Devletine ve milletine adanmış bir ömrün sahibi olan Devlet Bahçeli’yi anlatmak, aslında birkaç cümleye sığdırılabilecek kadar kolay değildir. Çünkü onun siyasi hayatı; makamdan, mevkiden ve şahsi beklentilerden ziyade, devlet ve millet merkezli bir anlayışın mücadelesiyle şekillenmiştir.

Ömrünü bu davaya adamış, En çetin dönemlerde ortaya koyduğu irade, aldığı tarihi sorumluluklar ve çoğu zaman kendi siyasi geleceğini dahi ikinci plana atan kararları, zaman içerisinde daha iyi anlaşılacaktır.

Yıllar önce söylediği “Bin yılda karıldı bu ülkenin harcı, ayrıştırmak kimin harcı?” sözü bugün yeniden anlam kazanmaktadır. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı; yeni ayrılıklar üretmek değil, bin yıllık kardeşliği daha da güçlendirecek bir iradeyi ortaya koymaktır.

Bugün çerçeve yasa ve barış süreci tartışmaları üzerinden ortaya konulan siyasi irade de bu açıdan değerlendirilmelidir. Devlet Bahçeli’nin attığı adımlar, yalnızca bugünün siyasi şartları içerisinde değil, Türkiye’nin geleceği ve toplumsal huzuru açısından okunmalıdır. Terörün sona ermesi, silahların tamamen devreden çıkması, kardeşliğin güçlenmesi ve devletin üniter yapısının korunması; Türkiye’nin ortak geleceği bakımından tarihi bir sorumluluktur.

Burada asıl mesele, kimin ne kazandığı değil; Türkiye’nin ne kazandığıdır. Asıl mesele makam değil, memleket; günlük siyasi hesaplar değil, devletin ve milletin uzun vadeli menfaatleridir.

Adı Gibi Devlet

Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu tarihi sorumluluğun ağırlığı da tam olarak burada yatmaktadır. Dün en sert şartlarda devletin bekasını savunan bir irade, bugün şartlar değiştiğinde Türkiye’nin önünü açabilecek adımları atma cesaretini de gösterebilmektedir.

Çünkü devlet adamlığı, sadece zor zamanda direnmek değildir. Zamanı geldiğinde milletin huzuru için ağır sorumlulukları üstlenebilmek, gerektiğinde kendi siyasi konforundan vazgeçebilmek ve attığı adımın sonucunu tarihe bırakabilmektir.

Belki bugün herkes aynı pencereden bakmayabilir. Belki atılan adımların anlamı bugün tam olarak kavranamayabilir. Fakat tarih, günübirlik tartışmalardan çok daha uzun bir hafızaya sahiptir.

Ve bazı insanlar vardır ki isimleri yalnızca nüfus kâğıtlarında değil, yaptıklarıyla anlam kazanır.

Adı gibi Devlet…
Ömrünü devlete adamış bir Devlet.
Milletin bekası için sorumluluk almaktan çekinmeyen bir Devlet.
Ve belki de bugün attığı adımların gerçek anlamını geleceğin Türkiye’sine bırakacak bir Devlet