Bu ülkede hangi olay, hangi kararlardı ki, şaşıralım.
Bu haberi okuyunca da şaşırmadım. İstedim ki, duymayanlara duyurayım, okumayanlara anlatayım.

Bazen bir ülkeyi anlamak için uzun raporlara gerek yoktur…

Tek bir olay yeter.

*

Aynı operasyon…

İki kişi uyuşturucu kullanmaktan alınıyor.

Aynı dosya…

Aynı süreç…

Ama iki farklı sonuç.

Uyuşturucu testi pozitif çıkan biri tahliye ediliyor.

Uyuşturucu testi negatif çıkan biri ise hala cezaevinde tutuluyor.

Şimdi durup soralım:

Bu nasıl bir hukuk?

Bu nasıl bir adalet?

Bunun adını koyalım, AKP Adaleti.

*

Kaan Kalyon…

Sosyetenin tanınmış ismi…

2 ay sonra tahliye.

Ali Kaya…

Testi negatif…

Ama hala tutuklu.

Neden?

Dosya mı farklı?

Delil mi farklı?

Yoksa…

Soyadı mı farklı?

*

Türkiye’de artık bazı soruların cevabı hukuk kitaplarında değil…

Siyasi iklimde aranıyor.

Çünkü hukuk…

Bir gün herkese eşit uygulanması gereken bir sistemdir.

Ama eğer sonuçlar kişiye göre değişiyorsa…

Orada hukuk değil,

takdir vardır.

Ve takdir…

Adalet değildir.

*

Bir zamanlar kürsülerden bir AKP Milletvekili, hadi adını da yazalım, Galip Ensarioğlu şöyle demişti:

“Yasama bizde, yürütme bizde, yargı bizde…”

Bu cümle…

Sadece bir itiraf değil,

Bugünün gerçeğidir.

Tüm güç ellerinde ve istediklerini yapıyorlar, istedikleri kararı aldırıyorlar. İstediklerini tutukluyorlar, istediklerinin yaşamını mahvediyorlar.

Ali Kıran, baş kesen iktidarı…

*

Bakın tabloya:

Pozitif test, sonuç tahliye…
Valizini topla.

Negatif test, sonuç tutukluluğa devam…

Eğer bu bir matematik problemi olsaydı…

Hesap makinası kafayı yerdi.

*

Ali Kaya’nın suçu ne?

Dosyada yazan mı?

Yoksa…

Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi olmak mı?

*

İşte sorun tam da burada başlıyor.

Adaletin terazisi şaştığında…

Toplumun vicdanı da sarsılır.

Ve bir ülkede insanlar artık şunu düşünmeye başlarsa:

“Benim kim olduğum, ne yaptığım kadar önemli mi?”

İşte o gün…

Hukuk devleti yara almıştır.

Hukuk Devleti çoktan yarayı aldı. Yara kanıyor, yara iltihaplanıyor.

Ancak iktidar ve çevresindekiler görmezden geliyor. Birileri “Benimde başıma gelir” diyerek susuyor.
Birileri “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor, susuyor.
Hukuk Devleti çöktü, çöküyor.

*

Ben bir dilekte bulunmuştum;

Yargının bağımsız olduğu,
Savunmanın özgür olduğu,
Hukukun herkese eşit uygulandığı bir Türkiye.

Ama görünen o ki…

Dilekler başka,

Gerçekler başka.

*

Ve bugün tablo şunu söylüyor:

Türkiye’de bazı dosyalar mahkemede değil…

Algıda görülüyor.

*

Diyeceğim odur ki:
Adalet terazisi şaşarsa, devletin direği eğilir.
Var mı aksini savunan?