İnanın…
Duyunca üzüldüm.

Ama öyle sıradan bir üzüntü değil bu.
İnsanın içine oturan,
“Biz ne ara buraya geldik?” dedirten bir üzüntü…

Türk futbolu adına üzüldüm.
Federasyon adına üzüldüm.
Merkez Hakem Kurulu adına üzüldüm.
Hatta Spor Bakanlığı adına bile üzüldüm.

Çünkü ortada basit bir eksiklik yok…
Ortada itibar kaybı var.

*

Türk Milli Takımımız büyük bir başarıya imza attı. Gurur duyduk. Dünya Kupası’na gidiyoruz.

Ama…

Dünya Kupası’nda düdük çalacak
tek bir Türk hakem yok.

Evet…
Yanlış duymadınız.

Somali’den var…
Moritanya’dan var…
Katar’dan var…
Suudi Arabistan’dan var…

Ama Türkiye’den yok.

Futbol ülkesi diye övünen Türkiye’den…
Yok!

*

Oysa bir zamanlar…

Biz sadece futbolcu göndermiyorduk dünyaya.
Hakem gönderiyorduk.

Doğan Babacan…
1974 Dünya Kupası’nda düdük çaldı.
Sadece düdük çalmadı…
Türkiye’nin adını sahaya yazdı.

Sulhi Garan…
1960 Roma Olimpiyatları’nda görev aldı.
İlk FIFA kokartlı hakem olarak kapıyı dünyaya açtı.

Cüneyt Çakır…
Şampiyonlar Ligi yarı finalleri…
Dev maçlar…
Dünya Kulüpler Kupası finali…

Dünya onu tanıdı.
Biz onunla gurur duyduk.

*

Peki bugün?

Bugün biz ne yapıyoruz?

Hakemi tartışıyoruz.
Hakemi yuhalıyoruz.
Hakemi hedef gösteriyoruz.

Yetmiyor…

Sistemi bozuyoruz.
Kuralları eğip büküyoruz.
Güveni yerle bir ediyoruz.

Sonra da dönüp soruyoruz:

“Niye Dünya Kupası’nda Türk hakem yok?”

*

Hakem yetiştirmek sadece düdük vermek değildir.

Hakem yetiştirmek;
güven vermektir.
itibar kazandırmaktır.
uluslararası arenada arkasında durmaktır.

Ama biz ne yaptık?

Hakemi yalnız bıraktık.
Her hatasında linç ettik.
Her kararında kulübü, siyaseti, baskıyı sahaya sürdük.

Sonuç?

Hakem var…
Ama güven yok.

Kokart var…
Ama itibar yok.

İsim vermeye gerek yok…

50 metreden, ceza sahasına bile girmeden penaltı çalıyorsan…
Topa temas varken “devam” demen gerekirken düdüğü basıyorsan…
Sarı kartlık pozisyonda kırmızıyı es geçip, kırmızılık pozisyonda sarıya kaçıyorsan…
VAR’da oturup “bana ne” diyorsan…

Size kim güvensin?
Sizi kim çağırsın?

*

En acısı ne biliyor musunuz?

Biz artık karşılaştırmayı bile yanlış yapıyoruz.

Eskiden Avrupa ile yarışırdık.
Bugün…

Adını futbol haritasında yeni yeni duyduğumuz ülkelerle kıyaslanıyoruz.

Bu, sadece futbolun değil…
bir ülkenin aynasıdır.

*

Düdük sadece sahada çalınmaz.

Düdük…
Adalette çalar.
Güvende çalar.
Sistemde çalar.

Eğer o düdük sizde değilse…
Maçı da siz yönetmezsiniz.

*

Diyeceğim odur ki:

Biz hala oyundayız sanıyoruz…
Oysa çoktan oyunun dışına itilmişiz.