Yazımızın başlığı… Hacivat-Karagöz repliklerinin en çok bilinenidir… Hacivat tarafından söylenir… Ve… “Yıktık perdeyi eyledik viran!” cümlesi ise… (Yıktık, dağıttık; ortalığı enkaza çevirdik…)

Oyunun bitişini haber verir…
Devamı ise şöyledir:

“Varayım sahibine haber vereyim heman…”

*

Hayatımız, an itibarıyla…
Hacivat-Karagöz'ün bitiş cümlesinden farksız…

Dileyen, dilediği malı, dilediği fiyata satmayı sürdürdüğü için…

Piyasa…
Ne yazık ki, “devrilmiş” bir “hayat sahnesi” görüntüsü veriyor…
Ayrıca…
Denetim, filan da hak getire…

*

Orta sınıf üstü kafeteryada ısmarladığınız...
Bir fincan Türk kahvesinin fiyatı...
Son bir yılda...
Ortalama “80-90 TL.” bandından “150-250 TL”ye kanatlanıverdi!
Vatandaş, neredeyse “kahve içmeyi” unutacak!..

Bitmedi...
Büyük zincir kafelerde bu fiyatlar 300 TL.’ye uçuyor...

*

Kafe sahibine sorarsanız…
Eteğindeki taşı hemencecik döküveriyor:

“Toptancı kaç lira derse o oluyor!”...

Bakın, doğalgaza zam geliyor…
Suyun fiyatı her ay düzenli katlanıyor...
Elektrik faturası ise…
Elektriğin kendisinden fazla çarpıyor elini uzatanın…
Personel giderlerini, vergiyi falan saymıyorum bile…

*

Beklenen “acı son” çok hızlı geldi…
İzmir'in…
Hatta Ege Bölgesi'nin gözde semti Alsancak'ta bi'dolaşın…
Devren kiralık ya da satılık ilanlar…
Başınızı döndürecek; kalbinizi acıtacak…

Eğlencenin kalbi Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde…

Ve dahi…
O namlı caddenin paralel sokaklarında…
Sessiz-sedasız bir “çöküş” yaşanıyor…
Acı sonun bilançosu “yıkım fermanı” gibi…

*

Ve, bi'gazetenin manşeti:

“Uçaktan önce fiyatlar uçuyor!”

Ekmekten tuza, şekerden akaryakıta kadar her ürüne…
Üstelik...
Neredeyse her gün zam gelirken…
Uçak yolculuğundaki fiyatlar…

“Şaka herhalde…” dedirtecek kadar…

İnsanın aklını başından alıyor!
Örneğin İzmir'den – İstanbul'a gitmek için yola çıktıysanız…
Türk Hava Yolları'nda (THY) İstanbul - İzmir gidiş-dönüş uçak biletleri an itibarıyla başlangıç olarak ortalama 4.000 ile 6.000 TL. civarında...
Tabiii ki...
Tarihlere ve yoğunluğa göre bu fiyatlar değişiklik gösterebilir...
Ancaaak!
Daha bunun “taksi ücreti” var…
Aman dikkat!
Havalimanında karnınız acıkmaya başladı mı?

Önce fiyatları kontrol edin…

Çünkü…

(Burası beyinleri yakıyor…)

Hava limanında bir pizza ve yanında bir kutu kola 800 TL.
(Uçak biletinden 350 TL daha az!)
Şimdi diyebilirsiniz ki…
Uçak biletine “o yüksek rakamı” veren…

Bir adet pizza ile kolaya 800 TL.'ye yakın ücret ödemiş; ne gam!

Ancak…
Kazın ayağı öyle değil…
Serbest Piyasa Ekonomisi…
Ekonomik sorunların çözümünün…
Devlet Baba'nın…
Ekonomiye müdahalesiyle değil…
Fiyat mekanizması aracılığı ile gerçekleştirildiği ekonomi biçimidir…
Arz ve talep…
Temel belirleyici olarak kabul edilir…
Fiyat mekanizmasının iyi işlemesi zorunludur…

*

Havalimanlarında bile olsa…
Kirayı bahane ederek…
Anormal “yüksek fiyatları” kabullenecek miyiz?
“Benim kiram çok yüksek…” diyerek…
Bu yolu “tercih” etmek…
“Piyasa Ekonomisi” gerçekleri içinde…
Bi'kesim tarafından hoş(!) karşılansa bile…
Vatandaşların vicdanında kendine yer bulamaz…
Böylesi projeler…
Enflasyonu azdırır, diğer mekanlar için kötü örnek olur…
Ayrıca…
530 TL.'lik o pizzayı tüketen ve satanın biraz fren yapması lazım…
Neden?
Çünkü, “Askıda Ekmek” kuyruklarında azalma yok!

