Susuzluk kapıda... Küresel ısınma sonucu başlayan kuraklık, şu kaynaklarımızı da tüketmekte geçtiğimiz günlerde yağan yağmurun da pek faydalı olduğu söylenemez. Önceki dönem başkan Tunç Soyer süngerkent projesi geliştirmiş. Ancak yeni Başkan Dr. Cemil Tugay başkan olur olmaz projeyi iptal ederek projenin mimarı Alim Murathan’ı belediyeden uzaklaştırmıştı.
Şimdi deniz suyunu arıtma, gri su gibi yeni projeler üreten Başkan Tugay su problemini çözmeye çalışıyor. İşçilerle uzlaşarak havuz problemini bitiren başkanın ekibiyle bunu başaracağına inancımız sonsuz...
ÇÖZÜMÜ VAR...
Deniz suyunu arıtmak en zor ve en pahalı yöntem. Suyu arıttınız diyelim. Tuzu ne yapacaksınız? Tekrar denize verilmesi dengenin bozulması anlamına gelebilir. Geçen gün SICAK BAKIŞ programımızda SÜGEP Akademi Başkanı Umut Dilsiz, 12- 13 yaşında lider çocukların bu konu ile ilgili bir çalışma yaptıklarını ve sunum için Paris’e davet edildiklerini söyledi. Tüm ayrıntıları çözen çocuklara Fransız kalmışız. Çocukların bu çalışmalarını gördükçe geleceğe olan umudum artıyor. Umut Hocamın anlattığı projenin detayları şöyle... Belki İzmir’in Başkanı Dr Cemil Tugay’ın da dikkatini çeker bu proje... Bu arada Yeni belediye binasının da Fotovoltaik Sistem ile yapılmasını öneriyorlar. O ne mi? Akıllı bina diyebiliriz. Kendi enerjisini üreten bina... Neyse onu bir kenara bırakalım suya çare olacak projeye geçelim.

İŞTE HEYECANLA ANLATILAN O PROJE...
“Hidroponik sistem ile bir alg biyoreaktörünü birleştirerek deniz suyunu tatlı su, gıda ve karbon geri dönüşümü kaynağına dönüştüren, doğadan ilham alan, bir sistem hayal ettik. Tuzluluk, atık su ve CO₂ gibi kısıtlamaları değerli girdilere dönüştüren bu entegre yaklaşım, hem yenilikçi hem de günümüzün çevre ve tarımsal gıda sorunlarıyla son derece alakalı sürdürülebilir bir çözüm içeriyor. Ülkemizde tarımsal sulama maksatlı su kullanımı 45,05 milyar metreküp ile toplam kullanım içinde %77 paya sahip. Biz projemiz ile tarımda kullanılabilecek tatlı suyu, doğadan ilham alarak, konvansiyonel deniz suyu arıtma sistemlerine göre çok daha doğa dostu bir modelle üreten bir iş modeli öneriyoruz. Çığır açıcı bu fikrin, Paris Change Now Gezegen İçin Çözümler Expo2026’da sergilenmeye değer bulunduğunu duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca Merkezi Paris’te bulunan Akdeniz İleri Tarım Araştırmaları Merkezi CIHEAM tarafından yayınlanan New Medit dergisi, proje ile ilgili makaleyi yayınlama kararı aldı. Tüm bu gelişmeler ülkemizde sürdürülebilirlik alanında çalışan gençlerin sesinin küresel alanda yankılanması anlamına geliyor.”

