Dijital platformların çocukların karşılaştığı içeriklerde giderek daha fazla belirleyici hale geldiğini belirten Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevki Işıklı, sosyal medya algoritmalarının çocukların ilgi alanları, aramaları ve konuşmalarından elde edilen veriler doğrultusunda içerik sunduğunu söyledi. Çocukların cinsiyet kimliği ve rollerin ilişkin yaşlarına uygun biçimde bilgilendirilmesinde sakınca olmadığını kaydetti.

İzmir'de 13 Eylül'de hava nasıl olacak? İşte ilçe ilçe en düşük ve en yüksek sıcaklıklar...
İzmir'de 13 Eylül'de hava nasıl olacak? İşte ilçe ilçe en düşük ve en yüksek sıcaklıklar...
İçeriği Görüntüle

“Cinsiyet kimliği kriziyle karşı karşıyalar”

Çocukların erken yaşta çok sayıda LGBT ve cinsiyet kavramına ilişkin içerikle karşılaşmasının kimlik gelişimi açısından çeşitli riskler oluşturabileceğini vurgulayan Işıklı, “LGBT kavramları ve cinsiyet kavramlarıyla ilgili çocukların erken yaşta bu kadar çok içeriğe maruz kalması, çeşitli değişikliklere yol açacak. Bu kontrolün bir kısmını şu anda algoritmalar üstleniyor. Çocuklar kendinden önceki nesillerin yaşamadığı tarzda bir cinsiyet kimliği krizine maruz kalabilirler hatta kalıyorlar. Çünkü çok fazla içeriğe maruz kalıyorlar. Ekosistemde yabancı unsurlar, anne babalarının sahip olmadığı şeyler var. Erken yaşta maruz kalmanın birtakım riskleri var. Çocuklarda erken kimliklendirme, erken cinsiyet kimliği edinme sürecine sokabilir. Bu yüzden ebeveynlerin bunu takip etmeleri gerekir. Sadece cinsiyetin erken kimliklendirme sürecine girmesi, çocuğu henüz hazır olmadığı bir konuda zihinsel ve psikolojik bir gerilime sokabilir. Kadın ve erkek rolleri şeklindeki geleneksel cinsiyet ayrımını çocuğun zihninde tartışmalı hale getirebilir” ifadelerini kullandı.

“İçeriklerden haberdar olunmalı”

Işıklı, şunları kaydetti:

"Özellikle Batı, Amerika kaynaklı dijital platformlarda LGBT konusunda pozitif bir ayrımcılık, bir sponsorluk ya da öne çıkartma olduğunu çok net görebiliyoruz. Bu Netflix'le başlamıştı ama şimdi Hollywood filmleri ve diğer sinema sektörünün tümünde görebiliyoruz. Hepsinde LGBT ile ilgili bir mesaj var. Halbuki en yaygın olan toplumda insanların sadece yüzde 3,5'i LGBT'li üyeler. Fakat sanki bu en temel sorunmuş ve en öncelikli insan hakkıymış gibi öne çıkartıp çocukların henüz yetişkin olmadan bu konuda bir tercih yapmaları yahut da kararlarını LGBT'den yana pozitif bir ayrımcılık olarak kullanmaları gerektiği mesajı veriliyor. Şu anki toplumumuzun, ahlakın, medeniyetimizin tümü her noktada cinsiyetle ilgili normlar, kurallar, yasalar, kriterler ve kavramlar içeriyor. Siz cinsiyetsizleşme gibi ya da çoklu cinsiyetler gibi yahut da akışkan cinsiyetler gibi bütün bunları içine alacak tasarım bebek gibi bir teknolojik trende girerseniz, bu teknolojik trend içinde sizin geleneksel yaşam tarzınızdan, ahlakınızdan, edebiyatınızdan, bilim ve inançlarınızdan geriye bir şey kalmaz. Buna karar vermek zorundayız."
Ebeveynlerin çocuklarıyla aktif iletişim kurması ve dijital ortamda karşılaştıkları içeriklerden haberdar olması gerektiğini söyleyen Işıklı, bu konunun yalnızca ailelerin çabasıyla çözülemeyeceğini, teknoloji şirketleri, bilimsel fon kuruluşları ve bilim politikalarıyla eş güdümlü bir yaklaşım gerektiğini kaydetti.

Kaynak: AA