Nasıl bi'hayattır bu?
Doğacaksın… Deli gibi okuyacaksın…
Beş çocuklu bir ailenin…
En büyük evladı olarak doktor olacaksın…
Profesör unvanına layık görüleceksin…
Yurtdışında alkışlanacaksın…
Hayatını…
Amansız hastalıkların pençesindeki insanlara vakfedeceksin…
Mesela…
Cüzzam gibi…
Yakaladığı ademoğlunu “parça parça” alıp götüren…
İğrenç bir hastalığın…
Türkiye'de neredeyse “yok olmasını” sağlayacaksın…
Bu nedenle…
“Uluslararası Gandhi Ödülü” alacaksın…
Sonra…
Söz vereceksin kendine…
“Atatürk İlke ve Devrimlerini korumak, geliştirmek; çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak” yeminiyle…
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin…
Kurucularından olacaksın…
“Yetmez...” deyip…
Bu derneğe genel başkanlık yapacaksın…
Yıllarca, bıkıp usanmadan…
Hastalıklara, cahilliğe ve haksızlıklara amansız savaşlar vereceksin…
Nice kız çocuğunun umudu olacaksın…
Türkiye'nin en ücra köşelerinde…
Evlerinden çıkamayan kız çocuklarını okutabilmek için…
Engellere karşı “tek başına” savaşacaksın!
36 bin kız çocuğunun meslek sahibi olmasını sağlayacaksın…
30 bin üniversite öğrencisine burs vereceksin…
28 kız yurdu, 56 okul yaptıracaksın…
“Kardelen Projesi” sayesinde…
“Baba Beni Okula Gönder Kampanyası” ile…
Gönülleri fethedeceksin…
O kızların yoluna ışık tutacaksın…
Onların tek tek Türkiye'nin kubbesinde yıldız olduğunu görünce…
Gururlanacaksın…
Bunları yaparken kendini bitireceksin!
Sonunda kanser belasına yakalanacaksın!..
*
Daha acısı var!
Yıllar, yıllar önce…
Ergenekon dalgası kapsamında…
Prof. Dr. Türkan Saylan'ın evinde ve dahi…
ÇYDD'nin genel merkeziyle…
14 ilde 20'den fazla şubesinde polis silah aramıştı…
O gün Türkan Saylan'dan…
Hastalığı ilerlediği için evinde kan alınıyordu…
Bana mısın demediler…
Bilim kadını o haldeyken, evini yedi saat didik didik ettiler…
Hepsini içine attı…
Dertleri dağ gibi oldu…
Haksızlığa uğradı ama asla inandığı değerlerden ödün vermedi…
Taaa, 12 yıl sonra…
235 sanıklı Ergenekon davasında karar açıklandı…
Örgüt üyeliğiyle suçlanan tüm sanıklar beraat etti…
*
Ömrünün son 17 yılında kanserle savaştı…
Hayat'tan kopmadı ama…
O melun hastalık…
18 Mayıs 2009'da O'nu aramızdan aldı, götürdü…
Bi'tek…
Kanserle savaştan yenik çıkmıştı!
Cenaze töreni mitingden farksızdı…
*
Edebiyat Dünyası'nın yıldızı Ayşe Kulin…
“Vasiyetidir…” diyerek…
Türkan Saylan'ın hayatını yazdı…
Roman'ın adı bile çarpıcıydı:
“Tek ve Tek Başına: Türkan”…
Sonra o romandan esinlenilerek TV dizisi yapıldı…

*
Kitabın arka kapağını…
Türkan Hoca'nın ibretlik şu sözleri süslüyordu:
“Tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün, er veya geç gelecekti… Buna bütün kalbimle inanıyordum… Sabrımı ve sükunetimi, bu inançtan alıyordum… O güne kadar, başa her gelen çekilecekti! Yaşam Oyunun kuralı böyle! Ne demiş şair: Yaşamak şakaya gelmez…”
*
Ve gelelim, bugünlere…
Türkan Hoca…
17 yıl önce, “73 yaşında” veda etmişti bu güzel ülkeye…
Ve ne gariptir ki…
Tam da o yiğit eğitim savaşçısının vefat yıldönümünde…
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi…
İnanılmaz bir “tartışma”nın merkezi oldu…
Türkan Saylan adının…
Evinin olduğu sokağa verilmesinin…
Neden bir yıldır komisyonda bekletildiği gündeme geldi…
Sonra...
Sıkıntı tatlılıkla halledildi...
*
Bitiriyoruz…
Değerlerimizi kaybetmek ne denli acı veriyorsa…
O değerlerin…
Hiçbir şeyle ölçülemeyecek kıymetlerini hiçe saymak…
İnsanoğlunu “üzmek”ten başka neye yarar ki?
Yazık, çok yazık!
Ancaaaak...
Her şeye rağmen bi’güzellik var...
En azından...
Eğitimini üstlendiği binlerce kız çocuğu...
Türkan Saylan Hoca için...
Hep aynı dileği tekrarlıyor:
“Bu kalp seni unutur mu?”
Nokta…
Hamiş: O, bir eğitim meşalesiydi... Kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile binlerce kız çocuğuna ve gence eğitim bursu sağlayarak fırsat eşitliği yaratmış bir “eğitim kahramanı" olarak anılıyor...
Sonsöz: “Kavgacı değilim, benim kavgam başka türlü... İnsanların başarılı olması için, onların kendi başarısını yaratmalarını bekledim… Bağırma, çağırma hiçbir zaman sistemi geliştirmez… / Prof. Dr. Türkan Saylan…”