Adana’da dört çocuk, bir parkta bulunan kuş yuvasını, bağlı olduğu direği sallayarak düşürüyor. Ardından tekmeliyor, parçalıyor.
Bu görüntüler güvenlik kameralarına yansıyor.
Mesele sadece bir kuş yuvasının parçalanması değil.
Mesele, orada duran bir canlının yuvasına yönelen öfke, duyarsızlık ve hoyratlık.
Bu çocuklar niçin bu davranışa yöneldi? Çocuktur diye geçmemek gerekir.
Burada devlete, özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerine düşen görev açıktır.
Bu çocuklar bulunmalı.
Aileleriyle görüşülmeli.
Okuyorlarsa öğretmenleriyle temas kurulmalı.
Çocukların durumu, aile yapıları mutlaka incelenmelidir.
Altını özellikle çiziyorum.
Bu çocukların cezalandırılmasını istemiyorum.
Ama bu davranışın da “çocuk işi” denilerek geçiştirilmesine razı değilim.
Çünkü bu bir davranış bozukluğudur. Kamu malına zarar vermedir. Bir canlının yaşam alanını bilinçsizce yok etmektir.
Asıl yapılması gereken, bu çocukların neden böyle davrandığının araştırılmasıdır.
Öfke nereden geliyor?
Şiddet neden eğlenceye dönüşmüş?
Merhamet duygusu neden bu kadar körelmiş?
Bu noktada psikologlar mutlaka devreye sokulmalıdır.
Hem çocuklar için hem aileler için.
Aksi halde ne olur biliyor musunuz?
Bugün bir kuş yuvasını tekmeleyen çocuk, yarın başka bir canlıya, öbür gün bir insana zarar vermenin eşiğine gelir. Biz de “nerede hata yaptık” diye sorar dururuz.
Erken müdahale, ceza değildir.
Erken müdahale, geleceği kurtarmaktır.
Yoksa o çocukların geleceğine en büyük kötülüğü biz yapmış oluruz.