Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Veda Hutbesi’nde ırkçılığı, soy ve kavim üstünlüğü iddialarını açıkça reddederek şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine; beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.”

Bin yıllık kardeşliğimize gölge düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Bizi birbirimize düşürmeye, aramıza nifak tohumları ekmeye ve farklılıklarımız üzerinden ayrıştırmaya çalışanların ekmeğine yağ sürmeyelim.

Zonguldak’ta Silopili tarım işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırıyı kınıyorum. İnsanların memleketi, dili, kökeni, mezhebi veya kimliği üzerinden hedef alınması asla kabul edilemez. Bir kişinin işlediği yanlış, koskoca bir topluluğa mal edilemez.

Ülkemizin kritik bir süreçten geçtiği bugünlerde hepimize düşen görev; öfkeyi büyütmek değil, sağduyuyu hâkim kılmaktır. Birbirimize karşı kin ve düşmanlık üretmek değil, kardeşliğimizi daha da güçlendirmektir.

Bizim mayamızda ayrılık değil, kardeşlik vardır. Bu topraklarda Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Boşnağıyla, Romanıyla ve daha nice farklı kimliğiyle milyonlarca insan yüzyıllardır aynı kaderi paylaşmaktadır.

Bizi güçlü kılan, aynı olmamız değil; farklılıklarımıza rağmen aynı vatanın evlatları olabilmemizdir.

Unutmayalım; fitne büyürse hepimiz kaybederiz. Kardeşlik büyürse hepimiz kazanırız.

Bugün daha fazla ayrışmaya değil, daha fazla kenetlenmeye ihtiyacımız var.

Irkçılığa, ayrımcılığa, provokasyona ve kardeşi kardeşe düşürmek isteyen her türlü fitneye karşı duralım.
Geliniz, bu ülkenin huzurunu birkaç kişinin öfkesine, provokasyonuna ve sorumsuzluğuna teslim etmeyelim.

Unutmayalım ki kardeşlik, sadece aynı sofraya oturmak değil; zor zamanda birbirinin hakkını, hukukunu ve onurunu savunabilmektir. Bir yerde bir insan haksızlığa uğradığında, onun kimliğine bakmadan “Bu haksızlıktır” diyebilmektir.

Adalet, sevmediğimiz için bile olsa hakkı teslim etmektir. Vicdan ise bize benzeyenin değil, insan olanın yanında durmayı gerektirir.

Hiçbir saldırı, hiçbir provokasyon ve hiçbir suç; bir millete, bir memlekete, bir kavme veya bir topluluğa karşı düşmanlık üretmenin gerekçesi olamaz. Suçun şahsiliği ilkesinden ayrılmadan, hukukun ve adaletin gereği neyse onun yapılmasını istemeliyiz.

Bu topraklarda acılarımız da sevinçlerimiz de ortaktır. Aynı bayrağın altında, aynı vatanın üzerinde, aynı geleceğe yürüyen insanlar olarak birbirimize düşmek değil, birbirimize sahip çıkmak zorundayız.

Çünkü bizi bölmek isteyenlerin en büyük arzusu, birbirimize olan güvenimizi kaybetmemizdir. Onların karşısındaki en güçlü cevap ise sağduyu, adalet ve kardeşliktir.

Geliniz; sosyal medyada yayılan her provokasyona öfkeyle değil, akılla yaklaşalım. Bir görüntüye, bir iddiaya veya bir söylentiye bakarak milyonlarca insanı suçlamayalım. Yangına benzin taşıyan değil, ateşi söndüren olalım.

Bugün bir başkasının hakkını savunmazsak, yarın kendi hakkımızı savunacak bir kardeşlik zemini bulamayabiliriz.

Bizim sözümüz nettir:

Bu vatan hepimizin. Bu bayrak hepimizin. Bu topraklarda yaşayan her vatandaşımızın onuru ve güvenliği hepimizin meselesidir.

Irkçılığa da ayrımcılığa da nefret diline de provokasyona da karşıyız.

Öfkemizi adaletten, hassasiyetimizi kardeşlikten, sözümüzü hakikatten yana kullanalım

Rabbim bu aziz millete birlik, beraberlik, huzur ve kardeşlik nasip etsin. Aramıza nifak sokmak isteyenlere fırsat vermesin.