Tarihten bir yaprak gibidir onların evliliği...
Taaa o yıllarda...
Öyle “aşk / meşk” filan konuşulmazdı...
Ne var ki...
Onların aşkı, gerçekten “kocaman” ama bi’o kadar da“benzersiz”di!..
Sevdaları bile hep “masallardan farksız bir aşk...” diye anılırdı...
Kalplerinden geçenlerini...
Herkesin yanında dile getirmezlerdi...
Birbirleriyle hiç seslerini yükselterek(!) konuşmadılar...
O zamanlarda...
Hayat ateş gibiydi... Zordu... Heyecanlıydı ve bir o kadar da Masal gibiydi...
Ne var ki...
Dingin hayatlar...
Duru güzellikler...
Şimdi artık pek yaşanmıyor...
Yaşansa bile...
Onlarınki gibi...
Ne yazık ki...
Dudaklarda “masal” olmuyor, olamıyor!
*
Her sohbette demez miyiz?
“Önce hanımefendiler...” diye...
O zaman başlıyoruz...
Bir yastıkta geçen “57 yıllık” büyük aşkın büyülü zaman dilimine...
*
Dün...
Türkiye Cumhuriyeti’nin...
“İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü”nün eşi Mevhibe İnönü...
“Bir Cmhuriyet Hanımefendisi: Mevhibe İnönü”...
İsimli programla anıldı...
*
Büyük ama “ıssız bir aşkın” kahramanı olan...
Mevhibe İnönü’nün...
Bu yaşlı dünyaya veda edişinin 34. Yıldönümüydü...
*
“Büyük Aşk...” sıfatı neden diyeceksiniz?
Yıllar, yıllar önce yazılmış mektuplar bize ışık tutuyor da ondan...
İşte o mektuplardan biri (kısaltılmış) haliyle:
İsmet İnönü, “Sevgilim, iki gözüm, ruhum, ellerinden gözlerinden binlerce öperim, sevgilim...” diyerek hasretini dile getiriyor... Eşi ise “Sevgili paşacığım...” diye başlıyor mektuplarına... Pembe Köşk'te 48 yıl beraber yaşayan İsmet ve Mevhibe İnönü'nün kızı Özden Toker, “Romantikleşmeye vakti olmamış bile...” dediği babası İsmet İnönü'nün, hayat arkadaşına karşı son derece duygusal, ince ve öğretici olduğunu ifade ediyor...
*
Zamanının çoğunu ailesinden uzak geçiren İsmet Paşa...
Eşine hayatı boyunca mektup yazmış...
Mevhibe Hanım ise bu mektupları, zarfı ve pulları da dahil olmak üzere özenle korumuş...
*
Bir mektup daha...
Yine İsmet Paşa’dan sevgili eşi Mevhibe İnönü’ye:
“Sevgili Mevhibeciğim, Bağlar’da bir ev satın aldım; tamir ettiriyorum... Niyetim şu: Kimse bilmesin; evimizi tamir ettirip bitireceğim, ondan sonra İzmir'e gelip bir müddet belki ilkbahara kadar beraber kalacağım... Kışın seyahat edemezsin... Şimdi oturacak yerimiz yok... Senin gözlerinden yanaklarından binlerce öperim... Senin mütehassirin... (Özleyen, hasret çeken... Mahrum kalan... İsteğine erişemeyen...)
*
Bir mektup daha; bu kez Mevhibe İnönü’den eşine: “Ruhum sevgili Paşacığım, Kışlık ev tutmaya karar verdiğinize çok sevindim, aynı zamanda üzüldüm... Bana öyle geldi ki mektubu rahatsız bir halde yazmışsınız... Sebebi saadetim, bais-i iftiharım kocacığım... Bu akşamki gazetede çok zayıfladığınızı yazıyor... Herhalde çok ıstırap çektin ki zayıfladın Sevgili Paşacığım; çok üzüldüm... Niçin sevgili kocacığımın yanında bulunup da bakamıyorum... Ne vakit ben size hizmet edecek, vazifemi ifa edeceğim sevgili Paşacağım? Hiç bir yolculuğum üzüntüsüz olmaz... Mütehassirin (Özleyen) Mevhibe İsmet...”
