Türkan Şoray, Kadir İnanır, Ahmet Mekin) buluşmasıdır. Cengiz Aytmatov’un öyküsünden uyarlanan bu sihirli yapım, 1978’de Antalya Altın Portakal’dan ödüllerle dönmüş, seslendirme kadrosuyla (Tijen Par, Pekcan Koşar, Kamuran Usluer) kulaklarımızda yer etmiştir.

O Ölümsüz Soru: "Sevgi Neydi?"

Filmin sonunda Asya, hepimizin kalbine o soruyu bırakır:
"Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgârıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çırpıntısı mı? Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner, güneş çıkardı. Sevgi neydi?
Sevgi sahip çıkan, dost, sıcak insan eli, insan emeği miydi? Sevgi iyilikti, sevgi emekti."

Bugün ve her gün; en çok kendinizi sevmeyi, kendinize bir "hâl hatır sormayı" ihmal etmeyin.

Sevginin en özgür, en "siz" haliyle kalmanız dileğiyle...