Yeni yılda bilinçli seçimler Son zamanlarda arkadaşlarımla en çok konuştuğumuz konulardan biri, zamanın inanılmaz bir hızla akıp gitmesi. ne zaman gün bitti, hafta nasıl geçti, ay hatta yıl ne ara devrildi; gerçekten şaşkınım. Her şeyin baş döndürücü bir hızla tüketildiği bugünlerde, aslında en çok "kontrolü bırakmaya" ihtiyaç duyuyoruz. Aşırı anlık ve planlı sisteme karşı uzun vadeli bir meydan okumaya ihtiyacımız var.

Bir yemeğin en çok kısık ateşte piştiğinde lezzetlenmesi gibi, hayatta da her şey zamanla demlenir. İşte yılbaşı dönemi, bu yavaşlama pratiğini hayata geçirmek için en doğru zaman...
Kentin nefes alan alanları, yılbaşı pazarları
Kendi içimizde kentleri değerlendirirken hep sokağa bakıyoruz. Kapalı mekanlara olabildiğince az sıkıştığımız, denize bakabildiğimiz, uzun yürüyüşler yapabildiğimiz ve sokaklarında özgürce eğlenebildiğimiz kentleri her zaman birkaç adım öne koyuyoruz. Semtleri bile bu kriterle seçiyoruz.
Yılbaşı pazarları da tam bu noktada, dışarı taşarak yeni yıl ruhunu bir arada yaşayabileceğimiz, kentliye sunulmuş nefes aldıran bir yıl sonu "icadı".

Şehrin dört bir yanını saran rengarenk stantlar, atlı karıncalar, sıcak çikolata kokusu ve çam ağaçları... İzmir bu konuda son yıllarda epey bonkör; şehrin farklı köşelerinde giderek artan pazarlarla yeni yıl coşkusunu sokağa taşıyor. Sıcak çikolatalarımızı yudumlarken, bu ışıl ışıl tezgahların arasında şu soruyu soruyoruz: "Peki, kime ne alacağız?"

Nesnelerden niyetlere, anlamlı seçimler...

Geleneksel tüketim alışkanlıkları, hediye seçimini çoğu zaman bir ‘nesne’ye indirgiyor. Oysa sürdürülebilir, deneyim bazlı seçimler hem insana hem dünyaya daha nazik bir yaklaşım sunar. Çünkü hediye vermek sadece bir eşya teslim etmek değil; bir niyet, bir bağ ve bir farkındalık biçimidir.
Sürdürülebilir hediyeler dendiğinde akla gelen en değerli seçenek deneyimlerdir. Sanatla veya öğrenmeyle ilgili atölyeler insanı yaşadığı "an"a geri getiriyor. Bir konser bileti ya da yaratıcı bir atölye, zamanla eskiyen bir eşyanın aksine, hafızada yer ederek daha da derinleşiyor. Bu bilinçli yaklaşım sofralarımız için de geçerli. İsrafın arttığı bu dönemde, sevdiklerimize bir sürdürülebilir yemek kursu hediye etmek; onlara mevsimsellik ve malzemeye saygı gibi bir yaşam felsefesi sunmak anlamına geliyor.

2026’nın rotası: Whycation...

Bu yavaşlama arayışı, seyahat alışkanlıklarımızı da kökten değiştiriyor. 2026’da seyahat, artık “Nereye gidiyoruz?” sorusuyla değil, “Neden gidiyoruz?” arayışıyla şekilleniyor. Yeni trendin adı: Whycation... Gezginler artık tatil planlarını destinasyon değil, amaç odaklı yapıyor. Kimi içsel dönüşüm, kimi sevdikleriyle bağ kurma, kimi ise ilham bulma motivasyonuyla yola çıkıyor. Doğa ve iyi yaşam temelli bu yolculuklar, kaçmaktan ziyade yeniden bağ kurmayı ve sinir sistemini rahatlatmayı hedefliyor.

Küçük Niyetlerin Gücü...

Elbette nesneler de doğru seçildiğinde anlamlı olabilir. Zamansız bir kitap ya da el emeğini önceleyen yerel bir marka her zaman güçlü bir tercihtir. Ancak unutmayalım ki yılbaşı, paylaşmayı hatırlamak için bir fırsat. Zaman ayırmak, gönüllü olmak, dinlemek ve eşlik etmek de paylaşmayı gerçek bir değere dönüştürebilir.
2026'ya girerken hayatı her saniyesini tüketerek değil, her anını hissederek ve "kısık ateşte" lezzetlendirerek yaşamaya ne dersiniz?