30 Mart 2026 Paris’te anlatacaklar. Deniz suyu hem tatlı suya dönüşecek hem de yiyecek elde edecekler. SÜGEP Gençlik Liderleri doğanın formülünü bulmuşlar. Hatta Seferihisar’da uygulama yapılabileceğini ifade ediyorlar.
DÜNYA GİDEREK SUSUYOR...
Deniz suyunu arıtırken aynı zamanda gıda üretmek mümkün. Çözüm doğanın döngüsünde... Deniz suyu flitrelenip, hafif tuzlu besin çözeltisine dönüştürülüyor ve salikorniya gibi halefitlere veriliyor. Bitkilerden kalan besinler alg biyoreatörüne aktarılıyor. Mikro algler bu besinleri tüketip, karbondioksiti yakalayıp oksijen üretiyor. Suyu arıtıyor. Temizlenen su sisteme geri dönerek sıfır atıklı bir döngü oluşturuyor. Bu süreç aynı anda su arıtımı, gıda üretimi ve karbon geri dönüşümü sağlıyor. Seferihisar’da bu sistemle ayda bir ton salikorniya ve 400 kilo alg kütlesi üretilebilir. Tatlı su kullanımı yüzde 90 azalır. Bu bir su flitresi değil yaşayan bir mini ekosistem...
Çocukların bu düşündüklerine bilim insanları ve koca koca adamlar ne diyecek merak ediyorum. Elinize sağlık çocuklar, gururumuzsunuz. Alınlarınızdan öpüyorum. Umarım dünyanın bu büyük sorununa çare bulmuşsunuzdur.
**
MUHASEBE GÜNÜ...
31 Aralık hepimiz için bir muhasebe günü... Yarın yeni bir yıla giriyoruz. 2025 yılını nasıl geçirdim? Hedeflerime ulaşabildim mi? Kaç kitap okudum? Sinema ve tiyatroya gidebildim mi? Kendime zaman ayırıp ailemle dinlenip, vücuduma bakabildim mi? Yoksa işe boğulup kendime ve aileme zaman ayırmadım mı? Oturup bir hesap yazıp yeni yıla yeni hedefler koyma zamanı geldi mi? Sevdiklerinizle yeni bir yıla girerken küçük hediyelerle onları mutlu ettik mi? Asgari ücretle ayın sonunun nasıl geleceğinin formülünü bulabildik mi? Neyse bu sabah bu sorulara cevap verip, kendi kendimize not verelim. Bize sunulan 86400 saniyenin kıymetini bilelim. Sevdiklerimizi kucaklayalım. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Küs ayrılmamak için herkesle barışık olmalıyız. Hayat çok kısa kimseyi kırmaya gerek yok! Hepinize mutlu yıllar...

**
NOEL HEDİYESİ...
Her yeni yıl bana Hıncal Uluç’u hatırlatır. Geçen hafta ağabeyi Öcal Uluç ile İGC Yeni Yıl kutlamasında karşılaştık. Eşi Özay Hanımla ne kadar güzel dans ediyordu. Aşkla... Hıncal ağabey de öyleydi. Seveni kadar sevmeyeni de vardı ama aşk adamıydı. Sevgililer Gününü ülkemize getiren ve Erkekçe dergisinin yaratıcısıydı. Görev yaptığı Sabah gazetesini bile köşesinde eleştirecek kadar korkusuzdu. Her yılbaşı günü bir hikaye anlatırdı. “Noel Hediyesi” hepimizin ezbere bildiği ama her okuduğunda aynı duyguları yaşatan O Henry’nin yazdığı öykü... Jim ve Della’nın birbirine sevgisi... Bu sevgi uğruna kaybedebileceklerini çok güzel anlatır. Finalinde gözlerinizden birkaç damla yere düşer... Uğruna her şeyinizi verebileceğiniz sevgiler bulmanız dileğiyle... Sevdiklerinize ufakta olsa hediyeler alın. Onları mutlu edin.
**
AÇIN RADYONUZUN SESİNİ...
Radyo Ege’de yılın en sevilen şarkıları çalıyor. 2026 yılında da tüm şarkılar sizin için... Melike Şahin söylüyor. Canın Beni Çekti... “Gözler gizler niyetleri belki gördüm canın beni çekti...”
DAİMA GÜLÜMSEYİN!