Ocak bitti...
Şubat’a “hoş geldin” derken...
Olacak şey değil!
İzmir Barosu’nun verilerine göre...
2026’nın ilk ayında...
Sıkı durun...
Sadece “Ocak” ayında...
“17 kadın erkekler tarafından katledilmiş...”
2025’i hiç sormayın...
En acı rekor...
Geride bıraktığımız (2025) yılına ait...
365 günde...
“297’si şüpheli” olmak üzere...
Toplamda...
“591 kadın” erkeklerin elinde son nefesini vermiş!
Ayıptır söylemesi, “rekora koşuyoruz” milletçe!
Sonra da...
Başımıza taş düşmüş gibi...
Geçen yıl kaybettiğimiz...
İlhan Şeşen’in unutulmaz şarkısını mırıldanarak:
“Neler oluyor bize, neler oluyor?”
Demekten kendimizi alamıyoruz...
Ama...
Şu soruya de cevap bulamıyoruz:
“Neden böyleyiz? / Nasıl bu hale geldik?”

*
İzmir Barosu’nun izlenimlerine göre...
Sözüm ona...
“Başımızın tacı...” dediğimiz kadınlar...
Evlerinde... Sokakta... İşyerinde... Adliye’de...
Sadece “kadın oldukları için” şiddete uğruyorlar...
Eli sopalı hatta bıçaklı koca müsveddeleri ise...
Adeta “ezberledikleri” hep aynı cümlelerle...
Kendilerini adaletin pençesinden kurtarıyorlar...
Karısını öldürdükten sonra...
Eğlenmeye gittiği iddia edilen kocanın bahanesine bakar mısınız?”
“Eşimin telefonda erkek fotoğrafı gördüm!”
Hep aynı cümleler...
Hiç değişmiyor ama...
Şiddet daima kaçınılmaz oluyor...
Kadınlar ise...
Genelde...
Ya...
Kısık bir sesle...
“Senden boşanacağım! Artık seninle yaşamak istemiyorum!” diyor...
Ya da, kocasının isteklerine “hayır” diye karşılık verdiği için...
Sopayı sırtında görüyor, geceler boyu uyuyamıyor!
*
Şunu hiç unutmayalım...
Biz, “çok çocuklu” bir aile düzeninden geliyoruz...
Genel olarak...
Mesela...
“Üç erkek, bir kız...” gibi...
Sorun bakalım; yeterince mutlu oldular mı?
Bir araya geldiklerinde...
Ya kavga var ya da dargınlık...
...Ve de anaları / babaları sağ ise...
Ya torunları büyütüyorlar...
Ya evlatlarının “didişmeleri”ni ayırmaya çalışıyorlar...
Peki...
Bugünlerin genç kayınvalide ve kayınpederleri ne yapıyor?
Bebeklerle bile ilgilenmiyor...
Hatta...
Dört evladın “didişmesi”ni görüp / yaşamamak için...
Anadolu’nun bir başka köşesine yerleşiyor...
Çünkü...
Genç yaşlardaki...
Gelinlerin, damatların ve dahi kendi evlatlarının...
“Mızmızları”nı çekmek istemiyorlar!..
Onların “itiş kakış”ları arasında kalmaktan kaçıyorlar...
Çünkü...
Sakin bir yaşlılık dönemi geçirmek istiyorlar...
Bir ayakları çukurda olduğu için biraz daha yaşamak istiyorlar...
Çok mu istiyorlar?
*
Devlet Baba...
Kısa adı “CEDAW” olan...
“Kadına karşı ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi” gereğince...
Kadına yönelik şiddeti önlemek adına...
Etkin soruşturma yürütmek ve...
Failleri caydırıcı biçimde cezalandırmak zorundadır...
Kadınların yaşamlarını korumakla...
Kadın ve erkek eşitliğini sağlamakla yükümlü olanlar...
Bugün “yaşayabilmek” için...
Mücadele eden kadınları koruyamıyorlar...
*
“İzmir Barosu” diyor ki...
“İstanbul Sözleşmesi”nden çekilme kararı...
Kadınların yaşam hakkından...
Siyasal olarak vazgeçildiğinin açık ilanı niteliğindedir...
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesiyle birlikte...
Kadınlar ailenin içine hapsediliyor ve...
Birer üreme makinesine dönüştürmeye çalışan politikalar üretiliyor...
Şu korkunç tabloya dikkat!
Eşleri, eski eşleri, sevgilileri, babaları veya...
Hiç tanımadıkları diğer erkekler tarafından kadınlar katledilirken...
Ne yazık ki...
Derin bir sessizlik hakim...
İzmir Barosu...
Belki de ilk kez...
Devlet Baba’yı ve yargıyı şu sözlerle göreve çağırıyor:
“Fail erkeklere verilen ceza indirimlerine son verin...
Kadınların yaşam hakkını gerçekten koruyun...
İzmir Barosu olarak katledilen kadınlar için...
Adalet sağlanana kadar davalarının takipçisi olacağımızı...
Erkek adaletin değil gerçek adaletin sağlanması için...
...Ve dahi...
Erkek şiddetinin sona ermesi için...
Mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz...”
*
Bitiriyoruz...
İzmir Barosu şu ifade ile dikkat çekmeyi sürdürüyor:
“Toplumda her geçen gün artan kadın cinayetleri...
Sürekli, yaygın ve hedefli bir şekilde...
Şiddetin kadınlara yöneltilmesi olayların “münferit” (kendi başına, ayrı ve tek...) olmadığını gösteriyor... Gerçekleşen cinayetler cins kırımdır... Ve bir kez daha haykırıyoruz: “Kadın Cinayetleri Politiktir!
Erkek Adalet Değil, Gerçek Adalet!”
Nokta...
Sonsöz: “Unutmayalım... Biz “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin...” diyen bir gelenekten geliyoruz... Bunu en iyi bilen adalet dağıtan saygıdeğer hakimlerimizdir... Daha ilginci şudur: Kitleleri coşturmak için, “Tekdir ile ile uslanmayanın hakkı kötektir” gibi şiddet dolu sözleri “atasözü” adı altında en çok kullanan millet yine biziz... Yanlış mı?”