Tüm sıkıcı ev işlerini yerine getirebilecek bir robot yardımcıya sahip olma fikri onlarca yıldır var. Yapay zekâ sayesinde şimdi bu gerçek oluyor. Bu yıl gerçek anlamda ilk kez çok amaçlı robotlar evlere girmeye başlayacak. Silikon Vadisi'nde, çamaşırları katlamak, bulaşık makinesini doldurmak ve arkamızı toplamak için hızla eğitiliyorlar. Birçoğu artık pek çok önemli (ve sıkıcı) işi yerine getirebilecek kadar çevik, hassas ve becerikli. Peki bu robotlar ne zaman gelecek?

Son iki haftadır haftanın 7 günü çalıştığımdan olsa gerek bu soruyu birçok kez sordum. Hem evde hem de işte bir asistana ihtiyacım olduğu bir gerçek.
Evde düzeni sağlayacak, akşam hangi yemeğin yapılacağına karar verecek, çamaşırları toplayacak, ütü yapacak, etrafı temizleyecek, akşam elmamı soyup getirecek… Mailleri organize edecek, cevap verecek, planlama yapacak… Hele yayında o kadar ihtiyacımız var ki! Günün önemli haberlerini çıkaracak, dinleyici mesajlarına derleyip toplayıp bana iletecek, yayını, takvimi planlayacak, önemli günleri hatırlatacak, bu günler için öneri sunacak, afiş yapacak… Benim öncelik sıramı anlayıp ona göre akışa destek verecek bir asistan harika olmaz mı?
‘Aman Eylem, sakın o kapıyı açma! Görmüyor musun, bu işin sonu hep dünyayı ele geçiren robotlara çıkıyor ‘’dediğinizi duyar gibiyim. Evet Alman bilim kurgu dizisi tüylerimizi diken diken etmiş olabilir. Aslında korkumuz sadece robotun isyan etmesi değil; Cassandra dizisinin bize hatırlattığı o çok daha derin ve trajik gerçek...
"Dizi, ismini sadece mitolojik bir karakterden almıyor; 1970’lerde kendi evinde bir 'robot' gibi yaşatılan, sesi duyulmayan gerçek bir kadının trajedisinden alıyor. Tıpkı felaketi görüp de kimseyi inandıramayan mitolojik Cassandra gibi, dizideki Samira da yapay zekanın karanlığını ilk fark eden oluyor. Bu tam bir 'Cassandra Sendromu' örneği: Gerçeği bilmek ama çaresizce inandıramamak..."


Belki de teknoloji dünyası, korku senaryolarına takılıp kalmak için fazla hızlı hareket ediyor. Cassandra’nın o tekinsiz kehanetleri bir yanda dursun; bizler, hayatın koşturmacasında kendimize ayıracağımız küçücük bir "boş an" için bu dijital asistanlara kapımızı açmaya dünden razıyız. Belki de asıl mesele robotların dünyayı ele geçirmesi değil, bizim kendi hayatımızı yönetmek için onlara ne kadar muhtaç hale geldiğimizdir. Kim bilir, belki de o meşhur distopyalar gerçekleşmeden önce, sadece çamaşırları katlayan ve e-postaları cevaplayan o huzurlu sessizliğin tadını çıkarırız.