Dünya genelinde tarım, hükümetlerin siyasi tercihleri doğrultusunda gelişmiş teknoloji kullanımı ve üreticiyi koruyan politikalar sayesinde önemli bir gelir kaynağına dönüşmüştür.

Ülkemizde tarım, artık yalnızca ekonomik bir faaliyet olmanın ötesine geçmiş ve aynı zamanda siyasi bir tercih meselesine dönüşmüştür. Bu tercihler, yerli çiftçiyi destekleyerek üretimi artırmaya odaklanmak yerine gıda arzını ithalata bağımlı hale getirme yönünde olmuştur. AKP iktidarı süresince bu konuda alınan kararlar ise açıkça ithalatın önceliklendirildiğini göstermektedir.

Oysa bu ülkenin çiftçisi üretime hazırdır. Toprağı vardır, bilgisi vardır, emeği vardır. Buna rağmen tarımda üretimi artıracak politikalar yerine ithalatın tercih edilmesi, üreticiyi sistemin dışına itmektedir. Bu yaklaşım, tarımı güçlendirmek yerine zayıflatan bir anlayışı beraberinde getirmektedir.

İthalat, kısa vadede bazı sorunları gizliyormuş gibi görünse de uzun vadede üretimin azalmasına ve tarımda dışa bağımlılığın artmasına yol açmaktadır. Üretimden uzaklaşan bir ülke, zamanla kendi kendine yetebilme kapasitesini kaybeder. Bu ise yalnızca bir ekonomik problem değil, aynı zamanda önemli bir stratejik risk oluşturur. Ne yazık ki, ülke olarak bizim de karşı karşıya kaldığımız durum budur.

Tarımda en büyük çelişki de burada ortaya çıkmaktadır: Kendi çiftçisini korumayan bir ülke, başka ülkelerin çiftçisini destekler hâle gelmektedir. Yerli üretim zayıflarken, başka ülkelerin tarımı bizim pazarımız sayesinde güçlenmektedir. Bu, ülkenin geleceği açısından ciddi bir yanlıştır.

Tarım, bu ülkenin sigortasıdır. Gıda güvenliği, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün ithalatla günü kurtardığını sananlar, yarın ülkenin gıda egemenliğini başkalarının insafına bırakmış olur.

Tarım sektöründeki çözüm aslında oldukça açıktır: Çiftçi yalnız bırakılmamalı ve üretim mutlaka desteklenmelidir. Üretim planlaması titizlikle yapılmalı, hangi ürünlerin ne kadar ekileceği önceden belirlenerek bir düzen kurulmalıdır. Modern teknolojilerden faydalanılmalı ve çiftçilere bu alandaki yenilikler konusunda uzmanlar tarafından düzenli eğitim verilmelidir. Kooperatifçilik güçlendirilerek üreticilerin örgütlü bir yapıya kavuşması sağlanmalıdır. Aracı komisyoncuların devre dışı bırakılmasıyla üreticilerin kazançları artırılmalı ve maliyetler azaltılmalıdır. Ayrıca, üretici ile tüketici arasındaki mesafenin kısaltılması gerekmektedir. Tarım sektörü, devlet tarafından sıkı bir şekilde denetlenmeli ve kontrol altında tutulmalıdır. İthalat ise yalnızca zorunlu ve istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntem olarak düşünülmelidir.

Tarım güçlü olursa üretim artar, üretim artarsa ithalat azalır. İthalat düştükçe dış açık dengelenir, ülke ekonomisi rahatlar. Halk ucuza ürün alır. Çiftçi kazandığında köyler boşalmaz, göç durur.

Tarımı ayakta tutmak, yalnızca çiftçiyi değil, bu ülkenin geleceğini korumaktır. Bu nedenle tarım şansa bırakılacak bir alan değildir.