Sessizdi... Sakindi... Samimiydi...
Ve, hep öyle kaldı...

Eskilerin değdiği gibi “kendi halinde” bir sanatçıydı...
Çok özeldi...
Starların dünyasında kimseciklere benzemezdi...
Sezen Aksu’nun ölümsüz şarkısı “Lale Devri”nin...
Minicik bir satırına benzetirdim hep O’nu:

“Eski radyolar gibi çatıya saklanmış o muhteşem ses...”

*

Kaderin O’na ne sürpriz kapılar açacağını ve dahi...
Ne güzellikler yaşatacağını...
O sırada aklından bile geçirmiyordu...
Kendi halinde “tertemiz yürekli” bir yıldızdı...
Şahane sesi ve sahne hakimiyeti ile...
70’li yıllara damgasını vurdu...
O kadar güzel gülüyordu ki...

O’nun adı “Tülay Özer”di...

*

Erzincan Kemaliye’de 10 Aralık 1946’ta doğan Tülay Özer...
Eğitimini tamamladı...
Kendisine meslek olarak muhasebeciliği seçmişti...
1970’li yıllar gelip çattığında...
Müzik kariyerine ilk adımlarını atmaya başlamıştı...

Nereden bilebilirdi ki...
Hayatının yüzde 100 değişeceğini?

Nitekim, Tülay Özer...
Müzik kariyerine 1970’li yılların başında “merhaba” demişti...
İlk büyük çıkışını...
1974’te “Gel Artık – Niye Çattın Kaşlarını" plağıyla yaptı...
Nasip değilmiş; olmadı, tutmadı!
Sesine güveniyordu ama...
Laf aramızda...

Şahane bir çıkış yapması gerekiyordu...
Başka şansı yoktu...

*

Aslında şanslıydı...
Türkiye’nin halk müziğinde medarı iftiharı...
Hakkı Bulut ile tanıştı...
Neredeyse aynı yaştaydılar...
Stüdyoya titreyerek girdi...
Arkalı, önlü...

“İkimiz Bir Fidanız” ve “Son Ümit”in kayıtları...

Tek kelimeyle şahaneydi...
O “Pop / Arabesk” plak, resmen yıktı geçti müzik dünyasını...
Resmi bir veri ve rakam yok ama...
51 yıl önce o plağın “bir milyon”dan fazla satıldığı hep iddia ediliyordu...
İşte o şarkıdan tadımlık birkaç satır:

“İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız...
Sen benimle ben seninle bu hayatı yaşamalıyız...
Severek birbirimizi hayatta hep gülmeliyiz...”

Ve o şarkıyla milyonların kalbinde taht kurdu...
Yalnız taht kurmakla kalmadı...

Sevenlerin... Sevilenlerin...
Kalplerine şerbet akıttı!
Belki de ilk kez...
Bir pop / arabesk melodi; ortalığı kasıp kavuruyordu...

Whatsapp Image 2026 05 03 At 07.47.17

*

Tülay Özer...
Etkili bir sanatçıydı...
Özellikle...

1974 ve 1980 yılları arasında yayımladığı 45’lik plaklarla...
Müzik piyasasının lideri oldu...

Özgün ses rengi ve...
Pop-folk tarzındaki muhteşem yorumuyla...
Her konserde büyük alkış topladı...
O dönemin...
En çok aranan kadın solistleri arasında yer aldı...

*

Önemli bir ayrıntı, atlamayalım...
Tülay Özer'in hayat hikayesi...
Müzik aleminde adeta “dramatik roman” olarak anılır...
20’şer yıldan...
Üç nesile kendini sevdirmiş bir sanatçıdır...
Öyle ki...
Bugün müzik listelerine koyun...
Şu iki melodiyi...

(İkimiz Bir Fidanız) ve (Büklüm Büklüm)

Bu gün bile sempati toplar ve alkışlanır...
Geride bıraktığımız “1 Mayıs 2026” takvim yaprağı...
Usta sanatçının...

Size... Bize... Hepimize...

Veda zamanıdır...
Müzik tarihine damgasını vurmuş güçlü sanatçı...
Tülay Özer’i unutmayacağız...
O’nu andıkça...
Hep şu melodiyi hatırlayacağız:

“İkimiz Bir fidanız...”
...Ve, işte o müthiş şarkı...
Yıllar, yıllar önce...
Gözbebeğimiz İzmir Fuarı'nda “Altın Plak Ödülü” kazanan...
İlk eser olarak tarihe geçti...
...Ve...
Kendisi gibi ünlü sanatçı kardeşi Zerrin Özer ile...
Gurur duyduğunu dilinden hiç düşürmedi...
Bu arada...

"Deli Etme Beni Aşk" ve "Neden Ayrıldık?" gibi şarkılar...

Bizim gibi 50’li yılların mahsulü delikanlıların hala ezberinde...

*

Bitiriyoruz...
Tülay Özer, bir süredir böbrek yetmezliği nedeniyle...
Diyaliz tedavisi görüyordu...
“1 Mayıs 2026”da İstanbul'da hayata veda etti...
Kendine has tarzıyla bir döneme ışık tutan Tülay Özer’in hayatı...
Aslında bir roman gibiydi...
Bunun tam karşılığı şudur:

“Sahne ışıklarının altındaki ihtişam ile...
Özel hayatındaki mücadelelerin birleşimi...”

Nokta...

Hamiş: Tülay Özer; Nilgün, Songül ve Zerrin Özer adında dört kız kardeşin en büyüğü idi... 1978'in sonunda, bir Sezen Aksu bestesi "Büklüm Büklüm" ile listelerinin zirvesine çıkarken, yedi yıl sonra kardeşi Zerrin Özer müzik dünyasında yükselişe geçiyordu...

Sonsöz: 79 yaşında vefat eden Tülay Özer dün son yolculuğuna uğurlandı; İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi...