Refah yılına girdik...
Cebimizde umutlar...
Kalbimizde hayaller...
Dilekler yazdık sevdiklerimize...
İyi niyet mesajları ile doldu telefon...
Televizyonda şarkılardan fal tuttuk...
Asena'yı gözyaşları ile izledik. Gülünce yanağında oluşan çukura, o güzel dansına hayran kaldık.
O ses Türkiye'ye kilitlendik. 2G ile güldük...
Survivor'da yeni sezonda neler olacak diye merak ettik.
Biraz sorunlardan uzaklaştık!
Ancak biz ondan geriye doğru sayarak, 2026'ya girerken yepyeni zamlarda hayatımız girdi. Kırmızı dön bu yılda işe yaramadı. Havai fişekler yeni yılı değil gelen zamları müjdeledi. Açlık sınırında yaşamaya devam...

Takvim yaprağı değişince hemen hemen her şeyin fiyatı arttı. Dün 15 TL olan
gevrek bugün 20 TL gerisini siz yorumlara yazın artık...

Oysa dün ne güzel yeni bir yıla giriyoruz diye mutluyduk. Her yeri süsledik. Kırmızı kıyafetler giydik. Sevdiklerimize hediyeler aldık. Yüzümüzde güller açıyordu. Dostlarla sarıldık, pastalar kestik ama...

2026 GELDİ...

İsviçre'de kayak merkezi'nde patlama ile uyandık. Galata Köprüsü'nde yürüyen canlarla kalbimiz bir şekilde attığını hissettik.

ŞANSLI YIL...

Yılın ilk günü... Tatil... Çocuklarla güzel bir kahvaltı yapalım.
Yarın iş var... Okul var... Yine koşuşturma başlıyor.

Aldığımız tadı kaçmış Milli Piyango biletine de şükür amorti çıkmış. Şanslı bir yıl olacak demek ki 2026... Sağlıklı olalım da gerisini hallederiz. Hayat akıp gidiyor. Takvim yaprakları değişiyor. Bir bakmışsınız Ocak ayı bitmiş. Biz yine de hedef koyalım. Artık ne kadarını gerçekleştirebilirsek... Sıcak evimizde oturduğumuza, güzel bir işimiz olmasına şükredelim.

Bedia

VİCDAN MI?

2025 kelimesi 'dijital vicdan' olmuş. Yapay Zekanın ön plana çıktığı bir yıl için güzel bir kelime... Ben başka bir vicdanın peşindeyim. Bugün ilk gün ama yarından itibaren alınan ücretle ayı nasıl tamamlayacağız diye düşünmeye başlayacağız. Elektrik, doğalgaz destekleri de bitiyor. ÖTV, harçlar, damga vergisi artıyor. BES katkısı da düşüyormuş. İlaç fiyatları yükseliyor. Marketten aldığın poşet bile 1 TL olmuş. Peki bu yıl neyin vicdanını konuşacağız?

Neyse, ben çocuklara kahvaltı hazırlayayım. Siz hala uyuyorsunuz değil mi? Sokaklar sessiz... İlk günün huzuru mu, yoksa alacakaranlık kuşağı sakinliği mi?

Haftaya görüşmek üzere...