Bu dünyaya veda ettiğinde...
(11 Şubat 2023)
98 yaşındaydı...
Bugünleri görseydi...
“101” yaşının huzurlu günlerini yaşıyor olacaktı...
Ah, nasıl da akıp gidiyor ömürler!
*
Aslında Rodos doğumluydu...
Babası Durmuş Yaşar boya ticareti yapıyordu...
Vatana kavuşma arzusu her geçen gün artıyordu...
Sonunda...
Yaşar Ailesi, takvimler 1931’i gösterirken İzmir’e taşındı...
Zaman kaybetmediler...
Kemeraltı Şeritçiler Çarşısı'nda hemen bir dükkan açtılar...
Ailenin büyük oğlu Selçuk Yaşar...
İlk ve orta öğrenimini İzmir'deki Saint Joseph'de...
Liseyi de İstanbul Kadıköy'deki yine Saint Joseph’te tamamladı...
...Ve doğru İzmir’e...
Delikanlı Selçuk Yaşar’ın “usta önlüğü” hazırdı...
İş hayatına...
Babasının Kemeraltı Şeritçiler Çarşısı'ndaki...
Boya mağazasında başladı delikanlı Selçuk Yaşar...
Ailenin gençleri öyle hırslıydı ki...
Babası ve kardeşiyle birlikte...
Yıllar, yıllar önce...
Kısa adı “DYO” olan “Durmuş Yaşar ve Oğulları”...
Marksını yarattılar...
Ve zaman yitirmeden...
Hızla imalata giriştiler ve...
Tartışmasız “Dünya” markalarından biri oldular...
Haklı olarak gururlandı Yaşar Ailesi...
Çünkü...
“DYO”...
Türkiye'nin ilk boya fabrikası olarak tarihe geçmişti...
*
İzmir'le büyüdü…
İzmir de, O'nu büyüttü…
Cumhuriyet Tarihimiz'in…
En önemli işadamlarından biri olarak kayıtlara geçti…
İzmir Sevdası'nı kimselerle paylaşmadı…
İzmir'i ve Türkiye'yi…
İlk'lerin öncüsü yapmek için ter döktü…
Babası Durmuş Yaşar'ın
Kemeraltı'ndaki boya dükkkanından…
Kocamaaan bir “Yaşar Holding” yarattı…
*
Meslek hayatımda iki kez patronum oldu…
(Ege Ekspres ve Gazete Ege…)
Ancak…
O'nu sadece bir kez; 25 Ekim 1994'te Hürriyet'te yazdım…
O sırada…
69 yaşındaydı…
Bugün ise…
Size, bize, hepimize...
Bulutların üstünden el sallıyor İzmir’e ve Türkiye’ye...
96 yaşında…
Dile kolay; 32 sene geçmiş aradan…
Bi'baktım arşivime…
Vallahi, fena değil bugüne göre…
“Büyük Patron”a…
Yaşgünü sürprizi olarak, o yazıyı bi'kez daha…
Virgülüne dokunmadan aşağıda okuyacaksınız…
*
O'nu yakından tanıyanlar, “gerçek bir sabır taşıdır” derlerdi… Tanımayanlar, çiftliğindeki ineklerin başında görseler, “Yahu, bu adamın mı 43 şirketi ve iki vakfı var?” deyip, şaşar kalırlardı… Yine aynı dostları, “Biraz eli sıkıdır ama, bu da patron olmanın önemli bir özelliği” diye tek olumsuz yanını dile getirilerdi… Demirel'e aşırı sempatisi vardı ama arada sırada da olsa küstüğü de olurdu…
*
Hayatı boyunca her sabah Yaşar Holding binasına en erken giren üç kişiden biri Selçuk Yaşar'dı… Bir şeyi “ilk yapan” olmak, onun için hobiden de öte, tutkuydu… Unutmak mümkün mü? Türk Milleti'ne “Tuborg” birasını da ilk tattıran yine Selçuk Yaşar oldu… Büyükler için ilk özel birayı üretir de çocukları unutur mu? “Bir Nesil Pınar'la Büyüdü” sloganına dikkatinizi çekerim… Bu meslekte bugüne değin rastladığım en güzel, en gerçekçi ürün sloganı olan “Bir Nesil Pınar'la Büyüdü”, Selçuk Yaşar'ın vatana ve millete verdiği önemi vurguluyordu… Kendisi resim yapamadı ama, Türkiye'nin özel sektöre ait ilk resim müzesini kuran da yine Selçuk Yaşar'dı…