Bu millet…
Hala 25 kuruş daha ucuz bir ürün için…
Ömrünün geri kalan kısmını kuyruklarda tüketmesin...
Yazıktır, günahtır…

Devlet’in bi’adı da...
Bunun için “baba”dır zaten…
Bakkal'da 6 TL. olan kolayı…
10 kat daha pahalı satarak…
Belki o işi sürdürebilirsiniz ama…
Yaralanan kalplere…
Yarın “merhem” bile bulamaz duruma gelebilirsiniz!

*

O dükkan sahiplerinin…
Kendilerini tüketici yerine koyması son çaredir…
Ahlaki öğretiler…
Bu toplumda “özellikle bazı değerleri korumak” için vardır…
Bari onları yitirmeyelim…

*

Yaşadıklarımız…
Hacivat-Karagöz oyunundaki…

Yıkılan perdeden farksız adeta…
Devrilmeyen bir hayat sahnesi ve…
Yaşanası bir Türkiye özlemi…
Hepimizin rüyasıdır ve...
Anamızın sütü kadar helaldir!
Ancaaak!
Bu millet...
Dün alışveriş mağazasında gördüğü etiket...
En çok 48 saat sonra...
Neredeyse “ikiye katlanmış” olarak gözüne batıyorsa(!)
Demek ki...

Türkiye’nin “çarşı / pazarı”nda var genel bi’rahatsızlık!
Mesela...
Yeteri kadar denetim yapılıyor mu?
Bu güzel vatanın genelindeki çarşı / pazarlarında?

*

Çok önemli bir ayrıntı daha var...
Artan enflasyon, yüksek girdi maliyetleri (kira, elektrik) ve zincir marketlerle rekabet küçük esnafı “perişan” etti...

Kısa adı “TESK” olan “Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu”nun verilerine göre...
Geride bıraktığımız ilk “5 ay” içinde...
Memleket genelinde “53 bini aşkın işletme kapandı...”
Çünkü...
Vatandaşın satın alma gücü düştü...
Borç yükü dağlar gibi oldu!
Kepenk indiren esnaf sayısı her geçen gün artırıyor...

*

Bitiriyoruz...

Vatandaşların, “ pazar artıkları”nı toplamasının...
Asıl nedeni...

“Derinleşen hayat pahalılığı ve düşen alım gücüdür...”

Dar gelirliler, ihtiyaç sahibi olanlar...
Ne acıdır ki...
Mutfak masraflarını kısmak veya...
Temel gıdaya ücretsiz ulaşabilmek için...
Semt pazarlarında yerlere atılan...
Ya da...
Tezgahlarda kalan ürünleri toplamak zorunda kalıyor!

Dini açıdan bakıldığında ise...
İhtiyaç sahiplerinin bu durumu "günah" olarak nitelendirilmiyor...
İslamiyet'te zaruret (zorunluluk) hallerinde...
Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılama tehlikesi olması durumunda...
Başkasının hakkı olmayan atıkları değerlendirmesi...
İnançlarımıza göre...

“Haram veya günah sayılmıyor...”

Aksine, asıl günah ve vebal...
Bu ekonomik şartların oluşmasına göz yuman...
Yardımlaşma ve adaleti sağlamayan(!)
Sosyal ve idari mekanizmaların üzerindedir...

Nokta…

Hamiş: “Neredeyse her gün sosyal medyada çöp'ten ekmek arayan, çürümüş meyvelerin yenebilecek olanlarını evine götüren perişan vatandaşların görüntüleri vicdanları kanatıyor… Millet bu hale düşmemeli… / Anonim...”

Sonsöz: “Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene; kabahati ne güneşte ne de ay'da ara… Sen asıl gözlerindeki perdeyi arala… / Hz. Mevlana…”