Beydağ…

Adını duyanın aklına ne gelir?

Toprak gelir…
İncir gelir…
Zeytin gelir…
Kestane gelir…
Emeğin kokusu gelir.

Ama artık bir şey daha gelecek:

Maden. Hem de zehirli bir maden.

+++

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Beydağ’daki antimuan madenine “ÇED olumlu” dedi.

Yani ne dedi biliyor musunuz?

“Devam edin.”

Ne pahasına?

Toprağın pahasına…
Suyun pahasına…
İnsanın pahasına…

+++

Proje ne?

Halıköy’de yeraltı antimuan madeni…

Yetmiyor…
Kapasite artırılıyor.

28 bin 800 ton neymiş?
50 bin ton olacak!

Yani daha çok kazı…
Daha çok patlatma…
Daha çok toz…
Daha çok risk…

Ve bu proje kaç yıl sürecek?

18 yıl.

Bir neslin ömrü…

+++

En yakın ev?

360 metre.

Bir çocuğun oyun oynadığı mesafe…
Bir annenin pencereyi açtığı mesafe…
Bir çiftçinin tarlasına yürüdüğü mesafe…

Patlatma olacak…

Toz olacak…

Gürültü olacak…

Ama sorun yok!

Çünkü kağıt üstünde her şey “uygun”!

+++

Peki o kağıtlarda yazmayan ne?

Küçük Menderes Ovası…

Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri.

Zeytinlikler…
İncir bahçeleri…
Sebzenin yetiştirildiği verimli topraklar…
Geçimini topraktan sağlayan insanlar…

Bir yanda yaşam…
Bir yanda maden…

Ve tercih?

Madenden yana.

+++

Antimuan…

Sanayide kullanılıyor.

Evet.

Ama aynı zamanda zehirli bir ağır metal.

Yüksek maruziyet?

Zehirlenme.

Toprağa karışırsa?

Gıda zinciri.

Suya karışırsa?

Hepimiz.

+++

Şimdi soruyorum:

Bir avuç maden için
bir ovayı riske atmaya değer mi?

Bir şirketin kazancı için
bir bölgenin geleceğini feda etmeye değer mi?

Bakın mesele sadece Beydağ değil.

Mesele şu:

Bu ülkede artık “ÇED olumlu” kararları,
çevreyi korumak için değil,
projeleri korumak için mi veriliyor?

+++

Dün başka bir bölge..
Başka bir ilçeydi?
Bugün Beydağ…

Yarın başka bir ilçe…

Sonra başka bir ova…

Sonra?

Geriye ne kalacak?

Beton…
Toz…
Ve “keşke”ler…

+++

Zeytin ağacı sabırlıdır…

Yıllarca büyür.
Yüzyıllarca yaşar.

Ama bir patlatma…
Bir yanlış karar…

Ve hepsi biter.

Beydağ’a yazık etmeyin.

Çünkü mesele sadece bir ilçe değil…

Mesele, toprağın mı kazanacağı, yoksa rantın mı.

Ve görünen o ki…

Toprak yine kaybediyor.
İnsan ve insanlık kaybediyor.