Türkiye’de ekonomik krizin geldiği nokta artık yalnızca rakamlarla değil, kullanılan cümlelerle de ölçülüyor. Hayat pahalılığı derinleşirken, siyasetin dili ile vatandaşın gerçeği arasındaki mesafe her geçen gün biraz daha açılıyor.
Son tartışma Meclis lokantasından çıktı.
Yani memleketin mutfağından değil, Meclis’in mutfağından.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan Meclis’te yemek fiyatlarına yapılan zamları anlatırken durumu açıkça ifade etti:
“Beş defa yemeklere zam yapıldı.”
Sebebi de netti:
Eleştiriler.
Diyor ki:
Siz eleştirdiniz bizim yemeklerin fiyatları arttı.
Yani emekliler sesini çıkarmasaydı, pilav daha ucuz olacaktı.
Bu çerçevede emekliye düşen rol de tarif edildi:
Biraz daha susmak,
biraz daha sabretmek,
biraz daha idare etmek.
Özcan’ın Milletvekili maaşını eleştirenlere yönelik çözüm önerisi bile vardı:
“Benim milletvekili maaşımı vereyim, bir ay benim masraflarımla yaşayın.”
Nazik bir teklif.
Sadece küçük ayrıntılar es geçildi:
Kira yok,
fatura stresi yok,
ilaçları bölerek kullanma ihtiyacı yok,
ay sonunda yine maaş, yine makam, yine kürsü var.
Ama olsun.
Zaten emekliler ayrıntılara takılmayı sever.
*
Bu tabloyu tamamlayan bir başka cümle daha önce kurulmuştu.
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş emeklilerle ilgili tartışmalarda şunu söyledi:
“Emeklilerin ömrü uzadı.”
Demek ki mesele anlaşıldı:
Sorun geçim değil, sorun fazla yaşamak. Çok yaşarsan başına bu gelir, der gibi.
Bu durumda tablo daha da netleşiyor; Emekli uzun yaşadığı için, maaş yetmiyor olabilir.
Sofra küçülüyor olabilir.
İlaç pahalı geliyor olabilir.
Sosyal hayattan kopuyor olabilir.
Ama önemli olan rakam.
Ömür uzamış.
Yaşamın nasıl geçtiği ayrıntı sayılıyor.
*
Bugün Türkiye’de yoksulluk artık istatistiklerle değil, alışveriş filesiyle ölçülüyor. Emekli pazarda fiyat etiketine bakıyor, eczacı reçeteyi iki kez okutuyor, kasada “sonra alırım” deniliyor.
Ama siyasetin gündemi başka.
Yemeğin niye zamlandığı konuşuluyor.
Emekli soruyor:
“Bugün ne yiyebilirim?”
Siyaset soruyor:
“Bu yemek neden zamlandı?”
İşte bu fark,
sosyal devlet ile gurme demokrasi arasındaki çizgiyi anlatıyor.
Mesele bir yemek değildir.
Mesele, kimin sofrasının konuşulduğudur.
Ve görünen o ki,
bu ülkede sofralar aynı değil,
ama sorumluluk hep aynı yere düşüyor; Emekliye.
Niye fazla yaşıyorsun be emekli kardeşim?
Vekile göre, uzun yaşarsan bedelini ödersin.