İnananlar için...
Belki de...
Tanrı’nın bir lütfu...
Ege’nin iki yakası...
Tam da...
İzmirli Sezen’in o “unutulmaz” şarkısında seslendirdiği gibi...
Yaşınız kaç olursa olsun...
Taaa, 104 yıl önce...
Kanla sulanmış o topraklar çoktan acıların üstünü örtse de...
Her daim...
Dostluğa çağrı yapan...
İç gıcıklayıcı, esrarengiz bir davet vardır...
Ege’nin karşı yakasına doğru...
Hatırlatsın “Minik Serçe / Sezen Aksu” size, bize, hepimize:
“Cigaramı sardım karşı sahile... / Yaktım ucunda acıları... / Ağları attım, anılar doldu... / Ağlar hasretimin kıyıları... / Yareme tuz diye yakamoz bastım... / Tek şahidim aydı aman... / Bir elimde defne, bir elimde sevdan... / Kalbim Ege'de kaldı...”
Bu ölümsüz hasret şarkısı bile yetiyor...
Ege’nin iki yakasını buluşturan sevdalara el uzatmaya...
*
Yaşlı dünyada ne kadar örneği vardır bilinmez ama...
Muhteşem Ege Denizi'nin...
Kopmayan iki yakasıdır; “Türkiye ile Yunanistan”...
Her iki yaka için de geçerlidir şu sözümüz:
“İki Devlet de iki kıyının ışığıdır...”
Geçmiş zamanın ağlatan izleri...
Kanla ıslanmış “104 yıllık” bir zarfın içinde duruyor...
*
Son 20 yıldır...
Yunan sularındaki adalara...
Nedense hep biz gidiyoruz Komşu’ya...
Oysa...
Cennet koyların...
Kadife gibi denizin daha alası bizim tarafımızda...
Bunları bildiğimiz halde...
Baktım...
Geride bıraktığımız yaz sezonlarında...
Adeta “evimiz gibi” değerlendirip...
Akın etmişiz Komşu’nun denizine, kumuna, balığına!
Öyle ki; adeta rekorları parçalamışız...
“Bekle beni komşum!” dercesine:
Koşmuşuz milletçe komşumuzun denizine, güneşine...
2022’de 416 bin...
2023’de 814 bin...
2024’de 1 milyon 153 bin...
Ve...
2025’de 2 milyon 253 bin 513...
Vatandaşım...
Komşu’nun plajında, sofrasında başrol olmuş!
2026’ın sonuna değin...
Kaç milyon gideriz Komşu’nun topraklarına; Allah bilir!
Bu da farklı bir güzellik...
Komşu’nun topraklarında bıraktığımız para...
810 milyon Euro’yu geçtiği konuşuluyor...
Bu rakam...
104 yıllık barışın rekoru olarak tarihe geçti bile...
*
Hepimiz, şunu merak ediyoruz...
Bizim topraklarımızın...
Sahillerimizin...
Adalarımızın...
Komşu’nun güzelliklerinden ne eksiğimiz var?
Doğal güzellik açısından
Kıymık kadar “zayıf notumuz” yok...
Ne var ki...
Komşu’dan bize gelen turist sayısı inadına giderek azalıyor...
Çok değil, 10 yıl önce...
Komşu’dan gelen turist sayısı 800 binden fazlaydı...
Bu gün o rakam...
500 binin altında dolaşıyor...
Hatta...
Daha da aşağılara doğru rota tutmuş adeta...
Neden?
Aynı topraklar...
Aynı güneş...
Aynı deniz...
Sofradaki balık bile aynı...
O zaman...
Biz turist diye ellerimizi açıp dua ederken...
Karşı kıyıdakiler...
“Hoş geldin kardeş...” diyerek, laf aramızda...
“Ellerini ovalıyorlar...”
*
Sadece bununla mı kalıyor?
Hala...
“Uluslararası aklı” devam ettirerek...
Avrupa ülkelerine kapak atmak için...
Bizim sulardan karanlıkta botla yola çıkıp...
Avrupa hayallerini gerçeğe dönüştürelim derken...
Çoluk, çocuk boğularak balıklara yem oluyorlar...
Çoğunu biz kurtarıyoruz...
Komşu diyerek bağrımıza bastığımız Yunanistan...
Dönüp arkasına bile bakmıyor!
*
Aslında bizim de kabahatimiz var sanki...
Mesela...
Ne hikmetse...
Botlar denize açılırken haberimiz olmuyor(!)
