Ankara’da bazı günler vardır… Takvim yaprakları sıradan görünür ama başkentin koridorlarında saatler başka türlü işler. Bugün de öyle bir gün. Gündem yoğun, evet. Ama asıl mesele yoğunluk değil; kelimelerin ağırlığı, mesajların satır araları ve Ankara’nın kendine has o sessiz ama derin dili…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısına başkanlık edeceği saatler, iktidar cephesinde yeni haftanın rotasının çizileceği bir zemin sunuyor. Başkentte bu tür toplantılar sadece rutin bir takvim maddesi değildir; çoğu zaman siyasetin bir sonraki adımına dair ipuçları taşır.

Öte yandan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin 57. kuruluş yıldönümünde kürsüden vereceği mesajlar da dikkatle izlenecek. Ankara, bugün yalnızca konuşulanı değil, konuşulmayanı da tartar. Bahçeli’nin cümleleri, ittifak dengelerinden ülke gündemine kadar birçok başlıkta yankı bulabilir. Fakat günün asıl kırılma noktası, Keçiören’den yükselen siyasi sarsıntı gibi görünüyor.

CHP’den istifa ettiğini açıklayan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında suç duyurusunda bulunacağını duyurması, meselenin artık sadece bir ayrılık değil, sertleşen bir siyasi kopuş olduğunu gösteriyor.

Siyasette istifalar olur…

Ama istifanın ardından gelen hukuki adımlar, sadece kişisel bir kırgınlığın değil, aynı zamanda siyasetin dilinin nasıl keskinleştiğinin de işaretidir. Başkentte bugün bir ilçe üzerinden yürüyen tartışma, aslında daha geniş bir fotoğrafın parçası: Partilerde disiplin, birlik duygusu, yeni dönem arayışı ve seçmenin beklediği siyaset dili…

Ve günün finalinde, CHP lideri Özgür Özel’in kameraların karşısına geçerek bu başlıklara dair değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Ankara’nın siyasi nabzı, bu açıklamayla birlikte daha da hızlanacak. Çünkü Ankara’da bazen bir gün, bir haftaya hükmeder. Bazen bir cümle, bir dönemin kapısını aralar. Ve bazen saatler, yalnızca zamanı değil, siyasetin yönünü de gösterir. Bugün, başkentte saatler konuşuyor.