İnsanlık tarihi aslında savaşlar tarihidir. İnsanoğlu taşları cilalamaktan kentleşmeye, ok, yay ve mızraktan füzelere geçiş yapsa da, savaş arzusu her daim ona eşlik etti.
Hem 1.Dünya Savaşı hem de 2.Dünya Savaşı, milyonlarca insanı zamansız ve gereksiz bir şekilde toprağa gömerken, geride sadece kan ve göz yaşı değil, silah sanayisinden uzay teknolojisine müthiş bir atılım gösteren bir tablo bıraktı.
Her iki savaşın aksine, 80 yıldır büyük bir savaş yerine bölgesel savaşlarla idare eden insanoğlu internet teknolojisinden yapay zekaya uzanan insanlık tarihinin en büyük atılımını bu döneme sığdırdı.
Ve şimdi, ciddi olmanın çok çok daha ötesinde bir savaş tehlikesi kapıda.
Putin gibi köşeye sıkışmış bir liderin fitilini ateşleyip bir türlü söndüremediği Ukrayna ateşi, Avrupa Birliği'nin lidersizlikte kağıttan kaplan olduğunun ortaya çıkması ve dünya siyaset sahnesinin karikatürü olması gerekirken gerçeği olmanın şokunu her geçen gün biraz daha hissettiren Trump gerçeği.
Trum Putin ve Netanyahu gibi koltuğunu korumak için kan dökmeye ihtiyaç duyan liderlerin aynı zaman dilimine denk gelmesi Allah'ın bütün insanlık hakkında yeni planları olduğunun sinyalleri gibi.
En aklı başında olan lider olarak ortada duran Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in bile, Japonya'nun Tayvan çıkışı sonrası aldığı katı tutum, ona da nereye kadar güvenmek gerekir tartışma konusu.
Suriye'de gelinen nokta, Türkiye'yi aşmakta zorlanacağı bir krizin eşiğine getirdi.
ABD, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve SDG'nin işbirliğine karşı hem siyasi anlamda hem de askeri anlamda köşeye sıkışma ihtimalimiz her geöen gün yükseliyor.
Karayipler'de Venezuela, Uzak Asya'da Çin'in Tayvan aşkının depreşmesi, kuzeyimizde savaşın büyüme ihtimali olan Ukrayna, güneyimizde İsrail merkezli bir Suriye krizine karşı dünya söylemesi bile korkutucu ama galiba adım adım 3.Dünya savaşına doğru gidiyoruz dedirtiyor.