“DEVLET BABA NASIL YIKILIR?” ANLATMIŞTI!

Abone Ol

Okumaya başladığınız satırların...
Aslında ilginç bir gizemi var...
Telaffuz etmekte...
Zorlansak da...
Bi’türlü “sürekli mutluluğu” yakalayamıyoruz!
Neden? Çünkü...

“Yıllardır hepimizi ağlatan enflasyondan!”

*

Başlık biraz şaşırtıcı ama devamı ibretlik…
Üstelik…
103 yaşındaki Cumhuriyet'e adeta “hayat dersi” gibi!

*

Yıllar, yıllar önceydi…
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yaşlarıydı…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Genç Türkiye'nin…
Dünya ekonomisinde söz sahibi olmasını istiyordu…
Hiç de kolay değildi...
Çünkü...
İstiklal Savaşı’nda yedi düveli dize getirmiştik ama paramız yoktu!..
Her şeye rağmen...
Şahane fırsatları değerlendiriyordu Atatürk...

Fabrikalar... Kurumlar... Kuruluşlar...

Arka arkaya bacalarını tüttürmeye başlamıştı…
Unutulmaz örnekler her geçen artıyordu…
Mesela…
İskenderun Demir Çelik'i…
Son vidasına kadar Ruslar yaptı…
Bedelini parayla değil…
Rusya'da yetişmeyen “domates” ile ödedik…
Aynı Rusya…
Seydişehir Alüminyum'u yarattı…
Borcumuzu “portakal” ile kapattık…
Bitmedi…

Nazilli Basma fabrikası…
Kayseri Sümerbank Tekstil fabrikası…
Şişecam fabrikası…

Ve daha niceleri…
Ruslar tarafından gerçekleştirildi ve…
Ödemesi “portakal” ile yapıldı…
Hepsinin karşılığını…
Sebzeyle ve narenciye ile ödedik…

*

Biz, o günlerden taaa bugünlere…
Kendi göbeğimizi keserek geldik…
Arada sırada yürürken hafiften tökezledik!
Ne var ki...
Kimselere muhtaç olmadık…
Taaaa ki…

Takvimler bugünleri gösterinceye kadar…

*

Yeni değil ama...
Bugünlerin acımasız “enflasyon belası”...
Düşman başına...
Semt pazarına gidenler...
Eriklerin üstündeki “250 TL.” etiketini görünce...
Tutmasanız düşecekler tezgahın üstüne!

*

Bizim mahalleye minik kamyoneti ile uğrayan...
Motorize bir manavımız vardı; önceki gün “veda” etti...
Başka mahallelerde rızkını arayacak...
Sebebini anlattı bir cümle ile:

“Fiyatı görünce vatandaş meyve / sebze almaktan vazgeçiyor!”

Ardından ekledi, acıklı bi’şekilde:

“Arabanın mazot parasını bile çıkaramıyorum!”

Neden?

Yüksek enflasyondan!

Vatandaş çaresiz; çocukların canı çekiyor...
Büyükler kahroluyor; şu minik listeye bakın:

Erik: 200 - 250TL. / Kiraz 300 TL. / 350 TL... / Karpuz: 70 TL.

Kasapları hiç sorma, yanına yaklaşılmıyor...
Derken...
Şarkılardaki gibi...

“Neler oluyor bize, neler oluyor?”

Sorusunun hedefindeki vatandaşlarız biz aslında...
Üstelik...

“103” yaşındaki Cumhuriyet’in evlatlarıyız...
Ve...
Bu topraklarda nefes alıp, vermenin...
Tarifsiz heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz...

*

O günlerden bugünlere...
Hep kendi göbeğimizi keserek geldik...
Kimselere muhtaç olmamak için...
Taaaa ki...
Takvimler bugünleri gösterinceye kadar...
TÜİK verilerine göre...
Yıllık enflasyon uçuyordu resmen!
*

Sonuç her zamankinden daha acıklı...
Pahalılıktan kimi evlere ekmek girmiyor!..
Farkında değil miyiz?
Pazarda çöpe giden meyve / sebzeyi toplayanlar(!) çoğaldı…
Çocuklar yeterli beslenemiyor...
Nasıl büyüyecekler?
Bitmedi!
Hastalıklar çoğalıyor; farkında değil miyiz?
Neden böyleyiz?
Geçmişten...
Ders alamadığımız için...
Bu haldeyiz!

*
Tam 35 yıl önce bugünler...
Yani...
Türkiye Cumhuriyeti’nin...
1991’li yılları...
Rahmetli Süleyman Demirel'in…

“Altı kez gidip, yedinci kez iktidara geldiği günler...”

Takvimler, Kasım ayının sonunu gösteriyor...

*

Başbakan Süleyman Demirel...
Seçime giren siyasi partilerin genel başkanları ile buluşuyor...
O günlerde...
Memleketin çarşı / pazarı alev alev...
Cumhuriyet tarihinde ilk kez...
Tüketici enflasyonu “yüzde 71,1”…
Toptan enflasyon ise “%63.2”...
Memleket, hayat pahalılığınden yanıyor resmen!
Demirel’e gelince...
Masanın başında ve...
Aralarında başbakanlık yapmış...
Farklı ideolojileri temsil eden liderleri selamlıyor önce...
Prof. Dr. Necmettin Erbakan… Bülent Ecevit… Mesut Yılmaz… Prof. Dr. Erdal İnönü… Doğu Perinçek…

Fotoğrafta yer alanlar, Başbakan Demirel'i, dikkatle dinliyorlar…
İşte…
“Baba”nın o tarihi konuşmasından en çarpıcı bölüm:
“Enflasyon bana göre siyasi değil, bilimsel bir olay… Doğru yaparsanız enflasyon, makul sınırlar içinde kalır… Yanlış yaparsanız enflasyon alır başını gider… Enflasyon devletleri yıkan; milletleri de içinden bozan bir olaydır… Enflasyon sadece bir pahalılık olayı değildir… Ahlakı bozar; borcu olan borcunu ödeyemez; alacağı olan da alacağını alamaz... Hırsızlıktan, soygunluktan fuhuşa kadar hemen bütün kötü yolları açar... Toplumun içini bozar... Onun için Batılılar enflasyona (Bir numaralı halk düşmanı!) derler… Batı enflasyondan fevkalade çekinir... Serbest piyasa ekonomisini uygulayan ülkelerde enflasyon hemen hemen yüzde 5 ve 5'in altındadır… Demek ki, enflasyon bir milletin kaderi değildir…”
*
Diğer liderler bilgilendiler ama hiç konuşmadılar... O buluşmanın üstünden 35 yıl geçti… Enflasyon belası, Türkiye için “mumyalanmış” gibi... Hep karşımızda, durdurabilirsen, durdur! Durum acıklı!

Nokta...
Çocuklar beslenemezse büyüyemezler… Unutmayalım ki, bu güzel memlekette beş yaşından küçük her üç çocuktan biri olumsuz besleniyor… İki yaşından küçük her üç çocuktan ikisi de yetersiz gıda alıyor… Nasıl bu hale geldik biz?
Hamiş: “Çocukların yetersiz beslenmesi bireysel değil, kamusal bir sorun" ... / Gıda mühendisi Bülent Şık...”

Sonsöz: “(Şapkasını işaret ederek / Bu fötr şapkayla altı defa gittim, yedi kere geldim... Meydanlara çıksam Tayyip Erdoğan'ı yenerim… (Süleyman Demirel – Dokuzuncu Cumhurbaşkanı… 11 yıl önce (17 Haziran 2015 Vefatından kısa bir süre önce…)