Takvimler 4 Eylül 1936'yı gösteriyordu…

İngiltere Kralı Sekizinci Edward…

Genç Türkiye Cumhuriyeti'ni ziyarete gelmişti…

O günlerde yabancı konukları ağırlayan…

Tek devlet yatımız vardı ve…

O'nun da adı “Ertuğrul”du…

Ve o gün ne oldu; tahmin bile edemezsiniz!..

Devasa teknenin bacasından dökülen (*)kurum…

Majestelerinin beyaz takım elbisesini bir dakika içinde…

Öylesine kirletti ki…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk…

Ertuğrul Yatı'nı hurdaya gönderdi ve…

Yeni bir cumhurbaşkanlığı yatı satın alınması için…

Araştırma emri verdi…

*

Aradan aylar geçti…

Bir sabah…

Atatürk’e, “Savarona”nın fotoğrafları sunuldu…

Gazi Paşa…

Adını…

Hint Okyanusu'ndaki “Afrika Kuğusu”ndan alan…

“Savarona”yı çok beğendi…

*

Önce...

Yıldırım hızıyla bir satın alma komisyonu kuruldu…

Ardından pazarlık başladı…

Takvimler “23 Şubat 1938”i gösterirken…

Gerçekten kuğuya benzeyen o tekne…

Resmen…

Türkiye Cumhuriyeti tarafından satın alındı…

Yat'ın Amerikalı ilk sahibi…

Emily Margaret Roebling'di…

Brooklyn Köprüsü'nü inşa eden çiftin kızıydı...

Üniversite mezunu başarılı bir bankacıydı…

Genç kadına ödenen para…

1 milyon 200 bin Amerikan Doları'ydı...

...Ve, o tarihte…

“Bir Amerikan Doları 1.26 Türk Lirası”ydı…

24 Mart 1938'de törenle Türk Bayrağı çekildi…

Şahane tekne…

1 Haziran'da İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı önüne demir attı…

Atatürk…

Çocuklar gibi sevinmişti…

Hiç zaman kaybetmedi…

Aynı gün…

“Savarona”ya yerleşti…

*

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hastalığı ilerlediği için…

Doktorları…

Hava değişiminin…

Özellikle de…

Deniz gezilerinin iyi geleceğini söylüyorlardı…

O sırada Başbakan Celal Bayar ve konuklarına...

İçinden geçeni seslendirdi:

“Ne olurdu bu gemi elimize birkaç sene evvel geçmiş olsaydı!”

Sonra o muhteşem teknede kalmaya karar verdi…

Sanki…

Beş ay sonra bu dünyadan göçüp gideceğini sezmişti!

57 yıllık hayatında karşılaştığı…

En güzel şeydi “Savarona”…

Üstelik…

Tam karşıda…

Muhteşem Dolmabahçe Sarayı varken…

Ulu Önder…

“Savarona”da kalmayı tercih ediyordu…

*

Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya…

“Savarona”da sadece 57 gün geçirmek kısmet oldu…

Bu kısacık süre zarfında…

Muhteşem Yat'ta…

Kabine toplantıları düzenlendi; konuklarını ağırladı…

Yat'ın sahibi…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ydi…

*

Atatürk, 57 yaşında aramızdan ayrıldı…

Kaçınılmaz “son”a doğru yaşadığı “son 56 günü”…

O'nu “çocuklar gibi sevindiren” Savarona'da geçti…

Ancak…

Daha sonrası çok acıklı…

O güzelim tekne…

1979'da Heybeliada'da demirliyken cayır cayır yandı…

Alevlerin neden yükseldiği anlaşılamadı…

Tüm salon ve kamaraları değerli eşyasıyla beraber kül oldu…

Atatürk'e ait eşyaların bazları denize atılarak kurtarılabildi…

Yangının sebebi anlaşılamadı…

Takvimler “1989”u gösterirken gemi hurdaya çıktı…

Yer yerinden oynadı…

Tepki çok büyük olunca…

“Savarona” 49 yıllığına…

Armatör Kahraman Sadıkoğlu tarafından kiralandı…

Tekne o günlerin parasıyla…

45 milyon dolarlık harcama ile tamamen yeniledi…

Atatürk'ün göz bebeği o yat…

Turizm amacıyla kullanılmaya başlandı…

*

Sonra bi’de öğrendik ki...