*
Hiç merak etmiyor musunuz?
Bu yazının başrolündeki Mevhibe İnönü...
Miralay İsmet Bey ile nasıl tanışmış?
*
İnanmayacaksınız belki ama gerçek...
O günlerin rütbesiyle Albay İsmet İnönü...
Annesinin ısrarıyla...
Misafirliğe gelen Mevhibe Hanım’ı...
Anahtar deliğinden görüyor, beğeniyor ve hemen nikah kıyıyorlar...
Nasıl ama?
Sanki film gibi...
Ni’tekim...
13 Nisan 1916'da Miralay İsmet Bey ile evleniyor Mevhibe Hanım...
20 gün geçiyor aradan...
İsmet Bey, 1920'de evi bırakıp Anadolu'ya geçerek...
Kendini Millî Mücadele'ye adıyor...
Mevhibe İnönü ise...
Savaş yılları sırasında ailesi ile beraber Malatya'ya göçüyor...
İlk bebeği İzzet'i (1919-1921) orada kaybediyor...
İkinci Lozan Konferansı'nda...
İsmet Paşa’yla beraber Lozan'a gidiyor...
1924'te oğlu Ömer (Ömer İnönü) dünyaya geliyor...
1926'da oğlu Erdal'ı, (Erdal İnönü), 1930'da da...
Kızı Özden'i (Özden Toker) dünyaya getiriyor...

*
1938'de İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra...
Türkiye'nin ikinci cumhurbaşkanı eşi oldu...
1938-22 Mayıs 1950 yılları arasında...
Çankaya Köşkü'nün ev sahibeliğini yaptı...
1928'de Yardım Sevenler Derneği'ni...
1949'da Türk Kadınlar Birliği'ni kurdu...
25 Aralık 1973'te eşi İsmet İnönü vefat etti...
*
Bitiriyoruz...
Neyle?
İsmet İnönü’nün...
“14 Mayıs 1950” de yapılan seçimi kaybetmesinden sonra...
O gece...
Çankaya Köşkü’nde hayat arkadaşıyla yaptığı konuşmayla...
O sırada henüz 20 yaşındaki üniversite öğrencisi olan...
Kızı Özden İnönü anlatıyor:
“Babam, hemen annemin yanına geldi oturdu... (Ne kadar zamanda taşınırız?) diye sordu. Annem (Hemen, çabuk taşınmaya başlarız) diye cevap verdi... Arkasından babam merak ettiklerini sordu. (Otobüse bineceksin değil mi?) Annem: (Tabii Paşam...) dedi... Babam bir soru daha sordu: “İğnemi de sen yapacaksın...” Annem gülümseyerek (Yaparım Paşam...) dedi... O zaman babam için mesele kalmadı ve rahatladı... Kalkıp salonun içinde yürümeye başladı... Aklında sorular olunca hep öyle yapardı... Bir hafta kadar sonra da Pembe Köşk’e taşındık...”
Nokta...
Hamiş: İsmet İnönü, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, “Bizi ekmeksiz bıraktın” diye eleştirenlere şu karşılığı vermişti: “Evet, ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım...”
Sonsöz: Cenaze töreninde bütün gözler, milletin matemini yürekten duyan Mevhibe İnönü'deydi... O, 54 yıllık hayat arkadaşını kaybetmenin üzüntüsü içindeydi... Ağlama gücünü kaybeden gözlerinde artık yaş kalmamıştı... Eşi için sık sık dua ediyor ve Fatiha okuyordu... Bir ara Mevhibe İnönü, top arabasının önünde durdu ve “Günaydın Paşam,” diyerek ağladı, ağladı, ağladı...