Şahsen, ben iki kez okudum o haberi! Sonra bi’kez daha üzerinden geçtim ama yine huzursuzdum... Sahi... Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin... Neden? Yedi kelime ile şöyle dedi: “Turgutlu’da okul saldırısı olmadı(!) okul önünde oldu...”
Böylece...
O korkunç olayı işaret etmeye çalışıyordu...
En ilginç ifadesi ise...
Adeta “karşılaştırılmalı” bir diğer olayı hatırlatarak...
Aynen şöyleydi:
“Kahramanmaraş ilindeki saldırı okul saldırısıydı...
Ancak Manisa'daki saldırıyı okul saldırısı olarak tanımlamamak lazım... Saldırı okulda olmadı; saldırı okulun önünde oldu!..”
Allah, Allah...
Yani!
“Saldırı okulun içinde değil de önünde başladı ve bitti!” diye...
Hep beraber
“Sevinelim” mi?
*
NTV'ye konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den...
İlginç bir çıkış daha:
“Çocuk için (Akran zorbalığı yaşıyor) diyorlar ama...
Akran zorbalığı yaşayacak bir okul hayatı yaşamamış...
Okula daha yeni kayıt yaptırılmış... Çocuk ilk ifadesinde bundan bahsediyor...”
*
Şimdi diyeceksiniz ki...
“Nereden çıktı bu (akran zorbalığı)?
Yeni değil ki?
Yıllar önce de vardı...
Her şehirde her mahallede biraz büyükler...
Hep aynı mahallenin küçüklerini pataklardı...
“Spor olsun!” diye...
Ama...
Patakladığı kendinden küçüğün babası da...
O delikanlıyı...
Babası yetişinceye kadar “yer misin, yemez misin?” diye, diye...
Evine gönderirdi...
Ne var ki...
O günler çok geride kaldı...
Artık mahalle aralarında...
Kendinden küçüğü dövenler de kalmadı...
*
Günümüzde ergenliğe yaklaşan çocukların...
Eskiden olduğu gibi...
Kendinden küçükleri “rahatsız ettikleri” doğrudur...
Ne var ki...
Böylesi taşkınlıkları arkaya atmayalım...
Desek de...
TV dizilerinde böylesi “öğrenci kavgaları” sizi şaşırtmıyor mu?
Mesela...
TV’deki “Daha 17” dizisinde erkek öğrenciler ve...
Genç karakterler arasında sık sık kavga sahneleri yaşanıyor...
Özellikle Bodrum Eğitim Vakfı Lisesi'nde geçen ve...
Gençlik/dram türünde olan dizide...
Erkek karakterlerin çatışmaları(!)...
Tartışmasız...
Hikayenin merkezinde yer alıyor...
Doğal olarak da...
Yaşıtlarına “şahane örnek” oluyorlar...
*
Her şey acıklı, ne var ki...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın da...
Çok kimsenin ifade ettiği gibi...
Okullar...
Geleceğin pırıl pırıl evlatlarını yetiştirmek içindir...
Okulun içi...
Bahçesi...
Kapısı, hatta önündeki kaldırımı bile “kavga” için yaratılmadı...
Demek ki...
Sadece anneler / babalar değil...
O okulların eğitimcileri de...
Dikkatli olmak zorunda...
Bir zamanlar...
Siz, biz, hepimiz...
Sınıfta kavga etsek...
Koca okul, gözünü kırmadan “uzaklaştırma” verirdi...
*
Bitiriyoruz...
Daha dün gibi...
22 Eylül’de Turgutlu’daki...
İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında...
Meydana gelen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmıştı...
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi...
Yaralılardan üçünün durumunun diğerlerine göre...
Daha kritik olduğunu açıklamıştı...
Acı olayın ardından...
Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen “15 yaşındaki şüpheli” ile...
Annesi, babası ve dedesi gözaltına alınmıştı...
Ne var ki...
Böylesi acılar bitsin artık! Geleceğin fidanları birbirini kırmasın...
Sahi...
“Nereye bu gidiş!”

Nokta...
Hamiş 1: Bazı veliler evde oturup internet izleyeceğine veya babalar, kahvede oturacağına okullarda oturup bekçi olsunlar... Sonradan, “ah, vah demek işe yaramıyor...” En önemli evlatlarımız onlar bizim malımız mülkümüz geleceğimiz onları korumak biz yetişkinlerin elinde...
Hamiş 2: Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırganın anne ve babası ile silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin gözaltına alındığını duyurdu...
Sonsöz: Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay da Millî Eğitim Bakanı'na tepki gösterdi ve dedi ki: “Sayın Yusuf Tekin, sizin göreviniz yalnızca müfredat değiştirmek, yönetmelik yayımlamak, çocukların nasıl giyineceğiyle, hangi etkinliğe katılacağıyla uğraşmak değildir... O çocukları sağ salim okula ulaştırmak, öğretmenleri görevlerinin başında yaşatmak da sizin sorumluluğunuzdur..."