Ekrem İmamoğlu için 19 Mart'ta gözaltına alınmasının ardından başlayan süreç zorlu geçiyor kuşkusuz...
24 saat önce, sizi görenin önünüzde el pençe durduğu bir dünyadan Silivri'de avuç içi kadar hücreye tıkılmak hiç kimsenin kolay kolay kabul edebileceği bir olay değil.
‘Türk siyasetinde İmamoğlu dönemi kapandı mı?’ sorusuna evet demek mümkün değil.
Ancak, hem onu, hem onun arkasında ne olursa olsun diyerek durmaya çalışan Özgür Özel liderliğindeki CHP'yi sıkıntılı bir sürecin beklediği de ortada...
Bu kadar açık bir şekilde hedefe koyulan İmamoğlu'nun büyük bir olasılıkla 2027'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olarak katılma şansı en azından bugün için imkansız görünüyor. Özgür Özel'in son dakikaya kadar adayımız İmamoğlu açıklaması hem duygusal hem de siyasal olarak anlaşılabilir.
Ancak hayatın gerçekleri, hayali gerçekleri her zaman alt eder. Burada da, CHP'ye samimi olarak gönül vermiş olanların çok iyi bildiği gibi CHP yapılacak ilk seçime İmamoğlu dışında bir cumhurbaşkanı adayıyla girmek zorunda kalacak.
İşte CHP'nin paradoksu da burada başlıyor. Karşınızda bu ülkeyi çeyre asırdır yönetmiş ve öyle ya da böyle yeniden aday olacak olan Recep Tayyip Erdoğan gerçeği var. İmamoğlu dışında bir adayla yarışa girecek olan CHP, Erdoğan gibi bir markayı sandıkta alt edecek bir isimle yarışa girmek zorunda. İmamoğlu'nun bütün suçlardan aklanması ya da diplomasına yeniden kavuşması için Erdoğan'ı alt edecek kapasite ve yetenekte bir CHP adayının seçimi kazanmış olması gerek.
Ve işte asıl problem şimdi başlıyor...
Erdoğan'ı alt edecek bir isimsiniz, seçimi kazandınız ve İmamoğlu'na dönüp, ''Buyurun hem Türkiye'nin hem CHP'nin anahtarı'' diyorsunuz... O gün eğer bir gün gelecek olursa, bırakın bugün kardeşiz edebiyatı yapanları, baba oğlunu tanımaz...
İktidar, paylaşılmadıkça güzeldir...
Hatta, tadından yenmez... CHP'nin adayı kim olursa olsun, sandıkta kazansa da kaybetse de İmamoğlu'nu zorlu bir süreç bekliyor...