Çalışıyorsun… Yer altının karanlığında, ölümle burun buruna, kan ter içinde ekmek kazanıyorsun.
Her gün çalışıyor, çalışıyorsun.
Sonra ay sonu geliyor…
Ve maaşını alamıyorsun.
Patron maaşını vermiyor, açıklama da yapmıyor.
Bunun adı ekonomik kriz değildir.
Bunun adı düpedüz emek hırsızlığıdır.
Türkiye’de artık işçiler yalnızca düşük ücretle yaşam mücadelesi vermiyor. Hak ettikleri ücretleri alabilmek için sokaklara çıkmak, kilometrelerce yürümek, oturma eylemi yapmak, hatta açlık grevine başlamak zorunda kalıyor.
Ankara’da Türkiye Maden İşçileri Sendikası’na bağlı Doruk Madencilik işçilerinin yaşadığı tam da budur.
Aylarca çalışıyorlar.
Maaşlarını alamıyorlar.
Kıdem tazminatları ödenmiyor.
İhbar tazminatları ödenmiyor.
Ücretsiz izin alacakları ödenmiyor.
Haklarını isteyince de “biraz daha bekleyin”, “takvim vereceğiz” deniliyor.
Oysa işçinin kirası takvime göre beklemiyor.
Marketteki fiyatlar beklemiyor.
Elektrik, su faturası beklemiyor.
Çocuğun okul masrafı beklemiyor.
Açlık da beklemiyor.
Madenciler bu nedenle “Ölmek var, dönmek yok” diye haykırıyor.
Bu söz, yalnızca bir slogan değil; çaresizliğin en ağır ifadesidir.
Daha acısı ise aynı işletmede daha önce başka bir sendikaya üye işçilerin de benzer mücadeleyi vermiş olmasıdır. Bakanlıkların devreye girmesiyle verilen sözler tutulmamış, sorun yeniden büyümüştür.
Demek ki mesele yalnızca bir patron meselesi değildir.
Mesele, işçinin hakkını zamanında teslim ettirecek devlet mekanizmasının işlememesidir.
Bir ülkede yüzlerce işçi maaşını alabilmek için Ankara sokaklarında baretlerini yere vuruyorsa, orada sadece patron değil, denetim sistemi de sorgulanmalıdır.
İşçi ücreti pazarlık konusu yapılamaz.
İşçinin alın teri, şirketlerin nakit akışına göre ertelenemez.
Çünkü ücret, işverenin lütfu değil; emeğin karşılığıdır.
Bugün Doruk Madencilik işçileri, “Bu hafta ödeme yapılmazsa açlık grevine başlayacağız” diyor.
Düşünün…
İnsanlar çalıştıkları işyerinden hak ettikleri parayı alabilmek için aç kalmayı göze alıyor.
Bu tablo, yalnızca o işçilerin değil, ülkenin ayıbıdır.
Anayasa’nın “ücret emeğin karşılığıdır” ilkesinin hayata geçmediği bir yerde sosyal devletten söz etmek mümkün değildir.
Madenciler yerin altında kömür çıkarmak için değil, ailelerinin onuruyla yaşayabilmesi için çalışıyor.
Onları açlık grevine mecbur bırakan düzen değişmedikçe, kaybeden yalnızca işçiler olmayacak.
Kaybeden; hukuk, adalet ve sosyal devlet anlayışı olacaktır.
Çünkü emeğin karşılığını alamadığı bir ülkede, hiçbir vatandaş geleceğine güvenle bakamaz.
Güzel ülkemde maden işçilerimiz açlık grevi yaparak karın doyuracak maaşlarını almaya çabalıyorlar.
Ne diyelim.
Batsın sizin düzeniniz, iş yasalarınız, adaletiniz…