6 Nisan…
Takvimde sıradan bir gün gibi durur.
Ama gazetecilik mesleği için öyle değildir.
Bu tarih…
Bir kalemin susturulduğu,
ama gerçeğin susturulamadığı gündür.
Hasan Fehmi Efendi…
1909’da Galata Köprüsü’nde vuruldu.
Ve o gün…
Bu topraklarda bir gerçek yazıldı:
Gazetecilik,
sadece yazmak değildir.
Bedel ödemektir.
*
O günden bugüne…
Ahmet Samim…
Zeki Bey…
Hasan Tahsin…
Sabahattin Ali…
Abdi İpekçi…
Çetin Emeç…
Uğur Mumcu…
Ahmet Taner Kışlalı…
Musa Anter…
Metin Göktepe…
Hrant Dink…
Ve isimlerini tek tek saymaya kalksak
sayfaların yetmeyeceği onlarca gazeteci…
Hepsi aynı nedenle hedef alındı;
Gerçeği yazdıkları için.
*
Uğur Mumcu…
Bombayla susturulmak istendi.
Abdi İpekçi…
Sokak ortasında vuruldu.
Çetin Emeç…
Evinin önünde katledildi.
Ahmet Taner Kışlalı…
Kapısının önünde hayattan koparıldı.
Musa Anter…
Düşünceleri susturulmak istendi.
Muammer Aksoy…
Aydınlığı savunduğu için öldürüldü.
Metin Göktepe…
Bazı polislerce döve döve öldürüldü.
Hrant Dink…
Bir nefret ikliminin hedefi oldu.
*
Ellerinde silah yoktu.
Sadece kalemleri vardı.
Ama o kalem…
bazıları için silahtan daha tehlikeliydi.
Çünkü gerçek,
karanlığın en büyük düşmanıdır.
Aydınlık fikirler, karanlık düşüncelileri çok korkutur.
*
Bu ülkede gazeteciler sadece haber yazmadı.
Bedel ödedi.
Sürgün edildi.
Yargılandı.
Tehdit edildi.
Ve kimi zaman…
öldürüldü.
Ama hiçbir zaman susmadı.
Çünkü gazetecilik…
bir meslekten önce bir vicdandır.
*
Asıl acı olan ne biliyor musunuz?
Bu ülkede öldürülen gazetecilerin listesi var…
Ama adaletin tam anlamıyla yerini bulduğu dosya sayısı yok.
Dosyalar kapandı…
Ama gerçekler kapanmadı.
Cinayet dosyaları faili meçhul kaldı. Elleri kanlı olanlar bedelini ödemedi.
Failler sustu…
Ama kalem susmadı.
*
1909’dan 2026’ya…
Galata Köprüsü’nden
Ankara sokaklarına…
Diyarbakır’dan İstanbul’a…
Kıbrıs’tan Kocaeli’ye…
Bu coğrafya, kalemini bırakmayanların, halk için yazanların, dürüst, namuslu insanların mezarlığı oldu.
Ama aynı zamanda…
onların bıraktığı gerçeğin de hafızası oldu.
*
Bir gerçek var ki değişmedi:
Onları öldürenler unutuldu.
Ama öldürülenler unutulmadı.
Ve unutulmayacaklar…
Çünkü kalem…
toprağa gömülmez.
Yazılanlar silinmez.
Gerçek er ya da geç ortaya çıkar.
*
Bugün 6 Nisan…
Şehit Gazeteciler Günü.
Bugün sadece anma günü değil…
bir yüzleşme günüdür.
Bu ülkenin, kendi gazetecilerine ne yaptığını anımsama günüdür.
*
Ve belki de en önemlisi…
Bir daha hiçbir gazetecinin
gerçeği yazdığı için öldürülmediği
bir ülkeyi kurma sorumluluğudur.
Çünkü…
Gazeteci susturulursa,
toplum karanlığa mahkum olur.
Gazeteci susturulursa,
Ülkemizin geleceği de karanlık olur.
Bugün İzmir’de onları anacağız.
Işıklar içinde uyusunlar.
Unutmadık, unutmayacağız.