*
Onlarca şirketinde çalışan hemen tüm elemanını isimleriyle ezbere bilir, onlara adıyla seslenirdi… Bununla da yetinmez, o personelin eşi ve çocuklarıyla da ilgilenirdi… Hangi yöneticisinin hangi çocuğunun, hangi okulda hangi sınıfta okuduğunu yakından izler, notlarını öğrenir ve sık sık da ödüllendirirdi… Aptal insana tahammülü yoktu… Kimilerine göre, tek “gaddar” yanı da buydu… Aşağı yukarı her patron sabahları kahve içer; Selçuk Bey, 07.30'da ıhlamur yudumlayarak güne başlardı… Müthiş bir fıkra antolojisine sahipti; binlerce fıkrayı ezbere bilirdi... Yeri geldiğinde de, eğer karşısındaki onu çok kızdırmışsa, bir fıkra ile “şah ve mat”, o kişi “perişan” eder…
*
Selçuk Yaşar, profesyonel “yelkenci” ve “dalgıç” olarak da bilinirdi... Bu nedenle, “Denizden babam çıksa yerim” diyenlerdendi ve deniz mahsüllerine bayılırdı…
*
Cebinde… Değilse elinde… Orada da değilse en az yarım asırlık antika çalışma masasının üstünde daima bir kehribar tesbih vardı… “Ne alaka, acaba canı sıkıldığı zaman tesbih mi çekiyor?” demeyin… Kendi ifadesi ile “Tesbih insana düşünme payı veriyor…”du...
*
...Ve, 26 yıl önceki köşe yazım burada sona eriyor…
*
Bugün'e gelince…
Selçuk Yaşar'ın, İzmir'e katkılarını hatırlama zamanıdır…
Türkiye'nin ilk özel köy tiyatro binasını…
Taa, 50 yıl önce Bademler'de o kurdu…
96 yaşındaki bu anıt adam…
Bu kente sayısız ilkokullar, ortaokullar, liseler kazandırdı…
Kocaman üniversite armağan etti…
İki gazete ile bir derginin doğmasını gerçekleştirdi…
Ege TV'nin, kurucu ortağı olarak bir “ışıklı pencere” yarattı…
ESİAD'ın, SETBİR'in ve Karşıyaka Kulübü'nün Onursal Başkanı oldu…
Hayatının 70 yılını…
İstisnasız Karşıyaka'ya adadı…
Bunlar kolay olmuyor…
Merak edenler bu ayrıntıları bilmeli bence...
*
Bitiriyoruz…
İzmirli olmaktan gurur duyan Selçuk Yaşar’a göre...
Hayatının en önemli basamağı şuydu:
“Cumhuriyet'le varolmanın onuruyla…
İş dünyasında Cumhuriyet'i yaşatmıştır…”
Devlet Baba’nın bile girmediği…
(Güvencesiz alanlarda…)
Hayata geçirdiği markalarla (Et, süt mesela…)
Özel teşebbüs için “Brave Heart / Cesur Yürek” oldu…
Hepsinden önemlisi...
“Vatan Aşkı”...
O’nu, “Baba bir sanayici” yaptı...
Taaa, bi'vakitler doğan…
Issız Türkiye'nin yıldızına…
Bu köşeden selam olsun…
Nokta…
Hamiş: Selçuk Yaşar, bir dönem “Ege Ekspres” gazetesini, “Devir Dergisi”ni ve “Gazete Ege”yi çıkarıp, efsane “Ege TV”nin de kurucularından oldu... Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği'nin (SETBİR), Ege Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ESİAD) ve Karşıyaka Spor Kulübü'nün Onur Kurulu Başkanı olan Selçuk Yaşar, Türkiye Sanayiciler ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) kurucuları arasındaydı...
Sonsöz: “Çalışmaktan, yaptığım işi sevmekten; dürüst ve sabırlı olmaktan ve şükretmekten asla vazgeçmedim… Hayat çok zor ama insan sabırlı olduğunda mutlaka yüzüne gülüyor… / Selçuk Yaşar… / İşadamı – Büyük Patron...”