Son Mühür Gazetesi’nde geçen yıllarda mayıs ayında neler yazdığımı şöyle bir gözden geçirdim. Bu yıl yani 2026 mayıs ayı yazısı olarak iktidar yetkililerinin Anayasa değişikliği isteklerini değerlendirmeye çalışacağım. Farkındaysanız ülke olarak “kuruluş değerlerlerimiz” gün geçtikçe yok ediliyor. Bu iddiama katılıp katılmamak gibi bir soru size sormayacağım. Ancak ben bu soruma, ülkemizde özellikle “çok bilmişlerin” ve “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” tavırlı insan kılıklıların arttığı bugünkü toplumumuzda “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sistemini kendine ilke edinen bir toplum haline geldik, diye yanıt vereceğim. Neden diye sorarsanız; ne yazık ki toplumumuzun yüzde 60’a yakını bu sistemi kendilerine ilke edinmeye başladı diye düşündüğümü de iddia ediyorum. Bu iddiama katıl(ma)dığınızı tahmin ediyorum.

Neyse son 25 yılda, yani çeyrek asırda kuruluş değerlerimiz olan Atatürk’ün ilke ve devrimleri başta olmak üzere, Cumhuriyet, “Hak-Hukuk-Adalet”, Demokrasi, İnsan Hakları, Hayvan Hakları, Eşitlik, Eğitim, ve Kadın Hakları ile ülke ekonomisi gibi toplumun eşitlik ilkeleri ne yazık ki gün geçtikçe tek tek yok ediliyor. En önemlisi de toplumun yüzde 65’inin açlık ve yoksulluk sınırına doğru iteklendiğini de belirtiyorum. Tabii açlık ve yoksulluk derken sadece emekçilerimiz ile emeklileri kastetmiyorum; bu değerlerimizin arasına küçük esnafı ve yaşamsal üretim yapan firmalar ile kuruluşları da katıyorum.

Bu ay benim için yaşamımdaki sürecin en önemli ayı. Mayıs ayının 19’uncu günü Mustafa Kemal’in doğum günü, çoğunuz biliyorsunuz. Ancak Z kuşağı olarak küçümsenen (!) gençlerimizin çoğu bilmiyor kanısındayım. Bu evlatlarımız ile ilgili öyle çirkin ve mesnetsiz yorum yapanlar oluyor, ben onlara asla katılmıyorum. Z kuşağı olarak 30 yaşlarına kadar olan bu değerlerimizi ben çok seviyorum. Çünkü bu evlatlarımızı beğenmeyenler benim yaşamım boyunca hiç sevmediğim kişiler tarafından dışlanıyorlar. Nasıl mı? “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” tavırlı kendini beğenmişler tarafından ne yazık ki…

Mayıs ayının önemli günlerine devam edelim. Mayıs ayı Mustafa Kemal’in yedi emperyalist ülke tarafından işgal edilen Anadolu’nun bağımsızlığını sağlamak için 16 Mayıs günü eski bir tekne ile İstanbul’dan Samsun’a gitmek için hırçın Karadeniz’e çıktığı gün. Mayıs ayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs gününü Gençliğe armağan ettiği ve ülke olarak “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutladığımız gün.

En önemlisi de 27 Mayıs 1960 günü yapılan askeri ihtilal sonrası
9 Temmuz 1961 tarihinde yürürlüğe giren 1961 Anayasası’nın uygulandığı ay. Bu Anayasa 103 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeli ve nitelikli bir anayasasıydı.
Gelin size bu anayasa ile ilgili birkaç özelliğini aktarayım.
*Bu Anayasa ile güçler ayrılığı sağlanmıştır…
*Cumhurbaşkanı olan kişinin partisi ile bağının kesilmesine karar verilmiştir…
*Çoğulcu demokrasi ilkesi benimsenmiştir…
*TBMM Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olmak üzere ikiye ayrılmıştır…
*Yargı bağımsızlığı sağlanmıştır…
Neler mi yapıldı?
Yönetim organları; Yasama (TBMM ve Cumhuriyet Senatosu, Yürütme (Bakanlar Kurulu) ve Yargı (Bağımsı Mahkemeler) olarak belirlendi.
Devlet Başkanı’na Cumhurbaşkanı unvanı verildi.
Bu Anayasa nemi oldu?
12 Eylül 1980 günü TSK’nın Kenan Evren denilen zat ve üç kuvvet komutanı (!) askerler tarafından yapılan müdahale sonrası kurulan Milli Güvenlik Konseyi’nin çıkardığı “Anayasa Düzeni” adı altında kanun ile 1961 Anayasası sona erdirildi…
Sonrası 1982 yılında 177 madde ve 16 geçici maddeden bir anayasa bugüne kadar yürürlükte kaldı Ancak bugüne kadar 12 kez değişikliğe uğratıldı.
Son bir iki cümle daha yazdıktan sonra bugünkü satırlarımı tamamlayacağım.
İlk belirteceğim konu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un terörün başlık yapıldığı “Süreç” konusu ile yaptığı açıklama. Önerim bu açıklamayı internet kanallarından okumanız. Çünkü anayasa ile ilgili ne gibi değişiklikler yapılacağına dair hiç mi hiç değerlendirme yapmadı
Numan Kurtulmuş TBMM Başkanı olarak... Ayrıca açlık ve yoksulluk sınırına çekilen emekçi, emekli, esnaf, kurum ve kuruluş sahiplerinin serzenişleriyle ilgili de konuşmadı.
Bir de çalışan emekçi kesim üzerine yüklenen vergiler nedeniyle verilen önergeleri de kabul edilmesi için gayret etse çok iyi olur.
Aslında TBMM olarak yapacakları o kadar çok iş var ki…
Son cümlem; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız ile Kurban Bayramımız tüm ulusumuza kutlu olsun.