“Aile Hekimliği” modelini bile... Avrupa'dan aldığımız için övünüyoruz! Belki de... İnsan sağlığı söz konusu olunca... Avrupa’dan gözümüze takılan en anlamlı projedir, “Aile Hekimliği”...

O günlerin AK Parti Hükümeti projesiyle...
2004 yılı itibarıyla...
(Önce Düzce’de...)
Ardından da çok hızlı bi’şekilde...
Memleketimdeki tüm sağlık ocakları...
“Aile hekimliği”ne dönüştürüldü...
Aradan “22 yıl” geçti...
Vatandaş, “Ohhh...” çekti...

*

Eh, her şey yolunda bugünlere kadar geldik ama...
İster istemez...
Kocaman bir “ama” çıkıyor karşımıza!..

*

Tarih; 25 Ağustos 2010...
Bi’de dikkatle bakıyorlar ki...
İddialara göre...

“Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği”...

Aile hekimlerini “ağır hak kayıpları” ile karşı karşıya bırakıyor...
Neden?
Şundan...
(Buraya dikkat edin çünkü hayli acıklı!..)

Kabul edelim ki; doktorlar da hastalanır!
Kaldı ki...

Uzun süre tedavi gören hekimler...
Gelirlerinin büyük bölümünü ister / istemez kaybediyor!..

Gelgelelim...

“180 günü aşan rapor” nedeniyle sözleşmeler de feshediliyor...

*

Kısa adı, “İSTAHED” olan...
“İstanbul Aile Hekimliği Derneği Yönetim Kurulu”nun yaptığı açıklamaya göre...

Kanser ve ağır kronik hastalıklar nedeniyle...
Uzun süre raporlu kalan aile hekimlerinin...
Önce gelirlerinin önemli bölümünü kaybettiği...
Ardından da 180 günü aşan rapor süreleri gerekçe gösterilerek...
Sözleşmelerinin feshedildiği iddia ediliyor...
Allah aşıkına...
Halk arasında bunun karşılığı nedir?
İnsanca ve dahi kalben aynen şöyledir:

“İnşallah, tez sağlığına kavuşur!”

Ne var ki...

Yaşanan mağduriyetlerinin telafisi çok güç...
Neden?
Hiç sormayın!
Bu bölüm hepsinden acıklı!
Mevcut mevzuat nedeniyle...
Sözleşmesi feshedilen hekimler...

İki yıl boyunca...
Yeniden aile hekimliğine dönemiyor!

*

Tepkiler...
Sular, seller gibi:

“Yıllarca bu vatanın insanına hizmet etmiş, salgınlarda, depremlerde ve afetlerde fedakârca görev yapmış hekimler, hasta oldukları gün sistem tarafından adeta kapının önüne konuluyor...”

*

Şimdi diyeceksiniz ki, “haklısınız!”
Kaldı ki...

Sizin... Bizim... Hepimizin...

Evimizin neredeyse yanı başındaki “Aile Hekimleri”ne...
Aslında...
Şevkle tek tek teşekkür etmeliyiz...

*

Bitiriyoruz...
Son karar şöyle:

“Hastalığı nedeniyle gelirinden olan...
Tedavi gördüğü için işinden koparılan...
Yaşam mücadelesi verirken...
İster istemez bir de “gelecek” kaygısıyla...
Baş başa bırakılan hekimlerin uğradığı bu muameleyi...
Kabul etmek mümkün mü?

Whatsapp Image 2026 07 08 At 06.27.56

*

Ve, doktorlar diyor ki:

“Hekimlik suç değildir; hastalanmak hiç değildir...”

Meslektaşlarımız...
Bir yandan hayata tutunmaya çalışırken...
Diğer yandan idarenin vicdanları titreten uygulamalarıyla...
Mücadele etmek zorunda bırakılıyor...
Bu tablo ne hukukla, ne vicdanla, ne de...
Sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmıyor...
Bu arada...
Sözleşmeleri feshedilen tüm eczacı arkadaşlarımızın...
Yanında olduğumuzu...
Bireysel davalarının açılmasından...
Görevlerine iade edilecekleri güne kadar her platformda...
Bu haksızlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz..."

*

Araştırmada aile hekimlerinin “yüzde 73.2”sinin, aile sağlığı elemanlarının ise yüzde “53.8”inin görevleri sırasında herhangi bir şekilde şiddete maruz kaldıkları saptandı...

En çok karşılaşılan şiddet türünün her iki grupta da...
Sözlü şiddet olduğu görüldü... Araştırmaya göre aile hekimlerinin şiddete maruz kalmalarının en büyük nedeni “yasal olmayan işlemleri” reddetmelerinden kaynaklanıyor(!)...

Aile hekimlerinin “yüzde 71.9”u, aile sağlığı elemanlarının ise yüzde “65.7”si aile hekimliği sistemine geçildikten sonra sağlık personeline karşı olan şiddet olaylarının arttığını düşünüyor...

(*) BirGün Gazetesi’nin haberinden...

Nokta...

Hamiş: “Gerçek doktor, her hasta ile birlikte yaşayıp ölendir... / Stefan Zweig / Avusturyalı yazar...”

Sonsöz: “Hekimlik suç değildir; hastalanmak hiç değildir!/ Anonim...”