Oysa!
Kaçaklar...
Ne zaman öleceklerini(!) bile anlıyor!..
Yunan hiç zaman yitirmeden...
Kancalarla doğrudan o garibanların botunu patlatıyor...
Onlar da çaresiz bizim Sahil Güvenliği arayıp...

“Ölüyoruz; gel bizi kurtar...” diyor...
Ne kadar garip!
Böyle bir denizin iki yakasında “turizm rekoru” kırılıyor...
Çünkü...
Yunan, belki bizim kadar parayı sevmiyorlar(!)
Ama...
N’olursa olsun...
“Yassah hemşehrim” demeyi bizden daha iyi biliyorlar...
*
Bunlar hayatın içinden gerçekler...
Bi’de...
Ege’nin her iki kıyısı için de...
Turizm adına söylenecek çok şey var...
*
Hayli merak edilen soruyu masaya koyalım...
Yurtdışı tatili için...
Neden ilk sırada “Komşu Yunanistan” var?
Yakın olduğu için mi?
Yoksa...
“Turizm zanaatını bizden daha iyi bildikleri için mi?”
Bu sorunun cevabını...
Kısa adı “ETİK” olan “Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamaları Birliği Başkan Yardımcısı Bülent Tercan”, bi’çırpıda özetledi...
Diyor ki, Sayın Tercan:
“Kıyı turizm ilçelerimizden Yunan adalarına giden Türk turist sayısının beşte biri kadar Yunanlı Türkiye’ye gelmiyor maalesef...
Bu problemi mutlaka çözmeliyiz... Hepsinden önemlisi bizim turistlerin, Çeşme, Foça, Kuşadası, Dikili, Çandarlı, Bodrum, Marmaris gibi kendi ilçelerimizde daha fazla kalmasını nasıl sağlarız?
Neden akın akın insanlar benim turizm ilçemi seçmiyor da Yunan adasını tercih ediyor? Neden bizim (Türk) gezginlerimizin turizm ilçelerimizde kalmayıp da Yunan adalarına gittiğini gördükçe, şu soru karşımıza dikiliyor:
“Plajından, restoranından neyi biz yanlış yapıyoruz?
Eksiklerimiz neler? Neden biz tercih edilmiyoruz da...
Yunan adaları daha çok tercih ediliyor?”
Mesela, gezginlerimizin Türk sahil kasabalarını daha fazla tercih etmelerini sağlayacak düzenlemeleri neden yapamıyoruz? Oysa bu görev, aslında belediye başkanlarımızın boynunun borcudur... Zaten “5393 sayılı Belediye Kanunu” turizm adına tanıtım yapmak, belediye başkanlarının çöpü toplamak gibi, kaldırım yapmak gibi, asfalt dökmek gibi kanunen asli görevi olduğunu belirtiyor... Kıyı ilçe belediyelerimizi, yerli turistin tekrar tercih etmesini sağlamamız gerekiyor... Buradaki sosyolojik durumu iyice inceleyip konuyu çözmekte acil yarar var... Sezonu açtık, inci gibi kıyılarımız, harika tesislerimiz var; şu işe bakın ki, yerli turistleri bekliyoruz... Gel de üzülme!”
*
Bitiriyoruz...
Minik bir hatırlatma ile...
Geçen yıl (2025) Türkiye'yi ziyaret eden...
Yunan turist sayısı yaklaşık “621 bin” seviyesinde gerçekleşmişti...
Son veriler doğrultusunda...
Türk turistlerin Yunanistan'a yaptıkları seyahatlerde...
Ciddi bir artış yaşanırken...
Tersine trafikte (Yunanistan'dan Türkiye'ye gelen turist sayısında) ise...
Bir önceki yıla göre gerileme oldu...
Ne kadar acıklı değil mi?
Nokta...
Hamiş: Yunan adalarına gidip, neden tercih sebebi olduğunu inceleyip, ona göre gerekiyorsa bizim kıyı turizm belediyelerimiz de gerekli değişiklikleri, düzenlemeleri, sezonun hemen başındayız, şu anda yapmakta büyük fayda var... Zaten bunu yapamadığımız için bu haldeyiz!
Sonsöz: “Komşu Yunanistan, turizmi sadece “deniz-güneş-kum” üçgenine sıkıştırmıyor... Tarih, yerel tavernalar, müzik ve köy hayatı gibi unsurları harmanlayarak "otantik bir Akdeniz deneyimi" satıyorlar... Üstelik çok da başarılılar...”