“Savarona”nın…

20 küsur yıl önce fuhuş çetelerine kiralandığı ayyuka çıkmıştı!…

Sadıkoğlu'nun sözleşmesi 2013'te iptal edildi ve…

Bu sefer...

“Savarona”…

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından devralındı…

Altı yıl sonra da…

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın sorumluluğuna teslim edildi…

*

Şu yaşlı dünyada eşi benzeri olmayan “Savarona” yatı...

Atatürk’ün “manevi mirası” olarak...

İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda (Tuzla) demirli...

Geçmişte yıllarca süren atıl durumundan kurtarıldı...

Aslına sadık detaylı onarımlarla yenilendi...

*

Bi’kez daha geriye dönelim...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk...

Ankara’da “19 Mayıs” törenini izledikten sonra ...

Çıktığı Güney Anadolu gezisinden hasta olarak İstanbul’a geldi...

İki gün sonra da...

Kendi isteği ile “Savarona” yatında kalmaya başladı...

Ne var ki...

Çok sevdiği “Savarona”ya...

Ulu Önder’in son gelişiydi...

Nitekim...

Bir daha Ankara’yı göremedi...

*

Atatürk, hastalığının nedeni çok iyi biliyordu...

Doktorların saklamasına karşın ansiklopedi ve tıp dergilerinden (siroz) bölümlerini okuduğunu ve...

Hastalığının sonucunu öğrendiğini herkes görüyor ama görmemezlikten geliyordu...

Atatürk, hiç bir zaman hiç bir kimseye halinden yakınmadı o süreçte...

Bu konuda Ulu Önder ile hizmetliler ve konuklar arasında...

Sanki sessiz bir (**)akit oluşmuştu...

*

Önemli bir ayrıntı daha...

Bu acı veren süreçte...

Atatürk hiçbir zaman, hiçbir kimseye halinden yakınmıyor ama...

Hastalığının ağırlığından ve ölümden de söz etmiyordu...

Çünkü...

Hayatı boyunca ifade ettiği gibi; bu acı süreçte de...

“Ölümden korkmak ahmaklıktır!” diyordu...

Savarona Yazısı

(*) kurum: Katı veya sıvı yakıtların (kömür, odun, fuel-oil vb.) eksik yanması sonucu ortaya çıkan is ve siyah renkli duman artığı...

(**) akit : Anlaşma...

Nokta…

Hamiş 1: Boyu 136, genişliği 16 metre olan 92 yaşındaki “Savarona”, yüzme havuzu ve Türk hamamının yanı sıra 86 metrelik altın işlemeli büyük merdivenleri, sinema salonu ve Atatürk'ün şahsi eşyalarının yer aldığı kütüphanesiyle tek kelimeyle bir şaheser… Atatürk'ün kaldığı odada Gazi'nin Selanik'te kullandığı ahşap karyolası ve yatağı korunuyor… Ayrıca, üstünde “MKA” yazılı sigarası ile mendili, eldiveni, fotoğrafları, Cumhurbaşkanlığı forsu, bardakları, bastonu sergileniyor…

Hamiş 2: Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılan “Savarona”, devlet eliyle restore edildi... Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldız Sarayı'nın açılışında yaptığı konuşmada geminin restorasyonuna ve manevi mirasına sahip çıkıldığını söyledi; geçmişte yaşanan bazı tartışmalara atıfta bulunup, yatın hak ettiği değere kavuşturulduğunu vurguladı...

Sonsöz: “Mezarım mı olacak bu tekne benim?” / Gazi Mustafa Kemal Atatürk… (Hastalığı nedeniyle Savarona’nın tadını çıkaramadığı için böyle demişti!”