Türk tiyatrosu, en zarif şövalyesini, en disiplinli hocasını ve en güler yüzlü ustasını kaybetti. Oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, 97 yaşında perdeyi kapattı.
Kısa süre önce geçirdiği enfeksiyon nedeniyle tedavi gördüğü hastanede, 12 Ocak’ta entübe edilen usta sanatçı, 72 yıllık sanat maratonunu bizlere devasa bir miras bırakarak tamamladı. Haldun Dormen demek, sadece tiyatro demek değildi.
O, bu toprakların sanatla modernleşen yüzü, zarafetin ve disiplinin simgesiydi. Devlet Sanatçısı unvanını sonuna kadar hak eden, isminin yanına "ikon" kelimesinin en çok yakıştığı isimlerden biriydi.
Onu sadece sahne başarılarıyla değil, dünya çapındaki vizyonuyla da hatırlayacağız. 1988 yılında Hollywood yıldızı Audrey Hepburn ile yaptığı o unutulmaz söyleşi, TRT ve BBC Türkçe arşivlerindeki derin sohbetleri, onun sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda müthiş bir entelektüel olduğunun kanıtıydı.
Bir röportajında kendisine sorulan "Bu enerji nereden geliyor?" sorusuna verdiği yanıt, aslında hayat felsefesinin özetiydi: "Ne yapayım, yaşlanacak zaman bulamıyorum."
Gerçekten de öyle oldu. Ne sahnede geçen onlarca yıl, ne de yetiştirdiği sayısız öğrenci ondan gençliğini alabildi. Onun hayatı bize; uzun ömrün iksirinin üretime ara vermemek, ideallerin peşini bırakmamak ve hep daha iyisini hedeflemek olduğunu öğretti.
Pişmanlıkları olmayan, gıpta eden ama kıskanmayan, sahneyi bir "keyif alanı" olarak gören bir hayat ustasıydı o. En büyük mutluluğu, sahneye koyduğu bir oyunun ilk gece seyirciyle buluştuğu o andı. Metin Serezli’den Ayfer Feray’a, Erol Günaydın’dan bugünün genç yeteneklerine kadar herkesle aynı heyecanla çalıştı.
Türk tiyatrosu bugün çok daha sessiz, kulisler biraz daha boynu bükük. Ancak onun izleri, yetiştirdiği sanatçıların her repliğinde, açtığı yollarda ve bizlere öğrettiği o eşsiz disiplinde yaşamaya devam edecek.
Işığın bol, sahnen sonsuz olsun büyük usta. Sanata kattıkların, o bitmek bilmeyen enerjin ve zarafetin asla unutulmayacak.