Türkiye’nin siyasi arenasında...
Dün...
İki siyasi parti lideri...
Adeta...
Sözbirliği etmişçesine...
Bu güzel ülkenin...
Birbirine çok yakın “iki dev sıkıntısını” masaya yerleştirdi...
Üstelik...
Özellikle hükümetle ilgili...
Yaşamımızı yakından ilgilendiren son derece ciddi eleştirileri...
Bir araya getirip...
Vatandaşa seslendirdiler...
*
Mesela...
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan...
Ekonomik gidişat üzerinden hükümete yüklendi ve...
Çok net olarak...
Kalbinden geçenleri sıraladı:
“Mutfakta yangın var diyoruz ve o meşhur sözü bi’kez daha hatırlatıyoruz: (Tencerenin devirmeyeceği iktidar yoktur)...”
Erbakan, bununla da kalmadı ve seçim sandığı için tarih verdi:
“2027 sonbaharında yapılması kuvvetle muhtemel olan seçime hatırlanıyoruz...”
*
Yazımızın ikinci siyasi lideri Saadet Partisi’nin başkanı Mahmut Arıkan...
Türkiye’nin siyasi rotasını eleştirmekle kalmadı; gerisini şöyle getirdi:
“Bugün Türkiye’deki enflasyon problemi kadar TÜİK kurumunda da ahlak problemi var... Nasıl olur da bu kadar fiyatların arttığı bir dönemde Mart ayının enflasyonu Şubat ayına göre düşer?”
Saadet Partisi’nin lideri Arıkan, bununla da kalmadı, sözlerini şöyle noktaladı: “Artan hayat pahalılığına karşın, savaş halindeki İran’dan, Ukrayna’dan daha pahalıya et yiyoruz!”
Gerçekten böyle ise...
“Eyvah, eyvah!”

*
Kimileri şunu diyebilir?
“Bunları söyleyen, ifade eden genel başkanlar siyaseten inandırıcı olabilir mi?”
Bal gibi olur?
Son kamuoyu yoklamalarına bakılırsa...
Yeniden Refah Partisi’nin oy oranı, yüzde “11.2”lerde...
Saadet Partisi ise, yüzde “9.3”lerde...
Kaldı ki...
“Erken Seçim tartışması” büyüyor ve...
Gidişata bakılırsa...
“Evet...” diyenler önde gibi...
*
En taze rakamlara bakalım...
“ASAL Araştırma”nın Mart 2026 verilerine göre...
Katılımcıların “yüzde 58,9”u...
Erken genel seçim yapılması gerektiğini düşünüyor...
Erken seçime karşı çıkanların oranı ise “yüzde 36,6”da kaldı...
İyi de...
Koskoca Türkiye’de...
Muhalefet cephesinden bakıldığında neden...
“Acil bir erken seçim” masaya yatırılsın isteniyor?
*
Ancaaak...
Bir örnek daha...
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman...
Çok değil; bir ay önce ne dedi?
Aynen şunu dedi:
"Yenilen pehlivan güreşe doymazmış...
Muhalefet, 25 yılda 18 seçim kaybettiği için şimdi diyor ki...
Erken seçim, erken seçim...
Seçimler, Allah izin verirse 2028 yılının zamanında yapılacak...”
*
Peki, bu durumda...
Ana muhalefet partisi CHP...
Nasıl bir strateji yürütecek?
Bu soruyu...
20. Dönem İzmir Milletvekili ve...
Değerli büyüğümüz Metin Öney’e sordum...
İşte...
Sayın Öney’in kısa ama anlamlı “bir bilen”yorumu:
“Muhalefetin erken seçim arzusu gerçekleşmez... Çünkü, o seçimden maksat iktidarı tayin etmektir, seçmektir ve mevcut durumda seçim kararı alma konusunda Cumhur İttifakı sayısal olarak etkilidir... Kaldı ki, bugünkü iktidar partisi zaten iktidarda olduğu için (erken seçime) neden gitsin? Alın size geçmişten müthiş bir örnek: 1991 Seçimleri, Anavatan Partisi tarafından erkene alındı ve o seçimi kaybetti ve bir daha iktidar olamadı... Bu sebeplerle (an itibariyle) erken seçim olma ihtimali yoktur... Ne olur da, Meclis aritmetiğinde çok önemli bir değişiklik yaşanırsa (erken seçim) mümkün olabilir... Kaldı ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem adaylığını hem de seçimi garantiye alırsa erken seçime gidebilir... Bunun dışında Cumhuriyet Halk Partisi için (açık kapı) yaratmak hayli sıkıntılı gibi görünüyor...”
Nokta...
Hamiş: Erken seçim, siyasi arenada iktidar ve muhalefet arasında farklı anlamlar taşır... Muhalefet için "halkın iradesine dönüş" ve çözüm arayışı, iktidar için ise genellikle "siyasi istikrarın devamı" veya "mevcut durumun teyidi" olarak görülür...
Sonsöz: “Erdoğan, kazanıyor olsaydı erken seçim yapılırdı ancak kazanamıyor... 2027’nin sonbaharında seçime giderler... / Özgür Özel / CHP Genel Başkanı...”