Her hafta trafik denetimlerinin bilançosu açıklanıyor.
Rakamlar büyük, cezalar büyük, öfke daha da büyük.
Denetime elbette itiraz yok.
Kimse “kuralsız trafik” istemiyor.
Ama bugün ortaya çıkan tablo, denetimden çok tahsilatı çağrıştırıyor.
Trafik cezaları artık caydırıcı olmaktan çıktı; yıkıcı bir noktaya geldi. Öyle ki, deyim yerindeyse ocağa incir ağacı dikiyor.
Bir bakalım rakamlara:
Hız sınırını yüzde 10–30 aşmanın cezası 2 bin 719 TL.
Yüzde 30–50 arası 5 bin 662 TL.
Yüzde 50’nin üzeri 11 bin 629 TL.
Tamam…
Aşırı hız yapmayalım.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ama mesele sadece sürücünün ayağı değil. Mesele yol, tabela ve akıl meselesi.
Otobandan çıkıyorsunuz…
Kemalpaşa’ya, Armutlu’ya giden yol geniş bir ana arter.
Yolun standardı 70–80 kilometre. Trafik akışı da buna uygun.
Ama tabelada ne yazıyor?
50 km.
Sonuç ne oluyor?
Gözünüz yolda değil, hız göstergesinde. Bir anlık dalgınlık, trafik akışına uyma refleksi…
Radar. Ceza.
2025’te hız cezaları artırılmadan önce, 72 kilometre hızla radara yakalanan şahsıma kesilen ceza, 9 bin 700 TL.
Ayda iki kez böyle bir ceza yeseniz, bir işçi emeklisinin maaşı buhar.
Çınarlı yolunda da tablo değişmiyor.
Yol geniş, akış hızlı, tabelada 50 kilometre yazıyor.
Ceza ise affetmiyor.
Ortaya çıkan tablo net:
Yol 80’lik, tabela 50’lik, ceza 10 binlik.
Bu mudur adalet?
*
İzmir’de 19–25 Ocak haftasında 26 bin 478 sürücüye ceza kesildi.
En fazla ceza hız ihlalinden.
Ardından emniyet kemeri, cep telefonu, kask ve kırmızı ışık…
Kazalara bakıyorsunuz:
Yaralanmalı kazaların yüzde 55’i motosiklet, yüzde 23’ü yaya.
Demek ki sorun sadece hız değil.
Sorun; altyapı, denetim yöntemi, yol planlaması ve eğitim.
Ama çözüm ne?
En kolay yol: ceza yazmak.
Radarlar çoğu zaman kazaların en sık yaşandığı noktalara değil,
trafiğin en akıcı olduğu yerlere kuruluyor. Amaç can kurtarmak mı, yoksa rakam tutturmak mı; insan ister istemez soruyor.
Eğer gerçekten amaç trafik güvenliği ise:
– Yolun standardına uygun hız belirlenir,
– Tabela ile yol uyumlu olur,
– Radar sürpriz değil, uyarı niteliği taşır.
Ama amaç bütçe açığını kapatmak ise:
– Yol akıyor, tabela düşüyor,
– Radar pusuda bekliyor,
– Fatura vatandaşa kesiliyor.
Kimse kuralsızlık savunmuyor.
Ama adalet, sadece mahkeme salonlarında olmaz.
Yolda olur, tabelada olur, cezada olur. Aksi halde bu iş denetim olmaktan çıkar, geçim cezasına dönüşür.