An itibarıyla üstünden 48 yıl geçti...
Neredeyse yarım asır...
Ya da farklı bir ifadeyle...
Tamı tamına...
“17 bin 520 gün” önce...
Bu güzel ülkede...
İnsan eliyle gerçekleşen kanlı katliamlarından sadece biriydi...
Bir başka bakışla...
Belki de Cumhuriyet Tarihi’nin...
Üniversiteli gençleri “bomba” ile sindirme eylemi...
Daha açık ve net ifadeyle...
“Beyazıt Katliamı”...
Hafızalardan silinmeyen gerçek bir “üniversiteli kıyımı”dır!
*
Takvim yaprakları o günü...
“16 Mart 1978 Perşembe” olarak gösteriyordu...
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde...
İddialara göre...
Sol görüşlü öğrencilerin arasına bırakılan bombanın patlaması ve...
Ardından açılan ateş sonucu “yedi öğrenci” oracıkta can vermiş...
41 üniversiteli de yaralanmıştı...
Bir anda...
O talihsiz gençlerin “çığlıkları / feryatları” birbirine karıştı...
Bu eylem...
Türkiye Cumhuriyeti’nin...
İlk “üniversiteli gençlerin bombalı katliamı” olarak tarihe geçti...
Anneler, babalar kahroldu...
Türkiye kan ağladı...
Bu korkunç olay...
Dehşet filmlerini hatırlatırcasına...
Türkiye tarihine “kara bir leke” olarak geçti...
Her şey...
Öğle saatlerinde...
Beyazıt'ta okuldan çıkan öğrencilerin üzerine...
Kimlikleri taaa bugüne değin belirlenemeyen kişilerce bomba atıldı...
Ardından otomatik silahlarla yaylım ateşi açıldı...
Talihsiz gençlerin çığlıkları – feryatları birbirine karıştı...
O korkunç saldırıda...
Ne acıdır ki, gencecik yedi öğrenci oracıkta son nefesini verdi... (Hatice Özen, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek ve Murat Kurt)
*
Bu olay...
Ne ilginçtir ki...
O dönemdeki “siyasi gerginliğin” ve...
“komando terörü” olarak adlandırılan faşist saldırıların...
Doruk noktası olarak işaret edilmişti...
Nitekim...
Saldırı inanılmaz bir infial yarattı...
Üniversite kapatıldı ve protesto gösterileri düzenlendi...
...Ve, 16 Mart 1978...
Türkiye’yi allak bullak eden olay...
Türkiye'deki öğrenci eylemlerinde yaşanan “en kanlı” ve...
İlk büyük “bombalı katliam” olarak tarihe geçti...
*
O tarihte Türkiye Cumhuriyeti’nin...
Başbakanlık koltuğunda Bülent Ecevit vardı...
İlk sözü şu oldu:
“Vahşi bir cinayet ve demokrasiye yönelik bir suikast!”
Arkasını ise şöyle getirdi:
“Hükümet böylesi karanlık odakların üzerine kararlılıkla gidecek... Sağ-sol çatışması görüntüsü verilmek isteniyor... Saldırı doğrudan demokrasinin işleyişine ve üniversite gençliğine yönelik planlı bir tehdit... Bu olay karanlık güçlerin tezgahının yanı sıra vahşi bir cinayet ve demokrasiye yönelik bir suikastir...”
*
Ne acıdır ki...
“Kanlı Beyazıt” olayı...
Ecevit'in 1977-1978 yıllarında karşı karşıya kaldığı...
Yoğun siyasi şiddet ortamının...
En önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlarda duruyor!
*
Bitiriyoruz...
Yine iddialara göre...
Emniyet arşivine...
“7 Mart 1978 tarih, 1.D.2.12780” koduyla girip...
Resmiyet kazanan “bilgi” notunda...
Belirtilen yer ve tarihte gerçekleşen katliama engel olunmadı...
O çok önemli “bilgi notu” ise...
Katliamla ilgili soruşturma ve yargılamalar sürerken...
Şaşıracaksınız ama...
Hiç ortaya çıkmadı...

Takvimler...
“Beyazıt Katliamı”nın 30'uncu yılını işaret ederken...
Kanlı olayın üzerinden geçen onca zamana karşın...
Yargılamalar sonucunda “ceza alan” olmadı!..
Ve, hepsinden ilginç olanı da şu oldu:
İki polis şefi görevlerinde kayıtsız kalmakla...
Üçüncü polis de...
Öğrencileri dağılma noktasına kadar...
Koruma altında tutması gerekirken...
Üniversite kapısında terk etmekle suçlandılar...
...Ve, delil yetersizliğinden sadece “ihtar” cezası aldılar...
Finalde ne oldu?
Şu oldu:
Takvimler 2008 yılını gösterirken...
30 yıllık zaman aşımının dolduğunun anlaşılmasıyla...
O dava ortadan kaldırıldı...
Nokta...
Hamiş: Bülent Ecevit, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “1974-2002” yılları arasında toplam “beş farklı dönem”de başbakanlık yaptı... CHP ve DSP Genel Başkanlığı dönemlerinde, özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve 1999-2002 koalisyon hükümetleri ile tanınan Ecevit, 1974, 1977, 1978-1979, 1999 (56. Hükûmet) ve 1999-2002 (57. Hükûmet) yıllarında görev aldı...
Sonsöz: Üniversitelerde huzur; özellikle terör tehdidi altındaki bölgelerde güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarla sağlandı... Güven ortamı, eğitim-öğretim faaliyetlerinin kesintisiz sürmesini, öğrenci sayısının artmasını ve kampüslerin güvenli hale gelmesini sağladı...
UNUTMAYALIM... UNUTTURMAYALIM...